16 Ağustos 2018 Perşembe

SON DAKİKA

SAĞLIK ÇALIŞANLARI YIPRANMA PAYINI BEKLİYOR

SAĞLIK ÇALIŞANLARI YIPRANMA PAYINI BEKLİYOR

Sağlık-Sen Raöportajı

09 Şubat 2018 Cuma 15:05 Röportaj

Bir ülkenin gelişmişliğinin enönemli göstergelerinden vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylığı.Türkiye, son yıllarda sağlık hizmetlerinde önemli bir atılım yaparak hizmet çıtasınıyükseltti. Söz konusu başarıdaki en büyük pay ise kuşkusuz vatandaşa en hizmetivermek üzere gecesini gündüzüne katarak çalışan sağlık personeli.  Bu devasa sağlık ordusunun en büyükdestekçisi ise Sağlık-Sen. Bursa 5N1K Gazetesi olarak bu hafta sözü Sağlık-SenBursa Şubesi Başkanı Gökhan Yünkül’e bıraktık. Türkiye genelinde 450 binBursa’da ise 7 bin 700 üyelerinin bulunduğunu aktaran Yünkül,  diğer sendikalardan farklı olarak siviltoplum örgütü olma bilinciyle hareket ettiklerini söylüyor. Bursa başta olmaküzerinde Türkiye genelinde sağlık personelinin ciddi sorunlar altındayaşamlarına devam ettiğini vurgulayan Yünkül, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağlıkçalışanlarına yıpranma payı sözü verdiğini hatırlatarak, “Biz 450 bin sağlıkpersonelinin tamamını kapsayacak bir şekilde yıpranma payının çıkmasınıbekliyoruz. Ek ödemelerle ilgili de sorun büyük. Bizim maaşımızın önemli birkısmını ek ödemeler oluşturuyor. Hastanelerin yaşamış olduğu ekonomiksıkıntılar maalesef bize yansıyor. Hastane para kazanamadığı zaman ek ödemeleryapılamıyor. Sağlık personelinin hak ettiği neyse maaşıyla beraber hastaneninperformansına bakılmaksızın nakit olarak ödenmesi ve bunun emekli maaşlarına dayansıtılmasını bekliyoruz” diyor.

  

Sağlık-Sen Türkiye’de faaliyet gösteren büyük bir sivil toplumkuruluşu. Bursa’da ise 7 binin üzerinde üyesi ile faaliyetlerinize devamediyorsunuz. Bize kuruluşunuzdan ve faaliyetlerinizden bahsedebilir misiniz?


Sağlık-Sen Türkiye genelindegenel yetkili sendika olarak çalışıyor. Bursa’da bir hastane hariç olmak üzere25 sağlık kurumunda yetkili sendikadır. Türkiye genelinde 450 bin civarındasağlık ve sosyal hizmet çalışanı bulunuyor. Bu çalışanların yüzde 50’sindenfazlası Sağlık-Sen çatısı altında bir araya geliyor. Bursa'da ise 7 bin 700üyemiz bulunuyor. Bursa’nın kurumlarında yetkili sendika olarak çalışmalarımızdevam ediyor. Yüzde 50 civarında bir üye sayısına ulaşmamız kolay olmadı.Öncelikle temsilcilerimizin ve teşkilatlarımızın ciddi çalışmalarının sonucu.

Kuruluş amacımız; sağlıkçalışanlarının özlük haklarını korumak ve sorunlarını çözmektedir. Bu amacımızaulaşabilmek için tüm sağlık çalışanlarının sorunlarıyla ilgileniyoruz ve dahaiyi hizmet verebilmeleri için çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bizim diğersendikalardan belli farklarımız bulunuyor. Öncelikle biz Sivil Toplum Örgütüolma bilinciyle hareket ediyoruz. Bu doğrultuda ülke insanını ilgilendirenkonularla ilgili çalışmalarımız oluyor ve görüşlerimizi kamuoyu ilepaylaşıyoruz. Örneğin; İHH ile birlikte yürüttüğümüz bir projemiz vardı. Hersağlık kurumunun bir yetimi olsun projesi kapsamında 75 yetimi sahiplendik veonların ihtiyaçlarını İHH ile birlikte karşılıyoruz.

Sağlık-Sen üye portföyünde doktorların yanı sıra laboratuvargörevlisinden hizmetlisine kadar tüm çalışanlar bulunuyor. Kamu hastanelerineve halk sağlık merkezlerine baktığınız zaman yoğun bir talep ilekarşılaşıyoruz. Sizce hangi alanda daha fazla sağlık çalışanı görevlendirilmesigerekiyor?


Bursa başta olmak üzere tümTürkiye’de sağlık hizmetlerinde ciddi bir personel sıkıntısı yaşanıyor. Busıkıntı ise maalesef tek bir mesleğe yönelik olmuyor. Doktorundan hemşiresine,hizmetlisinden memura kadar birçok bölümde personel sorunu yaşanıyor.

Bursa da aynı sorunları yaşıyor.Hemşire, ebe, anestezi teknisyeni gibi tüm branşlarda personel sıkıntısıbulunuyor. Bu problem ise iş yüküne yansıyor. Hemşire yeterli olmadığı içingenel cerrahi bölüm kapatılmıyor ya da anestezi teknisyeni çalışanı az olduğuiçin ameliyat sayısı düşürülmüyor. Bu hizmetin devam etmesi içinse personellerfazla mesai yapıyor. Personelin ayda 160 çalışması gerekirken, bu rakamınüzerine 50 ila 80 saat daha fazla ekleniyor.

Fazla mesai ücretleriveriliyor mu?

Çalışanlar fazla mesaiücretlerini alıyorlar. Bu ücretler ise personelin hizmet verdiği branşa göredeğişiyor. Örneğin doktorlar hemşirelerden daha yüksek ücret alırken,üniversite mezunu olan bir hemşire lise mezunu hemşireden daha yüksek ücretalıyor. Alınan mesai ücretlerinin yeterli ve tatmin edici olmadığınısöyleyebiliriz.

SAĞLIK PERSONELİNE SAĞLIKLI BİR ÇALIŞMA ORTAMI SUNULMALI

Bu çalışma saatlerinin fazla olması, personelin zaman içerisindeverimini düşürmüyor mu? Bu problemlerin önüne geçilmesi için neler yapılabilir?

İnsanın günlük çalışmasıkapasitesi 8 saat iken, sağlık personelleri 24 saat nöbet tutuyor. Üstelik masabaşında değiller ve sürekli hareket halindeler. Dolayısıyla beden olarakyoruluyor. Beden yorgunluğuna ise ek olarak zihin yorgunluğu ekleniyor. Çünküsürekli hastalarla ve derdi olan insanlarla çalışıyorlar.  Ayrıca evli çiftlerin ikisi de sağlıkpersoneli ise birbirlerini hiç göremiyorlar ve çocuklarına nöbetleşebakabiliyorlar. Kendi özel yaşamlarına zaman kalmadığı için çalışanlarpsikolojik olarak da yıpranıyorlar. Tüm bunlar bir araya geldiğindeçalışanların hizmet kalitesi zaman içerisinde düşmeye başlıyor. Bir doktorungünlük olarak bakabileceği hasta sayısı 35 ila 40 kişi arasında değişirken,doktorlarımız her gün en az 80 hastaya bakıyor. Bu da hastaya ayrılan zamanınazalmasına neden oluyor.

Çalışanların performanslarınınyükselmesi ve hem vatandaşın hem de personelin mutlu olabilmesi için, onlara sağlıklıbir çalışma ortamı sunulmalıdır. Bunun içinde öncelikle sağlık personeliihtiyacı giderilmelidir ve yeterli sayıda çalışan istihdam edilmelidir.

ÜYELERİMİZİ EMANET OLARAK GÖRÜYORUZ


Sendika olarak öğrenim düzeyi yüksek kimliklerle çalışıyorsunuz. Siz bukişileri üye yaparken zorlanıyor musunuz? Bu konudaki yol haritanız nedir?

Üyelerimiz, Sağlık-Sen’in yaptığıçalışmaları görüyorlar ve bize güveniyorlar. Bizde üyelerimizi bir emanetolarak görüyoruz ve çalışmalarımızı yaparken bize verilen emanete sahipçıkıyoruz.  Sağlık sektörünün ciddisorunları bulunuyor, dolayısıyla bizden beklentileri yüksek oluyor. Bizdeonların sorunlarını çözebilmek için elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz.

Biz, yetkili olduğumuz dönemdenitibaren sağlık çalışanlarının kazandıklarını inceledik. O dönemden itibarençalışanların 90’dan fazla kazanımı bulunuyor. Döner sermayelerinin sabit olaraködenmesi, sektörün en önemli sorunlarından biriydi. Birçok hastanede eködemelerle ilgili problem yaşanıyordu. Bu sorundan dolayı sağlık çalışanlarıhak ettikleri ek ödemeleri alamıyorlardı. Şayet Sağlık-Sen’in toplu sözleşmedekazandığı sabit ek ödeme olmasaydı, bugün birçok hastane çalışanı döner sermayedenhiç ücret alamayacaklardı. Ayrıca görevlerine ciddi bir risk altında devam eden112 personellerinin ücretlerine yüzde 50’ye yakın bir artış sağlandı. Nöbetücretleri ise üç katı arttı.  

Sağlık çalışanlarının bir diğersorunu ise yemek saatlerinde çağrılmaları ve belirlenen yemek saatlerindeçalışmak zorunda kalmalarıydı. Bize gelen talepler neticesinde, sağlıkçalışanlarına yemek ücretlerinin peşin olarak verilmesini ve istedikleri saatteyemek yemelerine imkân tanınmasını sağladık.

Memur sendikacılığının işçisendikacılığına göre belli farkları bulunuyor. İşçi sendikalarında bir işçinintoplu sözleşmeden faydalanabilmesi için sendikaya üye olması gerekiyor ya dadayanışma aidatı ödemesi gerekiyor. Memur sendikacılığında ise alınan tümkararlar üye olan ya da olmayan tüm çalışanlar için geçerli oluyor. Dolayısıylabiz sağladığımız tüm kazanımları 450 bin sağlık çalışanı için yapıyoruz.

YETİŞMİŞ İNSAN GÜCÜNÜ ARTIRMALIYIZ

Sivil toplum kuruluşlarınıntamamı, insan kaynağının yetersiz oluşundan ve fazla iş yükünden dolayı şikâyetçidir.Sağlık-Sen olarak bizde bu iki sorunun üzerinde duruyoruz. Bu iki sorunuçözebilmek için ya insan kaynağını artırmak ya da hastaneye gelecek kişilerinsayısını azaltmak gerekiyor. İkincisi mümkün olmadığına göre yetiştirilmişinsan gücünü artırmak gerekiyor. Bu durumda birçok meslek odası yeni tıp, dişhekimliği, eczacılık fakültesi açılmasına karşı çıkıyor. Biz ise yeni sağlıkmeslek liselerinin, yeni fakültelerin açılmasını destekliyoruz ve belli birprogram çerçevesinde yeterli sağlık personelinin yetiştirilmesi gerektiğinidüşünüyoruz.

Sağlık hizmetlerinde iş yükününartmasının önemli bir diğer sebebi ise vatandaşların sağlık birimlerine yaptığıgereksiz müracaatlardır. Özellikle hastanelerin acil birimlerine acil olmayanvakaların başvuru yapması, hem zor durumda olan hastaların tedavi görmesiniengellemektedir hem de sağlık personellerinin işini ağırlaştırmaktadır. Bukonuda halkın bilinçlenmesi ve duyarlı davranması önem arz ediyor.

Halkınbilinçlendirilmesi noktasında Sağlık Bakanlığı ile ortak bir çalışma yürüttünüzmü?

Biz bu konuyla ilgili “SağlıkOkur Yazarlığı” anketi düzenledik ve vatandaşın bilincini ölçtük. Anketlerinsonucunda sağlık konusundaki bilincimizin çok düşük ve bakış açımızın yetersizolduğunu gördük. Bu bilinci artırabilmek için vatandaşlara belli bir eğitimverilmesi gerekiyor. Bu eğitimlere ise öncelikli olarak ortaokul ve liseçağındaki gençlerden başlamak gerekiyor. Bu çocuklar ileride anne-babaoldukları zaman, hangi durumda acile gitmeleri, hangi durumlarda doktorabaşvuru yapmaları gerektiğini bilecekler. Bu eğitimi verebilmek içinse haftalıkders programının içerisine bir bölüm koyulması yeterli olacaktır.

Tüm bu çalışmalar neticesinde;vatandaşın sağlığa müracaat sayısını azaltacak, personelin vermiş olduğu hizmetkalitesi artacak, gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilecek ve sağlık içinödenecek bütçenin önemli bir kısmından tasarruf sağlanacak.

FETÖ İLE MÜCADELEYE ALTTAN DEĞİL ÜSTTEN BAŞLANMALIYDI


Sağlık Sen FETÖ’nün hain darbe girişimine nasıl tepki koydu.  O günden sonra FETÖ’nün birçok kritik kurumasızdığını görmüştük. Sağlık-Sen Bursa şubesi içinde nasıl bir tablo ortayaçıktı?


Sendikamızın kuruluşu 28 Şubatdönemine denk geliyor. Biz 28 Şubat’ta darbenin etkilerini ciddi manadahisseden bir teşkilatız. 27 Nisan e-muhtırası olduğu zaman Türkiye’de ortakakıl mitingleri altında Memur-Sen öncülüğünde bir tanesi Bursa’da olmak üzere 5büyük şehirde mitingler düzenlenmişti. Biz o zaman da kendi irademize sahipçıkma noktasında bir tavır ortaya koymuştuk. 15 Temmuz’da ise üyelerini sahayailk davet eden kurum ki Sayın Cumhurbaşkanı daha meydanlara davet etmeden önceMemur-Sen oldu. Ülkemiz için yapılması gereken neyse biz onu yaptık. Ben darbegirişiminin olduğu gün Ankara’dan geliyordum. Yolda öğrenmiştim. Gelir gelmezarkadaşlarımızı organize ettik ve meydana indik. Bir ay boyunca da demokrasinöbetlerinde Sağlık-Sen üyeleri olarak hep ön saflardaki yerimizi aldık.FETÖ’nün darbe teşebbüsü ülkemize ciddi bir travma yaşattı. Bizim FETÖbağlantıları nedeniyle Bursa’da ihraç edilen yaklaşık 200 üyemiz oldu.  


İlk başta ilgisiz alakasızkişiler de açığa alındı. Sendika üyeliği, Bank Asya’da hesaplarının bulunması,dernek üyeliği gibi kriterler üzerinden açığa alınmalar olmuştu. Bunların birkısmı tekrar görevlerine iade edildiler. Görevlerinden uzaklaştırılan kişileriincelediğimizde hemen hemen yüzde 99’unun doğruluğunun tespit edildiğinidüşünüyoruz. İçerisinde haksızlığa uğradığını düşündüğümüz isimler de var ancaksayı olarak çok yüksek rakamlarda değil. Bir kişi bile olsa bu durumu çözmekiçin gayret gösteriyoruz.

Devletimizin hala bu örgütüyeterince tanımadığını düşünüyorum. Bu örgüt doğru bir şekilde tanınmış vetanımlanmış olsaydı bylock üzerinden mağduriyetler yaşanmazdı. Bu örgütünçalışma sistemine Ergenekon sürecinden bakabiliriz. Herkesi bir çuvala doldurupmağduriyetlere sebep olmuşlardı. Böyle bir süreçte de örgütün kendilerindenolmayanlara mağduriyet yaşatacağı aşikardı. Masum insanları da kendisininyanına dahil etti. Bu durumu devletimizin tespit etmesi gerekiyordu. Ayıklamayaalttan değil üstten başlaması gerekiyordu. Şimdi örgütle mücadele edilirkenasıl kadro yurtdışına kaçtığını görüyoruz. Alttaki adamı yakalasak ne olacak,yakalamasak ne olacak. Kripto dediğimiz adamlar hala daha tespit edilemiyor. 15Temmuz gazisi olarak düşündüğümüz subay FETÖ’cü çıkıyor. Olayın vahameti bugibi örneklerde saklı. Sizin kripto dediğiniz adam sendikaya üye olan, BankAsya’ya belli bir miktarda para yatırmış dediğiniz adam değil. Bunların tespitedilmesi noktasında devlet, Cumhurbaşkanımızın dediği gibi at iziyle it izinibirbirine karıştırmamalı. Doğruyla yanlışı birbirinden tam net bir şekildeayıklandıktan sonra kime ne yapılacaksa yapılmalı. Bylock programında yaşananhadisenin büyük bir ders olduğunu düşünüyorum.

SAĞLIKTA ŞİDDETİN YAPTIRIMI AĞIR OLMALI


Sağlıkta şiddet konusu malumunuz. Bu konuda yaptığınız çalışmalarnelerdir? Sağlıkta şiddet neden önlenemiyor?

Sağlıkta şiddetin önüne maalesefgeçemiyoruz. Şiddetin ortaya çıkmasında birçok faktör var. Ancak en büyükfaktör iş yükünün fazla olması ve vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine kolayulaşamaması. Burada oluşan sıkıntı nedeniyle vatandaşlar hıncını sağlıkpersonelinden çıkartıyor. Sağlık personeli de uzun saatler boyunca hastabakıyor, hastalara müdahalede bulunuyor. O da stres altında. Sürekli olarak birkısır döngü var. Vatandaşlarımızın sağlık personelleri sanki onların kötülüğüiçin orada zannediyor. Bu insanlar vatandaşlarımıza hizmet etmek için orada.Vatandaşlarımızın kendi hesabından bir miktar para çekmek için kuyrukta bir saatbekler ama sağlık hizmeti alacağı zaman beş dakika beklemeye tahammülü yok.Bizim önerimiz sağlıkta şiddetin yaptırımının ağır olması yönünde.

YIPRANMA PAYI SÖZÜNÜ CUMHURBAŞKANIMIZ VERDİ


Sağlık personelinin yıpranma payı beklentisi var. Sendikanın yıpranmapayına bakış açısını nedir?

Yıpranma payıyla ilgiliçalışmamız uzun yıllardır var. Süreç bizim açısından da çok uzadı. Yıpranmapayı sözünü veren de Sayın Cumhurbaşkanımız. Ancak Ankara’daki bürokratik yapıbir türlü aşılamıyor. Bakanlıklar arasında yeterli koordinasyon yok. Bu işin üçayağı var. Sağlık, Maliye ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. Bu üçbakanlık yıpranma payı alacak olan sağlık personelinin durumunu netleştirmesigerekiyor. Biz bu sözü alalı dört yılın üzerinde bir zaman geçti. En sonÇalışma Bakanımız Sağlık Sen’in bir programına katılmış, Cumhurbaşkanımızınsözünün yarıda kalmayacağını söyledi. Biz de 450 bin sağlık personelinintamamını kapsayacak bir şekilde yıpranma payının çıkmasını bekliyoruz. Eködemelerle ilgili de sorun büyük. Bizim maaşımızın önemli bir kısmını eködemeler oluşturuyor. Hastanelerin yaşamış olduğu ekonomik sıkıntılar maalesefbize yansıyor. Hastane para kazanamadığı zaman ek ödemeler yapılamıyor. Böylebir bağlantı olmaması gerekiyor. Sağlık personelinin hak ettiği neyse maaşıylaberaber hastanenin performansına bakılmaksızın nakit olarak ödenmesi ve bununemekli maaşlarına da yansıtılmasını bekliyoruz. Çünkü sağlık personeli emekliolduğu zaman maaşı yarı yarıya düşüyor.

SENDİKALARA EN ÇOK HEKİMLERİN İHTİYACI VAR

Hekimler Sağlık-Sen’e üye olmaktan kaçınıyorlar mı?

Üye profilimiz içerisindehekimler var ancak istediğimiz sayı da değil. Topu meslek odalarına atıyorlar.Ama meslek odaları artık meslek sahiplerinin sözcüsü olmak durumunda değiller.Masaya oturan, hükümetle görüşmeleri yapan sendikalar. Bu anlamda hekimler desendikalara sahip çıkmak durumunda. Bu sendikalara hemşirenin de doktorun daihtiyacı var. Sağlık hizmetleri bir ekip işidir. Hemşirenin sağlıkhizmetlerinde hizmetlinin, hemşirenin, uzman doktorun, profesörün almış olduğubir rol var. İçerisinden bir tanesini çekin. Hekimlerimizin sendikaya bakışı buanlamda tam netleşmiş değil diye düşünüyorum. Netice olarak en çok sorunubulunan meslek grubu da hekimlerdir aslında. Sendikalara en çok ihtiyacı olankesim de onlar.

YÜKSEK İHTİSASDA ÜYELERİMİZ ÜSTÜ KAPALI TEHDİT EDİLDİ

Yüksek İhtisas Hastanesindeki yemek boykotunda personele kumanyadağıtmıştınız. 26 Ocak günü de bilginize başvurulmak istendi. Siz de savunmavermeyeceğim demiştiniz. Yaşananları bir de sizden dinleyebilir miyiz?

 Hastanede çıkan yemeklerle ilgili oradakisağlık personelinden bize ciddi şikâyetler geliyordu. Personel cebinden yemekzorunda kalıyordu. Bize destek olun talebi geldi. Biz de gidip idarecilerlekonuştuk. Yemekler konusunda biraz daha hassas olunmasını rica ettik. En sonişin tadı biraz daha kaçtı. Şikâyetler iyice artınca boykot kararı çıktı. Bizde sağlık personeline bu konuda destek vermek durumundayız. Çünkü biz hemyetkili sendikayız hem de orada bin 200 üyemiz var. Üyelerimizin talebini gözardı edemeyiz. Oradaki arkadaşlarımızın aç kalmamaları için kumanya dağıttık.Kumanya dağıtımının sonuna doğru hastanenin güvenlik görevlileriarkadaşlarımızı engellemeye çalıştılar. Hastane yönetimi de arkadaşlarımızaOHAL’i bahane ederek üstü kapalı tehditlerde bulunmuşlar. OHAL var amahükümetimiz OHAL’in kişilerin hak ve hürriyetlerini kısıtlamaya yönelikolmadığını sürekli vurguluyor. Biz hastaneden ayrılırken içeriden çevikkuvvetin çıktığını gördük. Bizim kızdığımız nokta sağlık personelimiz o kadardarp edildi, yaralandı o zaman gelmeyen çevik kuvvet biz yemek dağıtırkengeldi. Sonradan soruşturma açıldı. Genel sekreterliğin görevlendirdiğisoruşturmacının öğrendiğimiz kadarıyla herhangi bir disiplin cezası verilmesinegerek olmadığı yönünde bir raporu olmasına rağmen hastane yönetimi bizimüyelerimize disiplin cezası verdi. Biz Valiliğe itiraz etti. Valilik bucezaları iptal etti. Geçtiğimiz günlerde de bana biz aynı konuyla alakalıgörüşlerime başvurulacağı yönünde bir tebligat geldi. Ben de ifade sendikalfaaliyetlerde bulunduğumu, ifade vermeyeceğimi belirttim.  

 

Gökhan Yünkül kimdir?

1977 yılında Elâzığ’da doğdu. İlkve ortaokulu tamamladıktan sonra Elâzığ Atatürk Sağlık Meslek Lisesi’nden mezunoldu. 2001 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunolan Yünkül, sağlık kurumları işletmeciliği alanında yüksek lisansınıtamamladı. 2001 yılında Düzce'de sağlık memuru olarak göreve başladı. 2002yılında Bursa Sağlık Müdürlüğüne tayin oldu. 2002-2003 yılları arasındaaskerlik görevini Bayburt'ta tamamladı. 2003-2008 yılları arasında Sağlık-SenBursa Şubesi Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. 2008-2012 yılları arasındaSağlık Müdürlüğünde Personel Şube Müdürü olarak görev yaptı. 2012 yılının martayında gerçekleşen Olağanüstü Genel kurulda Şube Başkanı seçildi ve halengörevine devam ediyor. Yünkül, evli ve 3 kız babası.


YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

SONRAKİ HABER

Lisanssız palete dikkat

Lisanssız palete dikkat