
SEMA ÜSTÜNTAŞ ÇAKAR / BURSADA BUGÜN
Bursa Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü'nden Doç. Dr. Efsun Dindar, tek kullanımlık plastiklerin çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek plastik tüketiminin azaltılmasının artık kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Modern yaşamın hızına ve pratiklik arayışına yanıt veren tek kullanımlık plastik ürünler, kullanım kolaylığı sağlamasına rağmen doğada uzun yıllar kalması nedeniyle ciddi çevre sorunlarına yol açıyor. Plastik poşetler, pipetler, gıda ambalajları ve tek kullanımlık bardaklar yalnızca birkaç dakika kullanıldıktan sonra atık hâline gelirken, doğada parçalanmaları yüzlerce yıl sürebiliyor.
Dünya genelinde plastik üretiminin son 50 yılda büyük bir artış gösterdiğini belirten Doç. Dr. Efsun Dindar, yıllık plastik üretiminin 380 milyon tonun üzerine çıktığını ve bunun yaklaşık yüzde 40'ının tek kullanımlık plastiklerden oluştuğunu ifade etti. Plastiklerin büyük kısmının ambalaj sektöründe kullanıldığını söyleyen Dindar, bu ürünlerin kullanım süresinin çoğu zaman birkaç saatle sınırlı kaldığını vurguladı.
Bilimsel araştırmaların her yıl yaklaşık 19 ila 23 milyon ton plastik atığın nehirler, göller ve denizlere karıştığını ortaya koyduğunu belirten Dindar, denizlerdeki katı atıkların yaklaşık yüzde 80'inin plastiklerden oluştuğunu söyledi. Plastik atıkların deniz canlıları için büyük bir tehdit oluşturduğunu ifade eden Dindar, birçok canlının plastik parçalarını besin sanarak tükettiğini veya plastiklere dolanarak yaşamını kaybettiğini dile getirdi.
Plastik kirliliğinin yalnızca görünen atıklarla sınırlı olmadığını belirten Dindar, zamanla parçalanan plastiklerin mikroplastik ve nanoplastik hâline geldiğini söyledi. Bu parçacıkların artık sadece denizlerde değil, atmosferde, toprakta, içme suyunda ve gıda ürünlerinde de tespit edildiğine dikkat çeken Dindar, son araştırmalarda mikroplastiklerin insan kanında, akciğer dokusunda ve plasentada bile bulunduğunun ortaya konduğunu ifade etti.
Plastik üretiminin aynı zamanda iklim değişikliği ile de doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Dindar, plastik üretimi ve bertarafı sırasında ortaya çıkan sera gazı emisyonlarının küresel emisyonların yaklaşık yüzde 3-4'ünü oluşturduğunu söyledi. Mevcut üretim trendinin devam etmesi hâlinde plastik üretiminin önümüzdeki yıllarda iki ila üç kat artmasının beklendiğini dile getiren Dindar, plastik tüketiminin azaltılmasının iklim politikalarının da önemli bir parçası olduğunu vurguladı.
Plastik kirliliğiyle mücadelede geri dönüşümün tek başına yeterli olmadığını belirten Dindar, bugüne kadar üretilen plastiklerin yalnızca yaklaşık yüzde 9'unun geri dönüştürülebildiğini söyledi. Bu nedenle plastik tüketiminin kaynağında azaltılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.
Birçok ülkenin tek kullanımlık plastikleri yasaklama veya sınırlandırma yönünde politika geliştirdiğini hatırlatan Dindar, Avrupa Birliği'nin plastik pipet, plastik çatal-bıçak ve köpük gıda kapları gibi ürünleri kademeli olarak piyasadan kaldırmayı hedeflediğini belirtti.
Türkiye'de plastik poşetlerin ücretlendirilmesi gibi uygulamaların tüketimi azaltma yönünde önemli bir adım olduğunu söyleyen Dindar, ancak daha kapsamlı politikalara ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Dindar, plastik ürünlerin kademeli olarak yasaklanması, yeniden kullanılabilir ürünlerin teşvik edilmesi, depozito sistemlerinin yaygınlaştırılması ve üreticilerin atık yönetimindeki sorumluluklarının artırılması gerektiğini dile getirdi.
Doç. Dr. Efsun Dindar, "Tek kullanımlık plastikler modern yaşamın pratikliğini temsil ediyor gibi görünse de gerçekte yüksek çevresel maliyetler yaratıyor. Ekosistemlerde biriken plastikler biyolojik çeşitliliği tehdit ediyor ve mikroplastikler yoluyla gıda zincirine giriyor. Plastik kirliliğiyle mücadelede en etkili yöntem, plastik atıkları yönetmekten çok plastik tüketimini azaltmaktır" dedi.
Dindar, tek kullanımlık plastiklerin sınırlandırılmasının yalnızca çevresel bir tercih değil, gelecek nesiller için sağlıklı ekosistemlerin korunması açısından stratejik bir zorunluluk olduğunu sözlerine ekledi.