
Bursa'ya gerçekleştirdiği ziyaretler neticesinde yoğun bir gün geçiren Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, il genelindeki temaslarını sürdürüyor. Bakan Tekin, ziyaret programı çerçevesinde AK Parti Bursa İl Başkanlığı'na gelerek tüm Bursa teşkilatı üyeleriyle bir araya geldi.
"MAARİF EĞİTİM MODELİNİN DEVAMI NİTELİĞİNDE İŞLER YAPIYORUZ"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Maarif eğitim modelinin geliştirileceğini vurguladığı konuşmasında, "Gerek dünyadaki egemen söylem, gerekse bu egemen söylemin toplumsal anlamda yaygınlaştırıldığı iletişim araçları ve başta sosyal medya olmak üzere tüm bunlar, çocuklarımızın hem eğitim öğretim hayatını farklı bir boyuta taşıdı hem de bizi rahatsız eden bazı sorunları beraberinde getirdi. Sosyal medya üzerinden milli ve manevi değerlerinden uzaklaşan, vatanseverlik, yardımlaşma ve dayanışma gibi bizi biz yapan değerlerden kopuk bir gençlikle karşı karşıyayız. Biz ise "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" kapsamında öğretim programlarımızı, çağın ihtiyaç duyduğu pedagojik ve teknolojik yeniliklerle harmanlayarak yeniden kurguluyoruz. Şunu kabaca ifade edebilirim: Eski programlarımız dünyada artık terk edilmiş durumdaydı. Eski müfredatımız "bilgi vermek" üzerine kurgulanmıştı; yani çocuklarımıza ne kadar çok bilgi verirsek o kadar iyi olacağını düşünüyorduk. Ancak dünya başka bir yöne evrildi. Dünya artık şunu söylüyor: "Çocuklar bilgiye erişim konusunda sıkıntı yaşamıyor; asıl sorun, bilgiyi ne için ve nasıl kullanacaklarıdır." dedi.
"SADECE BİLGİ VERMEKLE OLMAZ"
Eğitim modelinin bilgi verme odaklı sistemden geliştirildiğini söyleyen Tekin, "Gelişmiş ülkeler, eğitim programlarını sadece bilgi aktarmaktan ziyade, bilgiyi beceriye dönüştüren bir yapıya evirdiler. Bizim de bunu yapmamız bir zorunluluktu; bu yeni ortaya çıkan bir durum değil. 2013-2018 yılları arasında bakanlıkta müsteşar olarak görev yaparken, uluslararası toplantılarda bize sürekli öğretim programlarımızın beceri odaklı hale getirilmesi gerektiği söyleniyordu. Biz de bunu "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" ile hayata geçirdik.
Fakat bunu yaparken başka bir şey daha yaptık. Türkiye Cumhuriyeti devletinde eğitim süreçleriyle ilgili iki kurum vardır; birinin adı Yükseköğretim Kurulu (YÖK). Bunu kuranlar, kurum isminde "öğretim" ifadesini kullanmıştır. Bizim kurumumuzun adı ise "eğitim"dir. Dolayısıyla onlarla aramızda toplumsal beklenti ve kamusal sorumluluk anlamında bir fark var. Biz, bize emanet edilen çocuklarımıza birliğimizi, beraberliğimizi ve toplumsal hafızamızın devamlılığını sağlayacak değerleri de müfredatımızın içerisine yerleştirmek zorundayız.
"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"ni inşa ederken iki temel noktaya odaklandık: İlki, bilgi verme mantığından bilgiyi beceriye dönüştürme mantığına geçiş yaptık. Daha açık bir ifadeyle, bizim kuşağın anlayacağı dilden söylersek; artık okulda öğretmenine "Öğretmenim, bu bilgi sahada, dışarıda ne işimize yarayacak?" diye soran öğrencinin sorusuna cevap verebilecek, beceri odaklı bir sisteme geçtik. İkincisi ise, bütün müfredatımızın içerisine milli ve manevi değerlerimizi yerleştirdik. Yani çocuk müzik dersi alırken, kimya dersi işlerken veya tarih öğrenirken bizi biz yapan değerlerimizin örneklendirildiği bir müfredatla karşı karşıya kalacak. "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"nin özü budur. Bunu yaparken sadece müfredatla kendimizi sınırlandırmadık; müfredatı destekleyecek diğer enstrümanların da kullanılması gerektiği gerçeğinden hareketle, bize katkı sağlayabileceğini düşündüğümüz her ortamdan istifade etmeyi hedefliyoruz." ifadelerini kullandı.