
Irak’ta uzun süredir siyasi kulislerde tartışılan hükümet değişimi resmiyet kazandı. Başbakan Ali Falih el-Zeydi, Bağdat’taki hükümet sarayında düzenlenen resmi törenle görevini selefi Muhammed Şiya es-Sudani’den devralarak hem başbakanlık koltuğuna hem de Irak Silahlı Kuvvetleri Başkomutanlığı görevine resmen oturdu.
Irak hükümetinin medya ofisinden yapılan açıklamaya göre tören, devlet protokolünün tüm ağırlığıyla gerçekleştirildi. El-Zeydi ve kabinesinin iki gün önce parlamentoda anayasal yemin ederek güvenoyu almasıyla süreç hukuken tamamlanmış görünse de Bağdat’taki siyasi atmosfer, bunun yalnızca teknik bir geçiş değil, aynı zamanda kırılgan dengeler üzerine kurulmuş yeni bir dönem olduğunu gösteriyor.
Irak’ta hükümet değişiklikleri çoğu zaman yalnızca isim değişimi anlamına gelmiyor; aynı zamanda güç odakları arasında yeni pazarlıkların, yeni nüfuz alanlarının ve yeni hesaplaşmaların başlangıcı olarak okunuyor.
Eksik Kabineyle Başlayan Yönetim
Her ne kadar devir teslim töreni tam bir siyasi istikrar görüntüsü vermeyi amaçlasa da Irak’taki gerçek tablo daha karmaşık. Çünkü parlamentonun onay verdiği hükümet tam anlamıyla tamamlanmış değil. Kritik bazı bakanlıkların hâlâ boş olması, yeni yönetimin daha ilk günden siyasi uzlaşmazlıkların gölgesinde göreve başladığını gösteriyor.
Irak medyasında yayımlanan değerlendirmelerde özellikle Savunma, İçişleri ve güvenlik bürokrasisine ilişkin bazı düğümlerin henüz çözülemediğine dikkat çekiliyor. Bağdat merkezli yorumculara göre bu tablo, yeni hükümetin daha ilk andan itibaren “tam yetkili ama eksik konsensüslü” bir yapı ile yola çıktığını ortaya koyuyor. Irak’ta geçmiş tecrübeler, eksik kurulan hükümetlerin zamanla daha büyük siyasi krizlere dönüştüğünü defalarca gösterdi.
“Ortaklık” Söylemi ve Koalisyon Gerçeği
Yeni Başbakan Ali el-Zeydi görevi devralırken yaptığı ilk konuşmada dikkat çekici şekilde “gerçek ortaklık” vurgusu yaptı. Irak tarihinin hassas bir döneminden geçildiğini söyleyen el-Zeydi, yeni dönemin anlaşmazlıkları aşma dönemi olması gerektiğini ifade etti.
Ayrıca Koordinasyon Çerçevesi liderlerine ve siyasi bloklara teşekkür ederek hükümetin kurulmasında destek veren aktörleri özellikle işaret etti. Ancak bu açıklama Irak siyasetini yakından izleyenler açısından yalnızca bir birlik mesajı değil, aynı zamanda mecburi bir denge arayışının ifadesi olarak değerlendiriliyor.
Çünkü Irak’ta başbakanlık makamı çoğu zaman güçlü bir liderlik pozisyonundan çok, Şii bloklar, Kürt siyasi yapılar, Sünni güç merkezleri ve dış aktörler arasında hassas bir denge kurma görevi anlamına geliyor. Bu nedenle “ortaklık” söylemi idealist bir çağrıdan çok siyasi bir zorunluluk olarak görülüyor.
Ekonomide Büyük Vaatler, Eski Yaralar
El-Zeydi’nin konuşmasında en dikkat çekici başlıklardan biri ekonomi oldu. Yeni başbakan, kapsamlı ekonomik reform, mali disiplin ve yapısal dönüşüm sözü vererek Irak ekonomisini petrol bağımlılığından kurtarmayı hedeflediklerini açıkladı. “Tek kaynağa dayalı olmayan güçlü, çeşitli ve sürdürülebilir bir ekonomi” ifadesi, Irak kamuoyunda uzun süredir duyulan klasik reform söylemlerinden biri olarak öne çıktı.
Çünkü Irak’ta son yirmi yılda göreve gelen neredeyse her hükümet benzer ekonomik vaatlerle iş başına geldi. Ancak işsizlik, kamu maaşları, hizmet yetersizliği, enerji krizleri ve yatırım eksikliği gibi temel sorunlar kalıcı şekilde çözülemedi.
Iraklı ekonomi uzmanları özellikle yerel medyada, petrol fiyatlarındaki küresel oynaklık ve Hürmüz hattındaki güvenlik krizlerinin yeni hükümetin ekonomik ajandasını daha başlamadan baskı altına aldığını belirtiyor.
Yolsuzluk Dosyası: Irak’ın Bitmeyen Kâbusu
Yeni başbakanın en sert mesajlarından biri yolsuzluk konusunda geldi. El-Zeydi, kamu malını koruyacaklarını ve yolsuzlukla her düzeyde mücadele edeceklerini söylerken, bunun artık yalnızca bürokratik bir aksaklık değil, devletin kalkınmasını felce uğratan yapısal bir kriz olduğunu vurguladı. Bu açıklamalar Irak halkında her zaman karşılık bulan güçlü cümleler olsa da ülkedeki genel kanaat ihtiyatlı.
Çünkü Irak’ta yolsuzluk yalnızca bireysel rüşvet ya da idari ihmallerle sınırlı görülmüyor; sistemin içine işlemiş siyasi patronaj mekanizmasının temel unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor. Iraklı gazeteciler ve siyasi yorumcular, gerçek testin küçük memurlara değil büyük siyasi koruma ağlarına dokunulup dokunulmayacağı olacağını yazıyor.
Güvenlik ve Silahlı Yapılar Sorunu
El-Zeydi’nin “güvenliği ve istikrarı kalıcı hale getireceğiz” mesajı da büyük önem taşıyor. Çünkü Irak bugün yalnızca klasik güvenlik tehditleriyle değil, devlet yapısına paralel hareket eden silahlı yapılarla da mücadele ediyor.
Haşdi Şabi’nin geleceği, İran’a yakın silahlı grupların etkisi, ABD’nin güvenlik mimarisi üzerindeki baskısı ve Irak ordusunun kurumsal kapasitesi yeni başbakanın önündeki en ağır dosyalardan biri olarak duruyor. Irak medyasında güvenlik uzmanları, yeni hükümetin gerçek anlamda egemenlik tesis etmek istiyorsa yalnızca sınır güvenliğini değil, iç güvenlikteki çok başlılığı da çözmek zorunda olduğunu vurguluyor.
Bu ise Irak siyasetinde doğrudan güç merkezlerine dokunmak anlamına geliyor.
Bölgesel Satranç ve Irak’ın Zor Dengesi
Irak yalnızca iç krizlerle boğuşan bir ülke değil; aynı zamanda bölgesel güç rekabetinin tam ortasında duran bir jeopolitik alan.
El-Zeydi’nin Arap, bölgesel ve uluslararası ilişkileri karşılıklı saygı temelinde güçlendirme mesajı bu nedenle dikkat çekiyor. Çünkü Bağdat bugün Washington ile Tahran arasında sıkışmış durumda. Bir yanda ABD’nin askeri ve diplomatik etkisi, diğer yanda İran’ın siyasi ve güvenlik alanındaki nüfuzu bulunuyor.
Buna Körfez ülkelerinin Irak üzerindeki yeni ekonomik hamleleri ve Türkiye’nin güvenlik dosyaları da eklendiğinde tablo daha da karmaşık hale geliyor. Iraklı siyasi analizlerde el-Zeydi’nin en büyük sınavının yalnızca içeride hükümet yönetmek değil, aynı zamanda dış aktörler arasında denge kurmak olacağı ifade ediliyor.
Irak Medyasında İlk Değerlendirmeler
Irak basınında yeni hükümete ilişkin ilk değerlendirmeler dikkat çekici şekilde ikiye ayrılmış durumda. Bir kesim Ali el-Zeydi’yi teknokrat, daha sakin ve ekonomi odaklı bir isim olarak sunuyor. Özellikle bazı yerel yayınlarda onun kriz yönetiminde daha pragmatik davranabileceği yorumları yapılıyor.
Ancak diğer kesim, el-Zeydi’nin güçlü siyasi karizma ya da derin güvenlik geçmişine sahip olmamasını zayıflık olarak değerlendiriyor. Bağdat kulislerinde sıkça dillendirilen soru ise şu: Gerçek karar verici gerçekten başbakan mı olacak, yoksa hükümeti oluşturan siyasi bloklar perde arkasından yön vermeye devam mı edecek?
Halkın Hafızası ve Beklentilerin Yükü
Irak toplumu artık siyasi sloganlara karşı daha mesafeli. Çünkü ülkede yıllardır değişen hükümetlere rağmen değişmeyen çok sayıda sorun var. Elektrik kesintileri, işsizlik, kamu hizmetlerindeki çöküş, altyapı eksikliği, güvenlik kırılganlığı ve kurumsal çürüme halkın günlük hayatını doğrudan etkiliyor.
Bu nedenle el-Zeydi’nin açıklamaları umut kadar şüphe de yaratmış durumda. Sokaktaki Iraklı için mesele artık konuşmalar değil, sonuçlar. Çünkü geçmişte de çok sayıda lider reform, güvenlik ve değişim sözüyle göreve geldi ancak sistem çoğu zaman aynı kaldı.
Yeni Irak mı, Yeni Bir Ambalaj mı?
Ali Falih el-Zeydi artık resmen Irak’ın yeni başbakanı. Tören yapıldı, yemin edildi, güçlü mesajlar verildi, büyük vaatler sıralandı. Ancak Irak siyasetini bilenler için asıl hikâye şimdi başlıyor. Çünkü Bağdat’ta iktidar koltuğuna oturmak çoğu zaman yönetmek anlamına gelmiyor; denge kurmak, kriz ertelemek ve farklı güç merkezlerini aynı anda memnun etmek anlamına geliyor.
Bu nedenle bugün Irak’ta sorulan temel soru şu: Gerçekten yeni bir dönem mi başladı, yoksa yalnızca eski sistem yeni bir yüzle yoluna devam mı ediyor? Irak’ın yakın siyasi tarihi düşünüldüğünde, bu sorunun cevabı tören salonlarında değil, önümüzdeki aylarda Bağdat sokaklarında verilecek.