
Salvini, 17 Mayıs’ta Roma’da düzenlenen bir parti etkinliğinde yaptığı açıklamada, “ciddi suçlardan” mahkum olan yabancıların oturum izinlerinin iptal edilmesini ve bu kişilerin İtalya’dan sınır dışı edilmesini istediklerini söyledi.
Lig lideri, oturum iznini “İtalyan halkının güvenine dayanan bir hak” olarak tanımlarken, bu güvenin suç işlenmesi halinde geri alınması gerektiğini savundu.
Hazırlanan teklifin en dikkat çeken bölümü ise puanlı oturum izni sistemi oldu. Buna göre AB dışı ülkelerden gelen oturum izni sahipleri, belirli bir puanla sisteme dahil edilecek. Mahkeme kararıyla kesinleşen suçlar, kişinin puanından düşülecek. Puanın belirlenecek eşik seviyenin altına inmesi halinde oturum izninin geçersiz sayılması ve sınır dışı sürecinin başlatılması gündeme gelebilecek.
Bu modelin, İtalya’daki ehliyet puan sistemine benzer şekilde işlemesi planlanıyor. Ancak teklifin ayrıntıları henüz netleşmiş değil. Hangi suçların kaç puan düşüreceği, sistemin mevcut oturum sahiplerini kapsayıp kapsamayacağı ve hangi yargı güvencelerinin uygulanacağı yasa tasarısının Parlamento sürecinde netleşecek.
Lig kaynaklarına göre tasarıda, terör suçlarıyla bağlantılı bazı durumlarda sonradan kazanılmış vatandaşlığın iptali de yeniden tartışmaya açılabilir. Ancak bu başlık, İtalya Anayasası, Avrupa Birliği hukuku ve vatansızlığı önleyen uluslararası kurallar açısından daha karmaşık bir süreç anlamına geliyor.
İtalya İçişleri Bakanlığı çevreleri, otomatik oturum iptali gibi bir düzenlemenin Avrupa Birliği’nin uzun süreli ikamet eden yabancılara ilişkin kurallarıyla ve temel hak güvenceleriyle uyumlu olması gerektiğine dikkat çekiyor.
Koalisyon içinde de öneriye temkinli yaklaşanlar var. Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, Salvini’nin örnek gösterdiği bazı güvenlik olaylarında şüphelilerin yabancı değil, İtalyan vatandaşı olduğuna dikkat çekti. Merkez siyasetçiler ise teklifin ancak açık yargı güvenceleriyle anlamlı olabileceğini savunuyor.
İtalya’da AB dışı ülkelerden gelen milyonlarca kişi çalışma, aile birleşimi ve uzun süreli ikamet gibi farklı statülerle ülkede yaşıyor. Bu nedenle teklif yalnızca güvenlik politikası açısından değil, iş gücü piyasası bakımından da yakından takip ediliyor.
Özellikle tarım, bakım hizmetleri, inşaat, lojistik ve sanayi gibi sektörlerde yabancı çalışanların önemli rol oynadığı biliniyor. İşverenler açısından olası bir düzenleme, işe alım süreçlerinde adli sicil kontrolleri ve oturum statüsü takibi gibi konuları daha hassas hale getirebilir.
Ancak teklif henüz yasalaşmış değil. Tasarının Parlamento’ya sunulması, komisyonlarda görüşülmesi ve olası değişikliklerle yeniden şekillenmesi bekleniyor. Bu nedenle mevcut aşamada düzenleme, kesinleşmiş bir uygulama değil, siyasi bir teklif niteliği taşıyor.