
Ekreminiya, ABD’nin 1970’li yıllardan itibaren Orta Doğu’ya yerleşmesiyle birlikte üç temel hedef doğrultusunda hareket ettiğini belirterek, bu hedeflerin komünizmin yayılmasının önlenmesi, petrol akışının Batı’ya güvenli şekilde sağlanması ve Orta Doğu’da İsrail’in güvenliğinin teminat altına alınması olduğunu söyledi.
Ekreminiya, ABD’de düzenlenen 11 Eylül 2001 terör saldırılarının ardından ABD politikalarında kısmi değişiklikler yaşandığını belirterek, ABD’nin yaklaşımının 2026 yılında yayımlanan Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinin son versiyonunda açıkça ortaya konulduğunu ifade etti.
Ekreminiya, "Trump’ın bu belgede çizdiği çerçeveye göre, ABD’nin önceliği Amerika kıtasındaki varlığıdır. Ancak Ulusal Güvenlik Belgesi, ABD’nin Siyonist rejimi savunma taahhüdünü sürdürdüğünü ve bu rejimin güvenliğinin halen temel hedefler arasında yer aldığını ortaya koymaktadır. Öte yandan ABD, İslam Devrimi’nin başından bu yana İran’a karşı yaptırım, kültürel saldırı ve azami baskı politikaları uygulamış, tüm bu adımlar Washington tarafından yürütülen hibrit savaşın bir parçası olarak hayata geçirilmiştir" ifadelerini kullandı.
Muhtemel bir ABD saldırısına verilecek yanıtın mekanizmasına ilişkin konuşan Ekreminiya, "Eğer düşman akılsızca bir adım atar ve yeniden bir hesap hatasına düşerse, buna derhal karşılık veririz. 12 günlük savaşta, düşmana zaman tanımanın kesinlikle doğru olmadığını gördük. Bu nedenle karşılığın gecikmeden verilmesi gerektiği orduya talimat olarak iletildi ve düşmanın herhangi bir ahmaklığına anında yanıt verilmesi kararlaştırıldı" dedi.
Ekreminiya, "Trump yönetimindeki ABD’ye ilişkin net bir öngörüde bulunmak mümkün değil çünkü sürekli söylemlerini değiştiren, narsist ve hayalci bir kişiyle karşı karşıyayız. Savaş senaryosuna kesinlikle hazırız ve görevimiz güvenliği sağlamak ile caydırıcılığı oluşturup güçlendirmek ancak ne yaşanacağına dair kesin bir şey söylemek mümkün değil" dedi.