18 Aralık 2017 Pazartesi

SON DAKİKA

MUSUL

 Musul konusunda yazmak usülden olmuş, bu hafta bizde usüle uyalım dedik. Medyada, Musul konusundaki yazıları takip etmeye çalışıyorum. Çoğu geçmişi hatırlamak, nutuk atmak yada meydan okumaktan ibaret. Konunun geçmişi elbette önemli ancak gelecek kurgusu, analiz,sentez ve strateji konusunda yazan neredeyse hiç yok. Cümleler kısa, sığ, bol mışlı-muşlu.

 Konuya girmeden önce,  iflah olmaz bir hümanist yani insan sever, yani barışsever olduğumu belirtmek istiyorum. Benim için dünyanın tüm menfaatleri, tüm ganimetleri yada zenginlikleri, bir insanın, annenin, babanın ya da oğulun saçının tek teli ile değişilemez. İnsan yaşamı kutsaldır ve daima korunmalıdır. Bence barışın, aması- fakatı yok, barış hemen şimdi ve daima.

 Türkiye, Rus uçağını  düşürdüğünde, ben en azından bir barışsever olarak bunu eleştirmiş, bunun bir kumpas olabileceğini, nihai amacın, Türk- Rus ilişkilerini bozmak ve zaten karışık olan Suriye’deki savaş ortamına ülkemizide çekmek olduğunu belirtmiştim. O dönem “şahin” arkadaşlarımın ciddi tepkisi ile karşılaşmış ve “Size barıştan başka bir şey demeyeceğim” başlıklı,  yazımı yazmıştım. Bu yazıyı da arşiv kısmından okuyabilirsiniz. Barış zamanlarında televizyon karşısında çay içip, çekirdek çitlerken şahin tavırlar sergilemek son derece kolaydır.  Oysaki savaş, kazananın dahi kaybettiği yıkıcı bir mücadeledir.  

 Gelelim asıl mevzuya; analiz, sentez ve strateji  dış politikanın olmazsa olmazıdır. Bizde, bununla ilgili akademisyen ve bilim adamı sayısı son derece kısıtlı. Olayların tüm yönlerini irdeleyen, sağlam bir tarih bilgisine sahip, istihbarat kaynakları ile beslenen düşünce kuruluşumuz/akademisyenimiz az. Benim gibi bu işin acemileri zaman zaman gelecek projeksiyonları ve stratejileri hazırlamaya çalışmakta. Diyebilirsiniz ki  senin öngörülerinin de çoğu doğru çıkmıyor. Efendim, yaptığım öngörülerin yarısı doğru çıksa şu an burada değil Time dergisinde yazıyor olurdum.

 ABD’denin Irak stratejisi ise bir trajediye dönüşmek üzere. Irak maalesef Suriyelileşme yolunda hızla ilerlemekte. ABD‘nin, mezhepçi ve etnik yaklaşımları Irak’ta her kesimi birbirine düşman etmiş  durumda. Irak’ın en temel problemi ise kimsenin Irak’ın varlığı, toprak bütünlüğü ve geleceği için ölmek istememesi. Henüz adının ne olduğuna dahi tam karar veremediğimiz terör örgütü IŞID, bölgenin yeniden şekillenmesi için kurulmuş taşeron bir örgüt. Irak’ta ve Suriye’de;  IŞID ‘ı destekleyen Sünni aşiretlerin  ve IŞID’ın ana beslenme kaynağı olan  ezilen, hor görülen, hatta toprakları elinden alınıp öldürülen insanların sorunları hızla çözülmelidir. Aksi takdirde  IŞID’ı yok edelim derken Irak’ı ve Suriye’yi  yok edebiliriz.

 Türkiye yeni bir göç dalgasına hazırlıklı olmalı. Herkesin birbirine düşman olduğu Irak’ta, tüm kesimler arasında şiddetli bir savaşın ve tabi Işıd benzeri yeni terör örgütlerinin  ortaya çıkması kuvvetle muhtemel. Ayrıca şu anda Kerkük’ü fiilen yöneten ve Musul’uda ele geçirmek isteyen Barzani güçlerine karşıda dikkatli ve temkinli olmayız.

 

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR