
Bursa'nın manevi duraklarından biri olan Üftadiye Tekkesi, halk arasında anlatılan rivayetlere göre Üftade Hazretleri'nin dünya malına önem vermeyen, sade yaşamı ve Allah'a olan bağlılığı üzerine şekillenen bir yaşam hikâyesinin merkezinde bulunuyor. Rivayetlere göre Üftade Hazretleri, uzun yıllar müezzinlik yaptığı Bursa'da, gösterişten uzak bir hayat sürmüş ve tasavvuf yoluna yönelerek çevresinde büyük bir saygı kazanmıştı.
Anlatılan efsanelerde, Üftade Hazretleri'nin "üftade" yani "düşkün, alçakgönüllü" lakabını, makam ve mevkiye değer vermeden halkın içinde sade bir hayat sürmesinden dolayı aldığı ifade ediliyor. Bu yönüyle tekke, sadece bir ibadet mekânı değil; aynı zamanda tevazu, sabır ve teslimiyetin sembolü olarak kabul ediliyor.
HALK ARASINDA YAŞAYAN MANEVİ MİRAS
Bölgede yaşayan vatandaşların aktardığına göre Üftadiye Tekkesi, geçmişten bugüne "manevi bir sığınak" olarak görülüyor. Özellikle Osmanlı döneminden itibaren dergâhın, hem ilim hem de tasavvuf eğitiminin verildiği önemli merkezlerden biri olduğu biliniyor.
Rivayetlere göre Üftade Hazretleri'nin dergâhta yetiştirdiği talebeler, Bursa'nın farklı bölgelerine yayılarak tasavvuf anlayışını geniş bir coğrafyada yaymıştı. Bu nedenle tekke, yalnızca bir yapı olmanın ötesinde, bir düşünce ve eğitim merkezi olarak da anılıyor.
BUGÜN DE ZİYARETÇİLERİN UĞRAK NOKTASI
Günümüzde Üftadiye Tekkesi, tarihi dokusu ve manevi atmosferiyle hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Ziyaretçiler, yapının içinde geçmişin izlerini hissederken, Üftade Hazretleri'nin sade yaşam felsefesine dair anlatılan hikâyelerle de karşılaşıyor.
Bursa'nın tarihi silueti içinde yer alan bu tekke, yüzyıllar öncesinden gelen efsaneleriyle kentin manevi hafızasında yaşamaya devam ediyor.