Ateşkesin ömrü çok kısa!

ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Nisan’da duyurduğu iki haftalık ateşkes sonrası endişeli bekleyiş sürüyor. İlk anda Ortadoğu’da silahların susacağı, enerji piyasalarının rahatlayacağı ve diplomasi masasının güç kazanacağı bir eşik gibi görülen ateşkesin, aradan geçen kısa sürede sahadaki gerçeklikle tam örtüşmediği ortaya çıktı. Stratejistlere göre barışın önündeki en büyük engel ise Siyonist rejim ve Netanyahu.

Haber Giriş Tarihi: 14.04.2026 08:59
Haber Güncellenme Tarihi: 14.04.2026 08:59

Orta Doğu'da İran yönelik saldırılar ile başlayan savaşta iki haftalık ateşkes ilan edilse de diplomasi masasındaki gerilim artıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik, Lübnan cephesinde devam eden saldırılar kırılgan sürecin sanıldığından çok daha hassas olduğunu gösterirken, stratejistler ise özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin istenen seviyeye ulaşmaması ve Lübnan’ın ateşkes kapsamına girmemesi nedeniyle yeni dönemin sakinleşme değil, doğrudan endişeli bir belirsizlik süreci olacağı görüşünde birleşiyor.

KİLİT NOKTA HÜRMÜZ

Krizin asıl ağırlık merkezi ise Hürmüz Boğazı olmaya devam ediyor. Dünya petrol ve LNG akışının en kritik geçiş noktalarından biri olan deniz hattı, ateşkesin en önemli şartı olarak öne çıksa da fiili durum henüz tam normalleşmiş değil. Tanker trafiğinde 'bekle-gör' havası sürerken, geçiş güvenliği üzerindeki soru işaretleri de kalkmış değil. Bu tablo, savaşın artık sadece füze saldırıları ya da hava operasyonlarıyla değil, enerji hatları, deniz ticareti ve küresel arz güvenliği üzerinden de yürüdüğünü de gösteriyor.

SİYONİST İŞGAL SÜRÜYOR

Ateşkesin en kırılgan başlığı ise Lübnan. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “Lübnan’da ateşkes yok” diyerek Hizbullah’a yönelik saldırıların süreceğini ilan etmesi, savaşın bölgesel ölçekte gerçekten durmadığını açık biçimde ortaya koydu. İran tarafı bunu doğrudan ateşkes ihlali olarak görürken, İsrail ve ABD Lübnan cephesinin bu mutabakatın parçası olmadığını savunmaya devam ediyor.

CEVAPSIZ SORULAR

Ateşkese giden süreçte Pakistan’ın devreye girmesi ve İslamabad hattının diplomatik kanal olarak öne çıkması da, bu uzlaşının ne kadar hassas dengeler üzerinde kurulduğunun göstergesi olarak değerlendiriliyor. Hürmüz’de geçişlerin gerçek anlamda normale dönmesi, Lübnan dosyasının hangi çerçevede ele alınacağı, İsrail’in operasyon alanının nasıl tanımlanacağı ve enerji piyasalarının yeniden güven kazanıp kazanmayacağı da sürecin kaderini belirleyecek başlıklar olarak yorumlanıyor.

İRAN'IN ELİ GÜÇLÜ

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Ünal, ateş sonrası oluşan belirsizliği yorumlarken, "Bölgeden gelen haberler birbirini bir yandan teyit ediyor diğer yandan da tekzip eder gibi görünüyor" derken, olasılıkları ise şöyle sıraladı: "İran’ın 10 maddelik ateşkes ve barış planının devreye girmesi ihtimali diğer ihtimale göre daha yüksek. Öte yandan eğer tam doğruysa Amerika’nın bölgeye 50 bin asker göndermekte olduğuna dair haberler tersine bir duruma işaret ediyor olabilir. Ancak Amerika’nın bu kadar az sayıda bir kuvvete güvenerek savaşı yeniden başlatması ihtimali de pek yüksek değil."

NETANYAHU SABOTE EDER!

"Esas sorun İsrail ve Lübnan daha doğrusu Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmaların durması" uyarısında da bulunan Prof. Dr. Ünal; "Beklenti Hizbullah’tan dayak yiyen İsrail’in Lübnan’daki sivil yerleşim bölgelerini vurmaya son vermesiydi. Trump’a çok öfkeli görünen Netanyahu’nun Hizbullah’a karşı savaşı sürdürerek İran’ın İsrail’i vurmaya devam etmesini sağlama stratejisi de şimdilik sonuçsuz kalmış görünüyor. Fakat Netanyahu’nun bu tür anlaşmaları, müzakere süreçlerini sabote etme yeteneğini de unutmamak lazım. Burada en önemli soru şu: daha önce Gazze’de Hamas’a ve Lübnan’da Hizbullah’a karşı yaptığı bu sabote etme girişimlerini bir dünya dayak yediği İran’a karşı da dener mi?"

KIRILGAN FORMÜL

"Trump’ın açıkladığı formül kağıt üzerinde netti. İran, Hürmüz Boğazı’nı açık tutacak, ABD de saldırıları iki hafta boyunca durduracak, bu pencere kalıcı mutabakat için kullanılacaktı. Ancak sahadaki gelişmeler, bu çerçevenin tam olarak işlemediğini kısa sürede ortaya koydu. Çünkü Washington ile Tahran aynı mutabakatı aynı şekilde okumuyor. İsrail kendi güvenlik hattını ayrı tutarken, Lübnan ise anlaşmanın en tartışmalı başlığı halinde. Bu nedenle ateşkes, bölgeye kalıcı bir rahatlama getiren siyasi çözümden çok, yeni şartların pazarladığı kırılgan bir ara formül görüntüsü veriyor."

SAVAŞ BİÇİM DEĞİŞTİRİYOR

Jeostrateji analisti-Tarih Araştırmacısı Dr. Ahmet Uslu ise gelinen noktada ABD'nin bölgedeki askeri varlığını geri çekmediğinin altını çizerken, "İran da, Hürmüz üzerindeki fiili baskı kapasitesini tamamen bırakmış değil. İsrail ise Lübnan hattında operasyon ısrarını sürdürüyor. Ortadoğu’da belirleyici olan şey ateşkesin ilan edilmiş olması değil; bu ateşkesin hangi cepheleri kapsadığı, hangi şartlarda ayakta kalacağı ve ilk ciddi ihlalde çöküp çökmeyeceği sorusu" dedi.