
Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a yönelik başlattığı topyekûn savaşın Washington'daki siyasi sarsıntıları sürüyor. Dün, "İran'ın ABD için bir tehdit oluşturmadığını ve bu savaşı destekleyemeyeceğini" belirterek istifa eden Ulusal Terörle Mücadele Direktörü Joe Kent'in bu radikal kararının arkasında yatan stratejik gerekçeler netleşti. Başkan Trump'ın Oval Ofis'te "İyi bir adamdı ama güvenlikte çok zayıftı" sözleriyle hedef aldığı Kent'in, Ocak 2024'te gazeteci Tucker Carlson'a verdiği röportajda bugünkü tabloyu birebir öngördüğü ve savaşın ABD için yıkıcı sonuçları olacağını detaylarıyla anlattığı anlaşıldı.
"İRAN BİR AFGANİSTAN DEĞİL, KÖKLÜ BİR İMPARATORLUK"
Karar'ın haberine göre savaşın Orta Doğu'da yeni bir batağa dönüşeceğini aylar öncesinden savunan Kent, Carlson ile yaptığı mülakatta Washington'daki şahin politikacıların İran'ı yanlış okuduğunu vurguladı. İran ile savaşın ABD için "yıkıcı bir senaryo" olduğunu belirten Kent, durumu şu sözlerle özetlemişti:
"İran'la yapılacak bir savaşın ABD üzerindeki etkilerini tam olarak anlamayan çok kişi var. İran, Afganistan gibi bir yer değil, gerçek bir ulus devlet. Kısa vadede sonuçlar çok kanlı olur. Hava savunmalarını geçip bir 'şok ve dehşet' (shock and awe) operasyonu yapabileceğimizden şüphem yok. Ancak Irak'ta gördüğümüz gibi, bu tür operasyonlar uzun vadede işe yaramıyor. İran (Pers) her zaman bir imparatorluktu ve modern Ortadoğu'daki diğer aktörlerin çoğundan daha köklü. Şu an iç sorunları ve Ayetullah yönetimiyle ilgili sıkıntıları olsa da, dışarıdan yapılacak bir saldırı halkı liderlerinin etrafında birleştirir. Bu durum onları daha devrimci bir hale getirir ve bölgedeki İran vekillerinin saldırıları artar."
"KÜRESEL İTTİFAK DEVREYE GİRER, ASIL KAZANAN ÇİN OLUR"
Joe Kent'in analizindeki en çarpıcı bölüm ise savaşın Orta Doğu ile sınırlı kalmayıp, Rusya ve Çin ekseniyle birleşerek ABD'nin Pasifik'teki hakimiyetini çökerteceğine dair uyarılarıydı. Uzun vadede Vladimir Putin'in Ukrayna işgalinden sonra oluşan ittifak yapısının devreye gireceğini belirten Kent, ABD'nin asıl yumuşak karnına dikkat çekti:
"Çin bu denklemde çok büyük bir oyuncu ve biz Çin'e karşı ciddi şekilde savunmasızız. Ekonomimizin büyük bir kısmını, üretimi ve Wall Street'i kontrol ediyorlar. Çinliler, İran petrolüne erişim istiyorlar. Biden yönetiminin ABD enerji bağımsızlığını bitirip LNG ihracatçılarını (İran, Rusya, Katar) güçlendirmesi bu ittifakı etkili kıldı."
"PANDORA'NIN KUTUSUNU AÇMAK DEMEKTİR"
Kent'in istifasına giden yolda benimsediği "Önce Amerika" (America First) ve askeri izolasyonizm odaklı dış politika vizyonunun temelinde, Washington'ın kaynaklarını yanlış cephelerde harcadığı inancı yatıyor. Eski Direktör, İran'a açılacak bir savaşın Pekin yönetiminin en büyük hayali olduğunu şu sözlerle ifade etmişti:
"İran ile derin bir çatışmaya girmek doğrudan Çin'in işine gelir. Çin, bizim askeri-endüstriyel kapasitemizi Doğu Avrupa ve Ortadoğu'da tüketmemizi izlemekten memnuniyet duyar. Bu durum Pasifik sınırımızı Çin saldırganlığına karşı aşırı savunmasız bırakır. Ya da Çin, bizim hem savaş alanında hem de ekonomik olarak tükenmemizi kenardan izler. Bu tam bir çılgınlık ve Pandora'nın kutusunu açmak demektir. Amerikan halkının bu savaştan kazancı ne olacak?"