
otoğraf: Reutersİspanya, Slovenya ve İrlanda, İsrail ile Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınmasının tartışılmasını talep etti. Ayrıca mektupta, insan haklarına saygının Avrupa Birliği’nin temel ilkelerinden biri olmaya devam etmesi gerektiği vurgulandı.
İspanya, Slovenya ve İrlanda, Avrupa Komisyonu’ndan İsrail ile yapılan ortaklık anlaşmasının askıya alınmasının tartışılmasını talep etti. Üç ülkenin dışişleri bakanları, AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’a gönderdikleri mektupta, “Avrupa Birliği’nin tepkisinin acilen gözden geçirilmesini” ve Lübnan’daki mevcut durumun ciddiyeti ile artan şiddet karşısında kararlı ve derhal adım atılmasını istedi.
Mektupta, İsrail hükümetinin aldığı ve insan haklarına aykırı, uluslararası hukuk ile insancıl hukuku ihlal eden kararlar nedeniyle duyulan endişe dile getirildi. Metinde şu ifadeler yer aldı: “Bu konudaki çok sayıda açıklamamız ve İsrail hükümetine uluslararası ve ahlaki yükümlülüklerini yerine getirmesi ve bu tedbirleri geri çekmesi yönündeki doğrudan çağrılarımız görmezden gelinmiştir. Bu ciddi durum karşısında, Avrupa Birliği’ni ahlaki ve siyasi sorumluluğunu üstlenmeye ve kuruluşundan bu yana Avrupa projesinin temelini oluşturan değerleri savunmaya çağırıyoruz.”
Mektup ayrıca, insan haklarına saygının AB’nin sadece kendi üyeleri arasında değil, üçüncü ülkelerle ilişkilerinde de temel bir ilke olması gerektiğini vurguladı. “İlkesel tutarlılık ve kendi güvenilirliği açısından Avrupa Birliği, bu tür ihlaller karşısında sessiz kalamaz ve hareketsiz duramaz” denildi.
Yazıda, İsrail Parlamentosu’nun idam cezasını onaylamasının ciddi bir insan hakları ihlali olduğu ve ülkenin demokratik ilkelere bağlılığında bir gerilemeye işaret ettiği belirtildi. Bunun aynı zamanda Filistin halkına yönelik sistematik baskı, şiddet ve ayrımcılığın bir parçası olduğu ifade edildi.
“Son gelişmeler zaten kritik olan durumu daha da kötüleştiriyor. Gazze’deki koşullar dayanılmaz durumda; ateşkes anlaşmasının sürekli ihlal edilmesi ve bölgeye giren insani yardımın yetersizliği dikkat çekiyor. Batı Şeria’da ise Filistinlilere yönelik şiddet hızla artıyor: radikal yerleşimciler tam bir cezasızlıkla hareket ediyor ve İsrail Savunma Kuvvetleri’nin devam eden askeri operasyonlarıyla birlikte masum sivillerin kabul edilemez ölümlerine yol açıyor.”
Metin, İsrail hükümetindeki aşırı görüşlü bazı bakanların açıklamalarının tehlikeli düzeyde şiddeti teşvik ettiğini, ayrıca Müslümanlar ve Hristiyanların dini özgürlüklerine yönelik tekrar eden saldırıların Kutsal Topraklar’daki geleneksel statükoyu sorgulatır hale getirdiğini belirtti.
Mektupta Lübnan’daki ateşkes memnuniyetle karşılanırken, tüm taraflara şiddeti sona erdirecek ölçüde itidal ve sorumluluk çağrısı yapıldı. Uluslararası hukuk ve insancıl hukuku hiçe sayarak sivil altyapıyı yok eden ve Lübnanlı sivilleri geri dönüş umudu olmadan evlerinden ayrılmaya zorlayan askeri operasyonların derhal durdurulması gerektiği vurgulandı.
Ayrıca daha önce yapılan değerlendirmelerde, İsrail’in Ortaklık Anlaşması’nın 2. maddesi kapsamındaki insan hakları yükümlülüklerini yerine getirmediğinin açıkça ortaya konduğu ve o tarihten bu yana durumun daha da kötüleştiği ifade edildi.
Son olarak, mevcut şiddet düzeyi ve durumun ciddiyeti nedeniyle AB’nin tepkisinin acilen yeniden değerlendirilmesi gerektiği, Komisyon Başkanı’nın sunduğu öneriler de dahil olmak üzere tüm seçeneklerin masada tutulmasının zorunlu olduğu belirtildi. Metin, Avrupa Birliği’nin artık bu gelişmeler karşısında seyirci kalamayacağını vurguladı.