İran ilk şoku atlattı mı?

ABD ve İsrail’in saldırılarıyla başlayan savaşta gözler İran’ın askeri ve siyasi dayanıklılığına çevrildi. Tahran yönetimi hızlı bir sonuçtan çok savaşı zamana yayarak füze kapasitesi ve asimetrik unsurlarla uzun soluklu direnç stratejisi izlemeyi hedefliyor. Çatışmanın uzaması halinde Washington’da Trump’ı azil tartışmalarından Epstein dosyalarının yeniden açılmasına kadar uzanabilecek siyasi kriz başlıklarının gündeme gelebileceği değerlendiriliyor.

Haber Giriş Tarihi: 17.03.2026 08:51
Haber Güncellenme Tarihi: 17.03.2026 08:51

Haber Global'den Mert İnan'ın haberine göre;ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın küresel krize doğru evrilmesi endişeleri artarken, sahadan yansıyan bilgiler çatışmanın yeni ve daha kritik hedeflere doğru genişleyebileceğine işaret ediyor. Kulislerden yansıyan bilgilere göre Washington yönetimi, İran’ın petrol ihracatının büyük bölümünü gerçekleştirdiği Harg Adası konusunda da işgal seçeneklerini değerlendiriyor. İran petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ı bu adadan gerçekleştirilirken, uzmanlara göre Harg Adası’nın istilası İran ekonomisine ağır bir darbe anlamı taşıyor.

YIPRATMA STRATEJİSİ

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında hedef alınan noktalar incelendiğinde operasyonların yalnızca askeri tesislere değil doğrudan devletin sinir sistemine yöneldiği görülüyor. Güvenlik uzmanlarına göre seçilen hedeflerin niteliği operasyonun amacını açık biçimde ortaya koyuyor. Analistlere göre ABD ve İsrail’in amacı İran ordusunun tamamını yok etmek değil, karar alma zincirini kopararak devletin yönetim mekanizmasını felç etmek. İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in hayatını kaybettiği saldırının ardından yerine yeni dini lider olarak Mücteba Hamaney’in seçilmesi ise savaşın şiddetleneceğinin işareti olarak yorumlanıyor.

50 BİN ABD ASKERİ

ABD ayrıca Katar’daki El Udeyd Hava Üssü, Bahreyn’deki 5. Filo Karargahı, Kuveyt’teki Ali El Salem Üssü ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki El Dhafra Üssü üzerinden de operasyonlarını sürdürüyor. Pentagon verilerine göre ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığı yaklaşık 50 bin asker seviyesinde bulunuyor. Uzmanlara göre bu askeri mimari yalnızca İran’a yönelik operasyonları değil aynı zamanda Körfez’deki enerji hatlarının güvenliğini sağlamayı hedefliyor.

İRAN'DAN 3 BİN FÜZE

Savaşın başlamasından bu yana İran’ın bölgedeki askeri operasyonlarının kapsamı da dikkat çekiyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) verilerine göre İran savaşın başlangıcından bu yana Körfez ülkelerine yaklaşık 3 bine yakın füze ve insansız hava aracı fırlattı. Bu saldırılar İsrail şehirlerinin yanı sıra Körfez ülkelerindeki bazı stratejik tesisleri ve ABD askeri varlıklarını hedef aldı.

"ABD KÖRFEZ'DE BOĞULUR"

Uluslarası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Ünal ise ABD ve İsrail'in hukuka tamamen aykırı bir şekilde İran'a karşı başlattıkları savaşın istedikleri gibi gitmediğini belirtiyor. ABD ve İsrail mevcut yönetimi devirip yerine kendi kuklaları olacak bir rejim yerleştiremeden savaşı bitirmeleri halinde bunun tam anlamıyla bir yenilgi olacağına dikkat çeken Prof. Dr. Ünal'ın saptamaları şöyle: "Böyle bir senaryoda, Amerika’nın özellikle Körfez ülkelerine ve Suudi Arabistan’a geri dönüşü çok zor hale gelebilir. Neredeyse bütün Amerikan askeri tesislerinin vurulduğu, ABD’nin bu ülkeleri koruyamadığı, önceliğini İsrail’e verdiği ve hatta İsrail’i de koruyamadığı bir savaşın ardından bölgedeki Arap ülkeleri, Amerika’ya verdikleri yatırım ve silah alım taahhütlerini gözden geçirebilir. Bölgesel ilişkiler bütünüyle yeniden şekillenebilir."

"EPSTEIN DOSYALARI AÇILIR"

"Bu savaş, Amerikan gücünün dengelenmesi ve hatta çöküş sürecini hızlandırabilir. Orta Doğu’dan kovulan bir ABD’nin yeniden Grönland gibi başlıklarla Avrupa ile köprüleri daha da zedeleyip batı yarımkürede güçlü kalmaya çalışması muhtemel bir tablo olarak karşımıza çıkabilir. Kongre’de çoğunluğu kaybeden Trump’ın azil sürecinden, Epstein dosyalarının tamamen açılmasına kadar uzanan ve Amerikan siyasi-ekonomik elitlerini içine çekebilecek tartışmalı senaryolar da gündeme gelebilir."

"PJAK SENARYOSU ÇÖKTÜ"

"İskeletini terör örgütü PKK/PJAK’ın oluşturacağı ‘Kürt’ grupların İran’a karşı kullanılması senaryosu konuşuluyordu. Bunun etkili olmayacağı anlaşılınca bu kez Hürmüz Boğazı’na kuvvet indirip su yolunu açık tutma planları gündeme geldi. Şimdi ise ‘uranyumu alıp çekilelim, böylece amacımıza ulaştık diyelim’ havası konuşuluyor. İran’a karşı bu savaşı kazanmaları pek mümkün görünmüyor."

"SIĞINAKLAR İMHA EDİLEMEDİ"

Emekli Amiral-Stratejist Cem Gürdeniz ise savaşın 15 günlük safhasına ilişkin saptamasında, İran'ın ilk saldırı dalgasını atlattığına değinerek, şu analizleri gündeme taşıdı: "Açık kaynaklara göre İran’ın 150 ile 300 arasında yeraltı sığınağı bulunabileceği değerlendirilmektedir. Bunker delici bombalar bile bu tesislerin tamamını imha etmekte zorlanmakta, çoğu zaman yalnızca görülebilen girişler hedef alınabilmektedir. İran, derin savunma yapısını kullanarak savaşı uzatmayı ve dünya ekonomisine verdiği zararı stratejik kaldıraç olarak kullanmayı hedeflemektedir. Bu noktada bir diğer kritik unsur hassas mühimmat stokları."