"Karşımızda duramazlar", Savaşı kim büyütmek istiyor?

Nahçıvan’a düşen İHA’lar Ankara ve Bakü’nün sert tepkisine yol açtı. Türkiye ile Azerbaycan’ın güvenlik ve savunma konusunda tam koordinasyon içinde hareket ettiği vurgulanırken, iki ülke arasındaki stratejik dayanışmanın bölgesel dengelerde belirleyici bir unsur olduğuna dikkat çekiliyor.

Haber Giriş Tarihi: 07.03.2026 14:24
Haber Güncellenme Tarihi: 07.03.2026 14:24

ABD ve İsrail'in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan savaşta karşılıklı füze ve dronlarla gerçekleştirilen saldırılar, yalnızca askeri hedefleri değil, bölgedeki tüm kırılgan dengeleri de tetikliyor. Uzun menzilli bu silahların yarattığı hava sahası ihlalleri, yön kaymaları ya da provokatif saldırılar ise çatışmanın yeni coğrafyalara sıçrama riskini artırıyor. Savaşın ana sahası İran-İsrail hattı olsa da, Kıbrıs, Kafkasya ve Körfez’e kadar uzanan geniş bir bölgede her yeni füze veya dron vakaları gerilimin başka cephelere yayılabileceği endişesini beraberinde getiriyor. Bu risklerin ilk somut yansımalarından biri ise geçtiğimiz gün Nahçıvan’da yaşandı. İran topraklarından ateşlendiği açıklanan İHA’lardan birinin Nahçıvan Uluslararası Havalimanı yakınlarına, diğerinin ise Şekerabad köyündeki bir okul binasının yakınına düşmesi hem Bakü’nün hem de Ankara’nın sert tepkisine neden oldu. Yaşanan olay, savaşın ana cephe hattının dışında kalan bölgelerde bile güvenlik dengelerinin ne kadar hızlı sarsılabileceğini ortaya koydu.

Aliyev, İran’dan ateşlendiğini öne sürdüğü saldırıyı Azerbaycan devletine yönelik bir terör eylemi olarak nitelendirerek, “Azerbaycan bu haksız terör saldırısını tolere etmeyecektir” dedi.

"TOLERE ETMEYİZ" MESAJI

Yaşanan olayın ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamalar ise iki ülkenin stratejik dayanışma ve ortak güvenlik konusundaki kararlılığını bir kez daha gözler önüne serdi. Bakü ve Ankara’dan yükselen ortak tepkinin ardından İran yönetiminin saldırıyı reddetmesi ise soru işaretleri ve tartışmalara neden oldu. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi yaptığı açıklamada Nahçıvan’a yönelik insansız hava aracı saldırısıyla herhangi bir bağlantıları bulunmadığını belirterek, söz konusu saldırının İran’ı suçlamak amacıyla İsrail tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğini öne sürdü.

İRAN CESARET EDEMEZ!

Peş peşe gelen açıklamaların ardından güvenlik uzmanları farklı senaryoları tartışmaya açtılar. Yapılan analizlerde, üçüncü bir aktörün İran ile Azerbaycan arasında gerilim yaratmak veya Orta Doğu’da başlayan savaşın coğrafi kapsamını genişletmek amacıyla provokatif bir saldırı gerçekleştirmiş olabileceği de gündeme getirilirken, haberglobal.com.tr'ye konuşan Emekli Tümgeneral Mehmet Okkan ise şu önemli uyarılarda bulundu: "İran'ın, Türkiye ve Azerbaycan’ı doğrudan hedef alacağını, almak isteyeceğini düşünmüyorum. Buna cesaret edemezler. İran açısından öncelikli hedefler, İsrail ve ABD kuvvetlerinin olduğu, Körfez'deki noktalar. Savaş mantığı içerisinde bakıldığında, ABD üslerinin bulunduğu bu coğrafyalar doğal olarak öncelikli hedef olma ihtimalini yükseltiyor. Bu nedenle Türkiye ve Azerbaycan’ın İran açısından birincil hedefler arasında yer alacağını düşünmüyorum. İran’ın böyle bir süreçte cepheyi genişletmek istemeyeceği çok açık."

Fars Haber Ajansı’na konuşan İranlı askeri kaynaklar, Azerbaycan topraklarına düşen insansız hava araçlarıyla İran ordusu veya Devrim Muhafızları’nın herhangi bir bağlantısı bulunmadığını savundu.

SAHTE BAYRAK OLABİLİR!

"Nahçıvan’daki olayında üç farklı alternatif ihtimal üzerinde durulabilir. Birincisi, İran’ın iç yönetiminde siyasi yönetimle aynı paralelde düşünmeyen veya hareket etmeyen bazı unsurların, özellikle de Devrim Muhafızları içerisindeki bazı yapıların bu kapsamda faaliyet yürütmüş olma ihtimali. İkinci ihtimal ise sahte bayrak operasyonu olasılığıdır. Üçüncü ihtimal ise tamamen istenmeyen bir yan etki ya da teknik bir sapma sonucu ortaya çıkan bir durum olmasıdır."

TÜRKLER İHANET ETMEZ

"İran’daki milyonlarca Türk'ün durumunu da değerlendiren Okkan, "İran'daki Türkler, inanç temelli bir çerçeveden ülkelerine bağlıdır. Dolayısıyla İran'daki Türkler, devletin yıkılması veya parçalanmasına yönelik eylemlerin içinde asla olmazlar. İran devletinin de Türklere yönelik bir soykırım ya da doğrudan saldırı politikası yürütmesi mümkün değil. İran’daki siyasi rejim din temelli bir yapıya dayandığından, ülkeye aidiyet mezhep ve inanç eksenli bir çerçevede şekilleniyor. Ancak Türkler'e yönelik İran kaynaklı bir saldırı olursa Türkiye ve Azerbaycan buna karşı çıkar ve müdahale eder" dedi.

Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Türkiye, her zaman olduğu gibi bundan sonra da Azerbaycan’ın yanında durmaya devam edecektir” mesajı verildi.

YANLIŞLAR UNUTULMAZ

İsrail'in Siyonist emellerinin yanı sıra, İran’ın da yakın geçmişte hem Türkiye hem de Azerbaycan'a yönelik olumsuz kararların hafızalardan silinmediğini dile getiren Okkan, şunları da söyledi: "Zengezur Koridoru tartışmaları sırasında İran’ın Ermenistan’ı destekleyen çıkışı ve askeri yığınak mesajları unutulmadı. Tahran yönetiminin, Azerbaycan meselesinde Ermenistan’la stratejik iş birliği anlaşması imzalaması da bölgesel hafızada önemli bir iz bıraktı. Benzer şekilde Türkiye’nin terör örgütü PKK ile yürüttüğü mücadele döneminde İran’ın terör örgütü PJAK’a alan açtığını biliyoruz. Unutulmasın ki, Türkiye ile Azerbaycan iki kardeş ülke olarak ortak hareket ederken iradelerini her fırsatta ortaya koyuyor. Aynı soydan gelen, tarihsel ve kültürel bağları güçlü Türkiye ile Azerbaycan’ın gerektiğinde birbirini savunacağına dair kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye ile Azerbaycan’ın birlikte hareket ettiği bir tabloda bölgedeki hiçbir aktör karşımızda duramaz."