BURSA’ya İki Üniversite Yetmez!

BTÜ Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir, Bursa gibi yoğun bir nüfusa ve doğal zenginliklere sahip bir kentin daha fazla üniversiteye ihtiyacı olduğunu söyledi. Bu üniversitelerin de kalitesinin yüksek olması gerektiğini dile getiren Rektör Karademir, “Eğer Bursa’da birkaç tane daha üniversite kurulursa biz her sektörde bir ilerleme kaydederiz” değerlendiresinde bulundu. Bursa Teknik Üniversitesi, Bursa ve Türkiye..

BURSA’ya İki Üniversite Yetmez!
Tarih : Okunma : 1188.985 Yorum Yap

BTÜ Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir, Bursa gibi yoğun bir nüfusa ve doğal zenginliklere sahip bir kentin daha fazla üniversiteye ihtiyacı olduğunu söyledi. Bu üniversitelerin de kalitesinin yüksek olması gerektiğini dile getiren Rektör Karademir, “Eğer Bursa’da birkaç tane daha üniversite kurulursa biz her sektörde bir ilerleme kaydederiz” değerlendiresinde bulundu.

Bursa Teknik Üniversitesi, Bursa ve Türkiye için ne ifade ediyor?

Bursa Teknik Üniversitesi, bu coğrafyada hüküm süren Türk ve Anadolu insanının medeniyet ve bağımsızlık savaşında eğitim cephesindeki en son yeni nesil üniversite konseptini temsil ediyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde ve YÖK’ün yönetiminde yeni nesil üniversite konseptleri kuruldu. Yeni nesil üniversitelerden bir küçük örnek olarak Bursa Teknik Üniversitesi’ni tanımlayabiliriz. Klasik, mevcut birikimlerle edinilmiş bilgiyi sadece öğrencisine aktaran değil, onun üzerine yeni bilgiler üreten ve bu bilgileri öğrencilerin kendilerini geliştirebileceği, kendilerinin iş kurabileceği şekilde hazırlayan bir kurumuz. Öğrencilerimizi proje hazırlama ve problem çözme odaklı bir üniversite konsepti hazırladık.

Bursa Teknik Üniversitesi’nin özel üniversite olduğu ile ilgili bir algı oluştu. Sizce neden böyle bir algı var? 

Bursa Teknik Üniversitesi tamamen sıfırdan kurulan bir üniversitedir. Başka bir üniversiteden yüksekokul ya da hoca almadı. Yeni bir özel üniversite olarak düşünüldüğünü düşünüyorum. Örneğin, Uludağ Üniversitesi’nin bir yüksekokulunu da üniversitesini merkez olarak kabul eden, onun etrafın yeni binalarla şekillenen bir üniversite olsaydı devlet okulu olduğu anlaşılırdı. Binalarıyla, özel kalemiyle, eğitim kadrosuyla tamamen sıfırdan hazırlandığı için özel okul olduğu düşünülüyor. İlk defa öğrenci alan programlarımız olduğu için çok kalabalık sınıflarda eğitim yapılmıyor. Çok donanımlı bir eğitmen kadromuz bulunuyor. Çok güzel bir sinerji ile çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Diğer taraftan donanımlı laboratuvarımız, atölye ortamlarımız ve proje odaklı çalışmalarımız ile öğrencilerin ihtiyaçlarına cevap veriyoruz. “Özel üniversite ile devlet üniversitesini birbirinden ayıran farklar nelerdir?” sorusunun cevabına bakmak gerekiyor. Özel üniversiteler öğrenci gelmediği zaman çalışamayacağı için öğrencinin ilgisini çekmesi gerekiyor. Bu sebeple bina konseptleri, marka hocalar ve marka projeler yaparak kendini reklam eden kurumlar olmak zorundalar. Biz ise bizi tercih eden öğrencileri kaliteli bir şekilde eğitmek için çalışan bir üniversiteyiz. Bu sebeple insanlarda böyle bir algı bulunuyor.

Bursa’nın öncelikli hedefleri arasında turizmde marka olmak var. Kaliteli üniversiteler ilk başta bu turizm hedefine katkı sağlayacak kurumlar. BTÜ gibi kaliteli üniversiteler çoğaldığı ve Bursa’nın bir öğrenci şehri olması halinde Bursa’nın hedeflerine ulaşması daha kolay olacaktır.

BTÜ UMUT VAAT EDEN BİR ÜNİVERSİTEDİR

Bursa Teknik Üniversitesi 2010 yılında kuruldu ve 4 yıldır mezun veriyorsunuz. Türkiye’de yükseköğretim anlayışına bakarsanız neler söylersiniz? Hangi unsurları ön plana çıkarırsınız? 

Cumhurbaşkanımızın talimatı ve YÖK’ün yönetimi ile Türkiye’de “Bölgesel kalkınma odaklı üniversite yapılanma” projesi bulunuyor. Öncelikle bir yere üniversite kurulduğu zaman o bölgede ihtiyaç duyulan, boşlukları dolduran, problemlere çözüm üreten, insan – bilgi – teknoloji – laboratuvar tesislerini oluşturan kurumlar olarak yapılandırılmalıdır. Devlet kaynakları da bu ihtiyaçları çözmek için kullanılmalıdır. Varlık sebebini de gerekçelendirebilmelidir. Bu açıdan Bursa Teknik Üniversitesi geç kalmış bir yatırım olarak kuruldu ve eğitim yaptığı alanlarla da ihtiyaca cevap verdi. Bir üniversite eğitimi ile ilgili bir kuruluş meydana geldiği zaman buraya gelen öğrenciler eğitimini tamamladıktan sonra ne yapacaklarını sorgulamalılar. Türkiye’de yaklaşık 210 civarında üniversite bulunuyor. Üniversite hastanelerinin daha da artması gerekiyor. Çünkü Amerika’daki, İngiltere’deki, İran’daki üniversite sayıları oldukça yüksek. Amerika’nın nüfusu 350 milyon iken 500’ü aşkın üniversitesi bulunuyor. Toplumda ve sanayide ihtiyaç duyulan iş kolları için nitelikli eğitim verecek, nitelikli insan yetiştirecek, dışa bağımlılıktan ülkemizi kurtaracak ve tüm bu şartları oluşturabilmek için gerekli test ve laboratuvar kurduğunuz zaman yapılan yatırımlar kısa süre içerisinde faydaya dönüşüyor. Bu anlamda Bursa Teknik Üniversitesi umut vaat eden bir okuldur diyebilirim.

Bursa Teknik Üniversitesi’nde hangi bölümler bulunuyor. Bu bölümlere yenileri eklenecek mi? 2019 -20 öğretim yılında okulunda kaç öğrenci eğitim görecek?

Türkiye yoğun bir genç nüfusu barındırıyor. Ancak bu büyük güç eğitimsizlik nedeniyle verimli kullanılamıyor. BTÜ, bu anlamda verdiği kaliteli eğitim ve iş dünyasıyla kurduğu sıkı bağ nedeniyle öğrencilerine kariyer imkanı sunuyor.

Bursa Teknik Üniversitesi 2016 yılında mezun vermeye başladı. Bu yıl tercihlerle birlikte öğrenci sayımız 6 bini geçti. Bu rakamın 1500’ü yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlıyor. Biz bu rakamın daha da artmasını hedefliyoruz. Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde mühendisliğin tüm bölümleriyle ilgili lisans eğitimleri veriliyor. Mimarlık ve Tasarım Fakültesi bünyesinde iki bölümümüz bulunuyor. Orman Fakültesi’nde üç bölüm bulunuyor. İnsan Toplum Bilimleri Fakültesi’nde Lojistik, Uluslararası İlişkiler, İşletme, Sosyoloji ve Psikoloji olmak üzere beş bölüm bulunuyor. Dolayısıyla sosyal bölümlerde biraz daha kontrollü ve mevcut mühendisliğe destek olabilecek programlar bulunuyor. Mühendislik alanında ise şehirde ihtiyaç duyulan alanlara hizmet edebilecek nitelikte eğitim veren bölümlerimiz bulunuyor. Genç hocalarımız, güzel laboratuvarlarımız ve övündüğümüz eğitim model sistemiz bulunuyor.

ÖĞRENCİLERİMİZİN MUTLULUK KATSAYISINI YÜKSELTMELİYİZ

Öğrencilere baktığınız zaman çok mutlu bir tablo ile karşılaşıyoruz. Öğrenci ve öğretmen ilişkileri de dışarıdan bir gözle bakıldığında göze çarpıyor. Bursa’da üniversitede yönetmek nasıl bir iş?

Türkiye Cumhuriyeti yoğun bir genç nüfusu barındırıyor. Bu potansiyeli kullanabilirsek çok avantajlıyız. Gençleri eğitirseniz ülke için önemli bir motor kontrole dönüşüyor. Eğitemezseniz ise bir felakete dönüşüyor. Gençlerimizin hem kültür hem tarih hem de teknolojik olarak iyi eğitim vermemiz gerekiyor. Burada gençlere benim tavsiyem kendilerini yakından tanımalarıdır. Hangi mesleği seçmesi gerektiği, vatanına nasıl katkı sağlayabileceği gibi konuları düşünmesi gerekiyor. Tercih yaşına geldiği zaman kendini güdülemişse, hedefi belliyse her durum ve şartta çalışıyor. Kısacası ergenliğini tamamlamış oluyor ve bilinçli bir birey olarak eğitim hayatına başlıyor. Aksi halde psikolojik, sosyolojik olarak olgunlaşmamış bireyler oluşuyor. Bilinçli bir genç geldiği zaman okuldaki tüm imkânsızlıklara rağmen ne yapıp edip mesleğinde kendini yetiştiriyor. Bilgi dağarcığını geliştirmek için çırpınıyor. Bizim öğrencilerimiz bu anlamda çok daha bilinçliler. Öğrencilerin mutluluk kat sayısını yükseltmemiz lazım ki bahsettiğimiz bilgi transferini ve hayata adapte olma sürecini hızlandıralım. Bir üniversitede öğrencilerle iletişimi iyi olan eğitmen kadrosu, donanımlı laboratuvarı olduğu kadar sosyal donatılarının da fazla olması gerekiyor. Öğrenci yurtları, spor tesisleri, şehir ulaşımı, şehir etrafındaki ekosistemin öğrencilere uygunluğu bu noktada önem teşkil ediyor. Bilim ve sanat ürkek ve nadide bir kuş gibidir. Bu kuşun sizin bahçenize gelmesi için bahçenizin bakımlı olması gerekiyor. İnsan kalitesi ve fiziki mekanımız konusunda hassas olursak sadece Türkiye’den değil dünyanın birçok noktasından da öğrencileri burada ağırlarız. Bursa bu açıdan çok avantajlı bir şehirdir. Sanayisi, coğrafik koşulları, tarihi ve eğitim verilen alandaki muhatapları konusunda çok kaliteli bir ortam bulunuyor. Bu avantajların bilincinde olan bir üniversite olarak Bursa gibi bir şehirde üniversite yönetmek çok stresli bir iştir. Bu emaneti zayi etmeyerek, yapılan yatırımların hakkını vererek ve vatana faydalı işler yaparak ilerlemek için çalışıyoruz.

Bursa farklı farklı alanlarda öncü kimlikleriyle öne çıkmak istediği bir projede bir araya geldiği zaman kent olarak başarıyı yakalıyor. Bu noktada Bursa’nın dinamiklerinin eğitime bakış açısını konuşmak istiyorum. Bursa’nın sanayideki, turizmdeki başarılarını düşündüğümüz zaman eğitimde geldiğimiz noktanın bu şehre yakışmadığını düşünüyorum.

BTÜ, Teknofest’te elde ettiği başarılarla Bursa’nın gururu oldu. Bu başarı ise kesinlikle tesadüf değil. Prof. Dr. Arif Karademir ve üniversitenin değerli akademisyenleri öğrencilere birer rehber olarak öğrencilerin üretim sürecine katkıda bulunmalarını sağlıyor

BTSO Başkanı İbrahim Burkay ve ekibi ile bir toplantı gerçekleştirdik. Türkiye’de ilk OSB’nin kurulduğu, Ar-Ge merkezlerinin 150’ye çıktığı, tarihi bir zenginliğe sahip bir kent Bursa. 3 milyona ulaşan bir nüfusa sahibiz. YÖK’ün standartlarına göre nüfusu 250 binden fazla bir kentte üniversite kurulabilir. Bursa mevcut zenginliklerine bakarak üniversite ve yüksek öğretim pozisyonunda ligi iyi değil.  Üniversitesi sayımızın daha fazla olması ve sahip olduğumuz üniversitelerin üniversite liginde ilk beşte olması gerekiyor. Ar-Ge harcamalarına en fazla ödenek ayrılan üniversite sıralamasında biz ikinciyiz. BTÜ, aldığı bütçenin çok büyük bir kısmını -yüzde 18 civarında- Ar-Ge’ye harcayan bir üniversite. Girişimcilik endeksinde ilk 50’nin içerisine girdik. En genç üniversite olarak teknoloji transfer ofisini kurduk. Bu birim artık üniversitemizin bir şirketi oldu. Hem Uludağ Üniversitesi hem de BTÜ inşallah çok daha iyi konumda olacak. Üniversite sayısında zenginleşme olursa akademi dünyası daha kuvvetli olur. Eğer Bursa’da birkaç tane daha üniversite kurulursa biz her sektörde bir ilerleme kaydederiz.

BTÜ öğrencileri Teknofest’te büyük bir başarı kaydetti. Bu başarıyı nasıl elde ettiniz?

BTÜ’deki tüm öğrencilerimizi sosyal, teknik ve mesleki kulüplere üye olmaya teşvik ediyoruz. Öğrencilerimizin ilgili meslek odalarına da angaje olmalarını istiyoruz. Bu konularda fena değiliz.  Bu noktada danışman hocalarımız da çok istekli ve nitelikli. Kulüplere üye öğrencilerimiz bize proje hazırlıyor. Bu projeleri üniversite, bölgesel, ulusal ve uluslararası alanda sergiliyoruz. Teknofest bize muazzam bir fırsat sunuyor. Bu yıl bir milyon 700 bin ziyaretçisi oldu. Dünyada en fazla ziyaretçi çeken teknoloji festivaline dönüşmüş durumda.  Fransa, İngiltere, Almanya, ABD gibi ülkelerde buna benzer çalışmalar 30-40 yıl önce başlamış. Bu çalışmalar Türkiye Cumhuriyeti’nde uçakların yapıldığı, lokomotiflerinin üretildiği, Vecihi Hürkuş’ların uçtuğu dönemde başlasaydı şu anda muhtemelen Mars yolculuğunda biz de vardık. Teknofest ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerinin aşılanması, hedef gösterilmesi açısından son derece önemli. Sayın Cumhurbaşkanımızın desteklediği Milli teknoloji hamlesine sonuna kadar güvenen bir üniversite olarak biz bu sene yaklaşık 70 öğrenciyle katıldık. Elektrikli araçlarda, drone’lerde sabit kanatlılarda, denizaltı araçlarında, uzaktan kumandalı otonom araçlarda, düşünce gücüyle çalışan makinelerde çocuklarımız yarış yaptılar. 10 takımla gittik. Geçen sene ise 5 takımla yarışmıştık. Döner katlı sistemde öğrencilerimiz Türkiye birincisi oldu. Diğer yarışmalarda da hep ilk 10’a girdiler. Bu yarışa potansiyel olarak 210 tane üniversitenin katılması lazım. Bu bir devlet görevi. Ancak bu 210 üniversite katılmıyor ya da katılamıyor.

ÖĞRENCİLERİMİZİ YILDIRIM’DA TUTABİLMELİYİZ

BTÜ’nün öğrenci sayısı 6 bini geçmiş durumda. Rektör Karademir, bu öğrencilerin çoğunun Yıldırım dışında yaşadığını vurgularken Yıldırım’ı gençler için cazip bir bölge haline getirmek için neler yapılabileceğini bir çalıştayla masaya yatıracaklarını ifade ediyor.

Kuruluş aşamasında ise Kestel’de büyük bir kampüs inşası konuşuluyordu. Bu süreci anlatabilir misiniz? Neden vazgeçildi, sonrasında neler olacak?

BTÜ, Bursa’da çok geç kurulmuş ve çok önemli bir yatırım. Yetmez, yeni üniversiteler kurulması lazım. İnşallah bu yeni kurulacak üniversitede böyle problemler yaşanmaz. İstisnasız yeni kurulan üniversitelerin hepsinde bir kampüs problemi yaşanıyor. 2010 yılında kurulan bir üniversiteye 2013 yılında “Kampüsünüz burası olacak.” denmesi bence bir planlama hatası. Yöneticiler, siyasiler ve paydaşlar tarafından herhangi bir yere karar verildikten sonra artık onun üzerine tartışmaya gerek yok. Hızlı bir şekilde binaların yapılması ve artık o üniversitenin orada çalışması lazım. Önce hastalığın tespitinde ardından tedavi aşamasında da bir sıkıntı var. Yeni kurulan körpe bir üniversite bundan dolayı çok yıpratıldı. Bursa gibi profesyonel ve mükemmel bir şehir. Yeni kurulmuş bir üniversiteyi büyütemiyor gibi algılanıyor. Geldiğimiz nokta şu: Kestel bölgemiz bize tahsis edildi ve biz orasıyla ilgili hızlı bir kamulaştırma yaptık. Hatta mimari ihaleye de çıktık. Biz bütün paydaşlarımıza birinci elden anlattık. Darbe girişimi olunca Türkiye’de bütün yatırımlarda olduğu gibi Kestel yatırımımız da doğal olarak donduruldu. Şu an kampüsümüzde bulunduğumuz Orhangazi Üniversitesi devletleştirildi ve bize tahsis edildi. Ben bu konuda bize destek olan siyasilerimize ve büyüklerimize çok teşekkür ediyorum. Orhangazi Üniversitesi orijinal dizayn olarak bakarsanız eğitimden başka bir iş için kullanılamaz. Kamunun farklı bir alanında değerlendirilmesi çok mümkün değil. Kestel kampüs olayı şu anda biraz sıkıntılı durumda. Ama ben her zaman şunu söylüyorum: Kestel kampüs alanı şu anda tamamen bizim olsa bile oraya Ankara yolundan yukarıya yolun yapılması, binaların bitmesi, öğrencilerin taşınması şu andaki ekonomik durumu da düşününce en az on yıl sürer.

6 bin öğrenci BTÜ’de okuyor. 6 bin öğrencinin kaç tanesini Yıldırım ilçe sınırlarında tutabiliyoruz. Yıldırım eğer tutamıyorsa öğrencilerini Kestel bu öğrencileri nasıl tutacak. Yani ciddi bir süreç gerekecek. İnşallah hayırlısı olur. Biz Kestel’i de seviyoruz Yıldırım’ı da. Çünkü ülkemizi seviyoruz.  Kampüs yapımında rektörlük sadece uygulayıcı makamdır. Yön çizen bir makam değildir. Siyasilerimizin verdiği karara biz uyuyoruz. Devlet kanun ve tüzüklerle yönetilir. Bizim öğrencilerimizi Yıldırım’da tutmamız lazım. Bülbülü bahçeye getirmek için güllerin açması gerekiyor. Şimdi gerekli hazırlıkları yaptık. “Bursa’da Öğrenci Olmak” başlıklı bir çalıştay düzenleyeceğiz.  Bizim sadece Yıldırım olarak değil, Bursa olarak öğrenci dostu bir kent üretmemiz gerek.