SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Su Şehri...!

Yazının Giriş Tarihi: 16.05.2022 09:53
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.05.2022 09:53

Yaşamın kaynağı, tarihte varolmanın şartı SU ... Suyun  etrafında oluşan yerleşim alanları zamanla kendi medeniyetlerini oluşturmuşlar ve buralardan köklü kültürler ortaya çıkmıştır. 

İnsanların dillerine de kültürlerinede  inançlarınada yansımış, en saygın kelimeler suyu tanımlamak için kullanılmıştır. .

Tarih boyunca su kutsal sayılmıs ,sadece  temel bir ihtiyaç değil,maddi ve manevi  temizlik sembolü, sesinin dinginliği ile ruhları tedavi eden bir sağlık unsuru , insanın hatta canlının olduğu her yerde hayatın kendisi olmuştur.

 Su kutsal sayılmış, canlılara su vermek hizmet   ve hayır  kabul edilmiştir.Hatta suyun bir çeşmeden daimi akışı ile hayır işleminin sürekli olacağı  inancı her köşede bir çeşme hayratı yapılmasına sebeb olmuştur.  Türk Devletlerinde hüküm süren hemen hemen her sultan, sadrazam,üst yönetici sosyal yaşantı ve mimaride önemli değere sahip çeşmeler yaptırmıştır.

Bursamız Su Şehriydi...60-70 li yıllarda Bursalılar İstanbula gittiğinde hayıflanırlardı " nasıl bir Şehir su bile parayla" diye.

Su gurmesiydi bu şehrin insanları   her yerimiz  çeşmeydi.  ,suyun  para ile alınmasına anlam veremezdi  Bursalılar...

Çok iyi anımsadığım Fransız Pik çeşmeler vardı.70-80  cm yüksekliğinde  siyah üzerinde çiçek desenleri  olan  çeşmeler  nasılda  güzeldiler..Cumhuriyetin ilk yıllarında içme suyu  şebekesi yenilenirken  Fransız  Pont Amousson firmasından 150 adet  getirilen  üstte bir butonu olan basılınca    suyun akan  çeşmeler.80 yılların başına kadar  tek tük var olan  ve ne yazik ki günümüzde  yok olan o siyah minik  çeşmeler..

Mahallelerimizde  Kartacalı  Animalin yaptırdığı söylenen künk şebekesiyle evden eve akan  Pınarbaşı  suyu,  Uludağa çıkarken adım başı gördüğümüz  kaynaklar mahalle çeşmeleri birer birer anı oldular..

Mahalle çeşmeleri günümüzdeki sosyal medya platformları gibiydi  akşam üstü evin genç kızları, delikanlıları çeşme başına  gelir  tanışmalar ,arkadaşlıklar, , sevdalar,   evlilik  hayalleri, yaşam bu çeşmelerin başında kurulurdu.

Ellerinde bakır güyümlere aktıkça soğuyan suyu doldurur  soğuk su  güyümün yüzeyinde  binlerce  su damlası bırakırdı..Kimbilir ne hayaller ne anılar saklardı o  damlalar...

Suyumuz sanayileşmenin paralelinde başlayan göçlerle yetmez oldu...

 90 yıllarda ise   istanbullular hergün onlarca  tankerler  gelip suyumuzu alıp  istanbul da su istasyonlarında satmışlardı..

Uludağın Pınarlarından süzülüp gelen  suyumuz yetmeyince kuyular açıldı  o enfes tadı bozuldu suyumuzun ..

Suyumuz öylesine özeldi ki  Nuri Erbak  Gümüşçeken de kurdugu ilk  gazoz imalthanesinde  gazoz imal etmek için  kullandıgı suyu imalethane daha sonra inönü caddesine taşınınca özel  bir hatla o yeni fabrikasına taşıdığı söylenirdi

70 yılların sonu  80 li yılların basından sonra  ne suyumuz tadı  kaldı ne o güzelim çeşmelerimiz...

Şİmdilerde bir kaç semtte var olan  yaşama  direnen çeşmelerimizi  ve en önemlisi suyumuzu  korumalıyız...