ABD-İran savaşında geri sayım, Hürmüz ateşi nasıl etkileyecek?

İran ile ABD arasındaki gerilim, artan askeri sevkiyatlar ve karşılıklı sert söylemlerle kritik bir eşiğe taşınmış durumda. Olası bir sıcak çatışmanın; enerji fiyatlarında sert sıçramalara, Irak-Suriye hattında güvenlik boşluklarına ve yeni göç dalgalarına zemin hazırlaması kaçınılmaz olacak. Savaş senaryosu, Türkiye açısından cari açık ve enflasyon baskısının artması, sınır güvenliğinin zayıflaması ve ticari yaptırım risklerinin büyümesi gibi çok boyutlu olumsuz sonuçlar da barındırıyor.

Haber Giriş Tarihi: 21.02.2026 12:36
Haber Güncellenme Tarihi: 21.02.2026 12:36

İran ile ABD arasındaki gerilim, son haftalarda askeri, siyasi ve ekonomik boyutlarıyla yeni bir eşiğe taşınmış durumda. Uluslararası basına yansıyan askeri sevkiyatlar, ABD’nin bölgeye gönderdiği uçak gemisi görev grupları ve Washington’dan yükselen sert söylemler, sıcak çatışma ihtimalinin uzun süredir görülmediği kadar arttığına işaret ediyor. Olası bir savaşın Türkiye’ye etkileri ise Ankara kulislerinde ve güvenlik çevrelerinde en çok tartışılan başlıkların başında geliyor. Yapılan analizlerde, Türkiye’nin tarafları itidale çağıran açıklamaları ve arabuluculuk girişimleri dikkat çekerken, Suudi Arabistan ile Azerbaycan’ın olası bir çatışmada hava sahalarını İran’a yönelik saldırılara kapatacaklarını açıklamaları, bölge ülkelerinin yaklaşan bir krizi sınırlama çabasının göstergesi olarak değerlendiriliyor. Bu tutum, çatışmanın bölgesel bir yangına dönüşmesini önlemeye dönük temkinli bir diplomasi trafiğine işaret ediyor.

Bölgedeki yüksek askeri yığınak ve karşılıklı sert açıklamalar, sınırlı ve hedefli bir saldırı riskinin göz ardı edilemeyeceğini ortaya koyuyor.İRAN DİRENEBİLİR Mİ?

Savaşın kapıda olduğu görüşünü savunanlar kadar, mevcut tabloda doğrudan ve topyekun bir İran-ABD savaşının olasılığının sınırlı olduğunu dile getirenlerin sayısı da azımsanmayacak düzeyde. Güvenlik ve askeri analizlerde ayrıca, İran’ın ekonomik yaptırımlar, yüksek enflasyon ve iç siyasi kırılganlıklar nedeniyle uzun süreli ve yüksek yoğunluklu bir savaşı sürdürebilecek kapasiteye sahip olmadığı vurgulanıyor. ABD cephesinde ise Trump yönetiminin yeni bir Orta Doğu savaşının siyasi ve ekonomik maliyetlerinden kaçınma eğiliminde olduğunun altı çiziliyor.

GÖÇ DALGASI ENDİŞESİ

Stratejik analizlerde, Türkiye açısından olası bir ABD-İran çatışmasının Türkiye'ye etkilerinden endişe duyuluyor. Ankara, söz konusu gerilimi bölgesel güvenlik mimarisi, enerji arzı, dış ticaret dengeleri, göç baskısı ve terörle mücadele stratejisi üzerinden çok katmanlı bir çerçevede değerlendiriyor. Türkiye’nin İran ile enerji, ticaret ve lojistik alanındaki bağları dikkate alındığında, Hürmüz Boğazı’nda ya da İran topraklarında yaşanacak bir istikrarsızlık, enerji fiyatları ve tedarik güvenliği açısından ciddi riskler barındırıyor. Küresel petrol ve doğalgaz fiyatlarında yaşanabilecek ani sıçramaların, Türkiye’nin cari dengesi ve enflasyon görünümü üzerinde doğrudan baskı oluşturabileceği belirtiliyor. İran ve bağlantılı coğrafyalarda yaşanabilecek geniş çaplı bir istikrarsızlık, Türkiye’nin halihazırda taşıdığı göç yükünü artırabilecek yeni bir baskı unsuru anlamına da geliyor.

İRAN'IN ASKERİ STRATEJİSİ

Yapılan analizlerde İran’ın, konvansiyonel ateş gücü ile düzensiz savaş tecrübesini, katmanlı hava savunma sistemlerini ve yaygın siber gözetim kapasitesini entegre eden merkezi olmayan bir “Mozaik Savunma” modeli kullanmasının beklendiği vurgulanıyor.

İran'ın savunma doktrini kesin askeri zaferden ziyade dayanıklılık, esneklik ve uzun süreli direniş stratejisine dayanıyor.BÖLGESEL SAVAŞ RİSKİ

Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni, İran’a yönelik olası bir ABD saldırısının bölgesel savaşa neden olabileceğini belirterek, “Böyle bir senaryoda İran’ın nükleer tesisleri ve askeri komuta yapısı hedef alınacaktır. Tahran yönetimi de bölgedeki ABD üslerini hedef alıp vekil güçleri devreye sokabilir. Bu durum, çatışmanın Irak, Suriye ve Körfez hattına yayılma riskini beraberinde getiriyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

TÜRKİYE İÇİN SENARYOLAR

Umur Tugay Yücel (Siyaset Bilimci ve Strateji Uzmanı)

"ABD-İran arasında yaşanacak sınırlı ya da geniş ölçekli bir çatışma, ilk etapta enerji piyasaları sarsacaktır. İran’ın Hürmüz Boğazı çevresindeki askeri kapasitesi ve bu hattın küresel petrol ve LNG taşımacılığındaki kritik rolü, enerji fiyatlarında ani ve sert dalgalanma riskini artırmaktadır. Türkiye açısından bu durum, petrol ve doğal gaz ithalat faturasında hızlı bir yükseliş ve enerji maliyetleri üzerinden enflasyon baskısının güçlenmesi anlamına geliyor."

TERÖR RİSKİ VAR MI?

"İran’ın olası bir ABD saldırısına doğrudan değil, büyük ölçüde vekil unsurlar üzerinden karşılık vermesi bekleniyor. Bu senaryo, Irak ve Suriye sahasında hareketliliği artırabilir. Türkiye açısından bu durum, sınır güvenliği, terörle mücadele dengeleri ve askeri operasyon alanlarında yeni riskler doğurabilir.

GÖÇ OLUR MU?

"İran’da yaşanabilecek uzun süreli istikrarsızlık ya da iç güvenlik zafiyeti, Türkiye açısından yeni bir göç dalgası ihtimali de demek. Halihazırda yüksek göç yükü taşıyan Türkiye için İran kaynaklı düzensiz göç, sınır yönetimi ve sosyal denge üzerinde ek baskı yaratabilir."

TİCARET NE OLACAK?

"ABD’nin İran’la ticaret yapan ülkelere yönelik ek gümrük vergileri ve ikincil yaptırım uygulamaları, Türkiye-İran ticaretini doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir. Enerji, turizm ve ihracat kalemleri başta olmak üzere birçok sektörde maliyet artışı ve pazar kaybı riski bulunmaktadır. Ayrıca bölgesel çatışma ihtimali, kara ve deniz lojistik hatlarında aksamaları beraberinde getirebilir."