İnşaat, Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden. Türkiye geneli değerlendirildiğinde  inşaat sektörü geçen yıl 231 milyar 908 milyon 295 bin liralık büyüklük ile milli gelirden yüzde 5,4 pay almıştı. Gayrimenkul faaliyetleri ise 285 milyar 744 milyon 967 bin lira ile milli gelirin yüzde 6,7’sini oluşturmuştu. Ancak koronavirüs her sektörü olduğu gibi inşaat sektörünü de yaraladı. İşte bu sebepten..

Tarih : Okunma : 1369.305 Yorum Yap

İnşaat, Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden. Türkiye geneli değerlendirildiğinde  inşaat sektörü geçen yıl 231 milyar 908 milyon 295 bin liralık büyüklük ile milli gelirden yüzde 5,4 pay almıştı. Gayrimenkul faaliyetleri ise 285 milyar 744 milyon 967 bin lira ile milli gelirin yüzde 6,7’sini oluşturmuştu. Ancak koronavirüs her sektörü olduğu gibi inşaat sektörünü de yaraladı. İşte bu sebepten ötürü 2020 verileri inşaatta da hiç de parlak değil. 5N1K olarak inşaat sektörü temsilcilerine bir dokunduk, bin ah işittik..!  

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’yi de etkisi altına alan koronavirüs salgınından en çok etkilenen sektörler arasında yer alan inşaat, gerek yarattığı istihdam, gerekse de hacim açısından özellikle gelişmekte olan ülkelerde en önemli ekonomik enstrüman konumunda.Yeni dönem normalleşme süreciyle birlikte kredi faizleri 0,64’e düşürüldüğünde sektörde bir bahar havası başlamıştı. Ancak virüsün yeniden yükselişe geçmesi ve altın piyasası ile döviz kurlarındaki öngörülemeyen yükseliş grafiği nedeniyle faiz oranları yeniden yükseldi. Bu tablo da konut tüketicilerinin kararlarını yeniden gözden geçirmesine sebep  oldu. Hal böyle olunca da lokomotif sektör inşaatta bir bekle-gör süreci başladı ve sektörün dinamikleri durağan sürece geçti.Sektör temsilcileri,  istihdam oluşturma kapasitelerinin yüksek olduğunu vurgularken yeni yatırımların durmasının ciddi bir işsizlik soruna neden olacağına  da dikkat çekiyor. Sadece istihdam verileri  değil, birçok alt iş kolu da sektördeki belirsizlik havası devam ettiği sürece olumsuz etkilenecek. Çünkü çimentodan hazır betona, tuğladan makineye 200’den fazla sektörle bağlantısı bulunan inşaat, çatı sektör konumunda. Sorunların çözülmesi ve yeniden ekonomik canlılığın sağlanması için sektör dinamiklerinin yetkililerden bir dizi mühim talepleri var.  Öncelikle sıfır konut alımındaki engellerin kaldırılması isteniyor. Böylece tüketici birikimini dolar ya da altına değil konuta yönlendirebilecek. Sıfır gayrimenkuller desteklendiği takdirde de sektör, yeni yatırımlara kaynak oluşturabilecek ve istihdam sağlamaya devam edecek. Sektör temsilcilerinin dertli olduğu konu en başta kuşkusuz ki  ekonomideki belirsizlik.  Türkiye, koronavirüsle mücadelede dünyaya örnek olmuştu. Hem devlet hem de iş dünyası virüsün etkilerini en aza indirmek için büyük fedakarlıkların altına girmişti. Yeni dönemde de sektörün beklentisi akıllı politikalar üretilerek  birlik ve beraberlikle hareket etmek. İnşaatın aktörleri  Pandemide ikinci dalga yaklaşırken kısır çekişmelerin yaşanmamasını, ekonomide birlik ve beraberlik havasının yeniden yakalanmasını istiyor.

 İşte detaylar…!

BTSO İnşaat Konseyi Başkanı Ali Tuğcu:

Ekonomideki Gelişmeler Sektörü Yavaşlatıyor…!

2018 krizinden sonra inşaat sektörü 2019 yılının ikinci yarısından sonra toparlanmaya başlamış, 2020 yılının ilk çeyreğinde ivmesini arttırmıştı. Mart ayı ile birlikte ülkemize sıçrayan ve tüm dünyayı etkileyen kovid-19 salgını ile birlikte tüm sektörler gibi inşaat da olumsuz etkilendi. Bu süreçte alınan tedbirler, kredi faizlerinin düşmesi, ertelenen taleplerin gündeme gelmesi sonucu, yaklaşık 2 yıl boyunca arzda yaşanan gerilemelerin etkisiyle mevcut konut stoklarının yavaş yavaş eridiğini ve fiyatların olması gereken noktalara gelmeye başladığını gördük. Özellikle kamu bankaları bu süreçte belirleyici oldular. Konut kredi faizlerinin Aylık 0,64’e düşmesi sektörde bir şok etkisi yarattı ve  özellikle ipotekli satışlarda büyük bir artış yaşandı. Bu süreçte talep artışı ve arz eksikliği fiyatların yukarı yönlü hareket etmesini sağladı. Ancak burada satılan konutların 2/3’ünün ikinci el konutlar olduğunu söylemekte fayda var. Bu tabloda istisnalar olmakla beraber müteahhit firmalar birtakım çevreler tarafından haksız olarak fırsatçılıkla suçlandı. İnşaat maliyetlerinin bu kadar arttığı bir dönemde bu yorumda bulunmak bize göre eksik bilgiden kaynaklanıyor. Konut kredi faizlerinin düşmesi ile satışlarda yaşanan hareketlilik beklemekte olan projelere başlamak ve yeni projeler için firmaları harekete geçirdi. Arsa fiyatlarının tekrar yükselişe geçtiğini gördük. Ancak kredi faizlerinin yükselmeye başlaması ve genel ekonomik durum, siyasi ve askeri belirsizlikler, döviz ve altın fiyatlarındaki yükselişler sektörün hızlı adım atmasını engelliyor. İnşaat sektörü istihdam yaratma açısından önemli bir sektör ve yaklaşık 200-250 alt sektörü etkileme gücüne sahip. Ancak sektörde ani yükselişlerden ziyade sürdürülebilir ve istikrarlı bir büyümeye ihtiyaç var.

KENTSEL DÖNÜŞÜM HIZ KAZANMALI

Bulunduğumuz şartlar göz önüne alındığında sektörde önümüzdeki süreçte temkinli yeni yatırımların gündeme gelebileceğini düşünüyorum. Sektörün özellikle maliyetlerin aşırı artışı ve vatandaşın alım gücü düşünüldüğünde desteklenmesi, maliyetleri düşürecek önlemlerin alınması gerekir kanaatindeyim. Ancak böyle bir zamanda gerek yerel yönetimlerden gerek Merkezi idarelerden maliyetleri yukarı çekecek hamleler görüyoruz. Son olarak Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin hafriyatlarla ilgili aldığı karar bunun bir örneğidir. Bu süreçte maliyetleri olumsuz etkileyecek bu tip kararlar yerine harçlarda ve altyapı yatırımlarında yüklenicilere destek vermek gerekiyor. 2021 yılında geçmiş yıllarda yaşanan arz azalmasının bir ölçüde giderileceğini düşünüyorum. Ancak salgının seyri ile birlikte ekonomik ve siyasi gelişmeler belirleyici olacaktır. Önümüzdeki süreçte yurtdışı müteahhitlik hizmetlerimiz ve yapı malzemeleri ihracatımız da bu gelişmelere bağlı olarak kaybettiği ivmeyi yeniden kazanabilir. Özellikle kentsel dönüşümün yeni şartlar göz önüne alınarak yeniden hız kazanması ve daha doğru projelerin hayata geçirilmesi sektörün ve Bursa’nın geleceği için önemli.

İMSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Andıç:

En Güvenli Liman Konut…!

Konut satışları konusunda çoğu zaman ülkemizin bir aynası durumunda olan Bursamızda 0,64 konut kredi faizlerinin son bulmasıyla yine bir -bekle gör- dönemine girilmiştir. Yeni başlanan konut projelerinin piyasaya sunulması 2021 yılını bulacağından, konut alıcılarının aradıkları konutu bulamayabilecekleri, konut arzının yetersiz kalacağı bir ara dönemin arifesindeyiz. Bu anlamda, konut almak isteyen vatandaşlarımızın kredi faizlerinin daha da artması ihtimalini gözeterek, gecikmeden konut almalarını özellikle öneriyoruz. Ayrıca üreten Türkiyemizde ekonominin çimentosu inşaat sektörü olarak, halkımızı ve yetkilileri çok önemli gördüğümüz bir konuda bıkmadan usanmadan uyarmak istiyoruz. Malumunuz tüm dünyayla birlikte ülkemizi de olumsuz etkileyen Kovid-19 salgınının halkımızın birikimlerine zarar vermesi riski söz konusudur. Maalesef ülkemizde döviz borcu olmayan, yurtdışına çıkmayan insanlar birikimleri için güvenli liman arayışıyla döviz alabilmektedirler. Bu durum halkımızı döviz spekülasyonlarına açık hale getiriyor. Bu nedenledir ki döviz borcu olmayanların döviz alması sınırlandırılmalıdır.

SIFIR KONUT ALIMI KOLAYLAŞTIRILMALI

İçinden geçtiğimiz dalgalı mali piyasalarda kötü niyetli bir takım kişi ya da kuruluşlar nedeniyle dövizde spekülatif iniş çıkışlar olabilmektedir. Mali piyasalardaki bu spekülatif iniş çıkışlar nedeniyle, birikimlerini koruma güdüsüyle güvenli liman arayan vatandaşlarımızın zarara uğramamaları için, en güvenli yatırım aracı olan konuta yönelmelerini özellikle tavsiye ediyorum. Ayrıca halkımızın gayrimenkul alımını kolaylaştırmak için sıfır satın alınacak sıfır gayrimenkullerde bu döneme özel, yetkililerin düzenleme yapması gereken iki önemli konu olduğunu düşünüyoruz. Bunlar, müteahhitlerden satın alınacak sıfır gayrimenkullerde tapu harçlarının geçici olarak sıfırlanması ve konut ve ticari alanların satışında 31.12.2019’da son bulan KDV indirimlerinin tekrar uygulanmasıdır. Bu saydıklarımız halkımızın birikimlerini en güvenli liman olan konutta değerlendirebilmeleri için son derece önemlidir. Bu şekilde sadece sıfır gayrimenkuller desteklenirse, ülkemiz ekonomisinin dinamosu olan inşaat sektörü temsilcileri yatırımlarına ve istihdama devam edebilir, aksi taktirde işsizlik hem inşaat sektöründe hem de inşaata üretim yapan sanayicilerde artacaktır.

EVKE İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Murat Evke:

Sektörün Durma Şansı Yok…!

 İnşaat sektörü aslında 2019 sürecinde de sıkıntılıydı. Ardından 2020 ile birlikte pandemi başladı ve sektörde öngörülemeyen süreç başladı. Yeni normalleşmenin başlamasıyla birlikte faiz indirimine gidilince inşaatın dinamikleri nefes aldı. Piyasa kıpırdadı ve açıldı. Şu an da faizlerin yeniden yükseldiğini görüyoruz. Tabii ki faizlerin 0,64 de durması çok mümkün değildi. Dolar ve altın yükselirken faiz de arttı. Zaten 0,64 ile konut stoku eritilmişti. “Yeni dönemde ne olur ne biter?” sorusunun yanıtı önemli. Fakat para argümanlarındaki yükseliş ve öngörülemeyen tablo ile pandeminin ikinci dalga tehdidi yeni projelerde bizleri de ister istemez temkinli tavır almaya yönlendiriyor.   Fakat bu koşullarda dahi müteahhitler yeni yatırımlarına yön vereceklerdir. Sürecin 1-1,5 yıl sürebileceği kanaatindeyim. Bu zaman diliminde de pandemi atlatılmış olur diye düşünüyorum.

VİRÜSTEN SADECE TÜRKİYE ETKİLENMİYOR

Bizler sektörümüzde koronavirüs Türkiye’de yayıldığında da tüm önlemlerimizi alarak faaliyetlerimizi devam ettirdik. Açık havada çalışıldığı için inşaat çalışmalarımızı sürdürebilme imkânı bulduk. Önümüzdeki kış aylarında da süreç aynı olacaktır. Ekonomik dengelerde para argümanlarında da hızlı yükselişin hâkim olduğu bir süreçteyiz. Bu tabloya neden olan yurt dışı riskler ve yine yurt dışı para basımları, ABD seçimleri dahil, birden fazla denge unsuru var. Sadece Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu bir tablo değil.  Diğer ülkelerin de alacağı önlemlerle piyasalarda denge sağlanacaktır. Umarız 2021 yılı iyi başlar. Sektörün durma şansı yok!

Alagöz Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İbrahim Alagöz:

Para Stresi Sevmez…!

Türkiye’nin lokomotif sektörü inşaat sektöründe faizlerin düşürülmesi ile başlayan hareketlilik ve satış süreci mevcut tabloda yerini suskunluğa bıraktı. Bunun nedeni de faiz oranlarının yeniden yükselmesi ve para piyasalarındaki iniş çıkışlardır. Kuşkusuz ki birinci dalganın ikinci piki ile karşı karşıya olmamız da sektörümüzü olumsuz etkileyen bir durum. Fakat Türkiye, pandemi kıskacında tek başına değil. Tüm dünyada tablo aynı.  Türkiye’nin etrafında da şu anda bir gerginlik var. Çok büyük belirsizlikler yaşıyoruz. Doğu Akdeniz’deki gelişmeler de sektörümüzü direkt etkiliyor. Sonuçta inşaat sektörü kısa vadeli öngörülerle yol haritasını belirleyemez. Sektör şu anda temkinli bir tablo yansıtıyor. Döviz ve altındaki yükselişle durgunluk başladı. Görünen o ki şu an ki ekonomik çerçevede inşaata hareketlenme çok zor. 80’in üzerinde iş koluna hitap eden bir sektörden söz ediyoruz. Dolayısıyla tüm bu alt iş kolları bu tablodan ciddi bir şekilde olumsuz etkileniyor. Kış aylarında 2. dalga tehdidi ve nereye gittiği belli olmayan döviz kurları kıskacında inşaat sektöründe negatif verilerin daha da ciddi bir şekilde nüksedeceği kanaatindeyim. Yapılması gereken, ekonomiyi uluslararası çerçevede stresiz bir düzeye getirip, devlet gücü ve finans kuruşlarıyla birlikte bir raya oturtmaktır. Çünkü para stresi sevmez. 

Nazar İnşaat Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Şakir:

Sektör Durağan Seyir İzliyor…!

Pandemiden dolayı 2020 yılı çerçevesinde neredeyse tüm sektörlerde durgunluk ve küçülme yaşandı ve eve kapandık. Yüksek katlı binalarda asansörlere bile binilmedi. Yeni dönem normalleşme süreci ile birlikte de ekonomi hareketlenmeye başladı ve sektörümüzde de yarım kalan projelerin inşa çalışmaları hız kazandı. Akabinde faizlerin düşürülmesi ile stoklar tüketildi ve yeni projeler için yatay yer arayan müteahhitlerimiz çoğaldı. Sektörümüzden yansıyan tabloya arsa temini boyutu ile bakarsak eğer bizler verilen izinler doğrultusunda konut üretebiliyoruz. Bu noktada da etkin formüllerle sektörün önünün açılması ivedidir. 2019 ve pandeminin yaşandığı 2020’de ekonomik kriz hâkim olduğu için inşaatta da beklediğimiz verilere ulaşamadık. 

TALEP ÇOK ARAZİ YOK

Krizde zengin olanlar daha çok zengin oldu. Dolar ve altında kalanlar daha çok para kazandı. Ve yatırımlar bu süreçte eskilerde olduğu gibi bahçeli ve müstakil binalara yöneldi. Faizlerin düşürülmesiyle stokların tüketildiği süreçte satışı gerçekleşen binalar 1 yıl ve daha önceki zaman diliminde yapılan inşaatlardı. Para piyasalarındaki yükseliş ile birlikte   Şu an ki tabloda maliyetler de çok yükseldi. Çağrışan Göynüklü taraflarında yürütmeyi durdurma kararı da kalkmadı. İmar durumu veremiyor belediye. Dolayısıyla sektör Bademli’ye sıkıştı. Talep çok arazi yok. Yerel yönetim yeni projelerimiz için yeni yerler açamıyor. Hasanağa ve Kayapa arasındaki bölgede de aynı durumu yaşıyoruz. Arsa maliyetleri otomatikman artıyor. Çünkü aynı müteahhitler yine aynı bölgelere akın ediyor. Kentsel dönüşümünde de imar yönetmeliği değişti ve dubleksler ortadan kalktı. Hal böyleyken mevcut yer sahipleri de elini cebine atmak durumunda çünkü üretim yapılamıyor. Sektör durağan bir seyir izliyor.

Bur Yapı İnş. Yönetim Kurulu Başkanı Taner Eke:

Sektörde öngörülemeyen belirsizlik hakim…!

Gelişmekte olan ekonomiler deyim yerindeyse zikzak çizer. Gelişen ve büyüyen Türkiye ekonomisinde de İniş çıkışlar hep yaşamış olduğumuz süreçlerdir. Ama pandemide tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ekonomik dengeler olumsuz etkilendi ve sektörümüzde de durağan bir süreç ile birlikte belirsizlik hâkim oldu. Hangi sektörde olursa olsun müteşebbisler için bu tablonun en zor kısmı öngörülemeyen belirsizliktir. Yıllık ihracat- ithalat, dolar ve para argümanlarını öngöremezsiniz yatırımda sıkıntı yaşarsınız. Yeni dönem normalleşme süreciyle birlikte faizlerin düşürülmesi sektörde stokları eritti ancak şimdi birinci dalganın ikinci piki ile karşı karşıyayız. Paralel faizler yeniden yükseldi. Şu anda süratle konutta ve ticari yapı satışlarında düşüş yaşandığını gözlemliyoruz. İnşaat sektörünün dinamikleri müteşebbis ruhuyla deyim yerinde ise cengaverce yatırım yapıyor. Bursa geneli değerlendiğinde de inşaatı devam eden projeler var. Ancak para argümanlarındaki yükselişle de birlikte maliyetlerimiz artıyor ve bizler fiyat belirlerken bile öngörüde bulunmakta oldukça zorlanıyoruz. Hatta öyle ki uzun vadeyi bırakın artık kısa vadede bile öngörü sağlayamıyoruz. Bu duruma bir de dış politikada Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri eklersek yatırımlarda daha temkinli olmakta yarar var diye düşünüyorum.

KISIR ÇEKİŞMELERİN YAŞANACAĞI BİR DÖNEMDE DEĞİLİZ

Türkiye, pandemi ekonomisinde dünyanın birçok ülkesine göre daha başarılı bir süreç yürüttü.  Akıllı politikalar üreterek, birlik ve beraberlikle hareket edip sektörlerimizi ayakta tutmamız gerekiyor. Bireysel tedbirler vardır ama hükümetin ve yerel idarelerin de yapması gerekenler vardır. Yöneticilerimiz 1. dalgada olduğu gibi bu süreci en az etkiyle atlatmamız için milli çerçevede en doğru kararları alacaklardır. Pandemide ikinci dalga tehlikesiyle karşı karşıyayken karar verici yöneticilerimizin dağın arkasını da görebilecek kabiliyette olması lazım. Hassas bir dönemden geçiyoruz. Kısır çekişmelerin gündeme gelebileceği bir dönemde asla değiliz.

Demir Demirtaş İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Demirtaş

Taleplerin Ötelendiği Dönemdeyiz…!

İki ay önceki faiz indiriminde şunu gördük: Sektör çok zor durumda kaldığında hükümet faiz oranlarını düşürüp talebi eritiyor. Öncelikle belirtmek gerekir ki inşaat dinamiklerimize bu tabloda cesaret geldi. Sektör, yatırıma dönük bir sürece girdi. Şu anda faizlerin yeniden yükseldiğini görüyoruz. Satışlar durdu gibi görünse de sektörümüzde talep hep devam eder sadece ötelemeler olur. Sonuçta insanların ihtiyaçları baki. Görünen tabloda faiz indirimleriyle de sektör hareketleniyor. İndiriminin olmadığı hallerde de talepler ötelenir. Piyasalar da çok riski bir seyirde. Sektörün oyuncuları ilerdeki gelişmelere ve para politikalarına karşı hazırlıklı.

EMİSYON HACMİNİN ARTMASI FİYATLARI YÜKSELTİYOR

ABD Merkez Bankası ve Avrupa Birliği Merkez Bankası son 200 yılda bastığı paranın tam üç katını son 3 ayda bastı. Akabinde inanılmaz bir emisyon hacmi oluştu. Bu hacim sektöre kuşkusuz yansıyacaktı ki öyle de oldu. Maliyetler yükseldi, konut ve daire fiyatları arttı. Şunu da bilelim; bu durum hemen hemen her şeyin fiyatına yansıyacak. Araba ve arazi fiyatlarını da artıran bu oldu.

İlk yorumu siz yazın