Netanyahu-Modi hattı! Türkiyesiz Doğu Akdeniz Planı

Netanyahu–Modi görüşmesi, Doğu Akdeniz’de yeni enerji planını bir kez daha gündeme taşıdı. Türkiye ve KKTC’yi dışlayan alternatif koridor arayışları yeniden hız kazanırken, Hayfa Limanı merkezli ticaret hattı öne çıkıyor. Bölgedeki hidrokarbon sahaları ve Hindistan’dan Avrupa’ya uzanan rota enerji jeopolitiğinde dengeleri yeniden şekillendirmeyi amaçlarken, Yunanistan ise bu yeni denklemde Türkiye karşıtı kilit aktör olarak konumlanıyor.

Haber Giriş Tarihi: 27.02.2026 09:58
Haber Güncellenme Tarihi: 27.02.2026 09:58

Haber Global'den Mert İnan'ın haberine göre;İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile İsrail Meclisi’nde yaptığı görüşme ve konuşmalar, yalnızca iki ülke arasındaki siyasi yakınlaşmanın değil, Doğu Akdeniz merkezli enerji jeopolitiğinin de yeni bir faza geçtiğinin işareti olarak yorumlanıyor. Netanyahu’nun özellikle Hayfa Limanı ve yeni ticaret koridorlarına yaptığı vurgu, Türkiye ve KKTC’yi dışlayan alternatif enerji ve lojistik hatların masada tutulduğunu bir kez daha gündeme taşımış durumda. Yeni denklemin merkezinde ise Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon yatakları ile Hindistan'dan Yunanistan'a kadar uzanan ticaret rotası bulunuyor.

ÜÇ ÖNEMLİ SAHA

Doğu Akdeniz’de 2000’li yıllardan itibaren keşfedilen dev doğal gaz sahaları bölgeyi yalnızca bir üretim alanı değil, aynı zamanda küresel güç rekabetinin düğüm noktası haline getirdi. İsrail açıklarında keşfedilen Tamar Sahası, Leviathan Sahası ve Karish Sahası, ekonomik değerlerinin ötesinde diplomatik ve askeri pazarlık gücü anlamına geliyor. Bu sahalar sayesinde İsrail, yalnızca enerji ihracatçısı konumuna yükselmekle kalmadı; aynı zamanda Avrupa’nın Rus gazına alternatif arayışında stratejik bir aktör olarak öne çıktı. Ancak mesele yalnızca gazın çıkarılması değil, bu gazın hangi güzergah üzerinden Avrupa’ya taşınacağı sorusunda kilitleniyor. Çünkü boru hattı tercihleri, aynı zamanda bölgesel ittifak haritasını da belirliyor.

TÜRKİYE'YE KARŞI İTTİFAK

Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail üçlüsünün gündeme getirdiği EastMed Boru Hattı projesi, teknik zorluklar, derin deniz maliyetleri ve finansman belirsizlikleri nedeniyle fiilen askıya alınmış durumda. Doğu Akdeniz’in 3 bin metreyi aşan derinliklerinde boru hattı döşemenin maliyeti, projeyi ekonomik olmaktan uzaklaştırdı. Ancak EastMed’in rafa kalkması, Türkiye’nin otomatik olarak merkez ülke olacağı anlamına da gelmiyor. İsrail ve Yunanistan ittifakı Ankara ve KKTC’yi devre dışı bırakacak alternatif koridor arayışlarına hız kazandırdı. Strateji uzmanları, Netanyahu’nun Modi’ye yaptığı Hayfa vurgusunu bu çerçevede dikkat çekici buluyorlar. Yapılan analizlerde Hayfa Limanı'nın, İsrail’in Akdeniz’e açılan en stratejik kapılarından biri olduğunun özellikle altı çizilirken, Hindistan merkezli yeni ticaret ve enerji koridoru projelerinde Hayfa’nın lojistik merkez olarak konumlandırıldığı belirtiliyor.

FİİLİ VARLIK STRATEJİSİ

Emekli Amiral ve Strateji Uzmanı Cihat Yaycı ise İsrail öncülüğündeki ittifakın Türkiye’nin yükselen gücüne engel olmak istediğini vurgularken, "İsrail-Yunanistan ittifakının amacı, 'Türkiye enerji kaynaklarına sahip olmasın, biz sahip olalım, Türkiye’nin haklarını biz alalım, Türkiye buralardan faydalanamasın. Türksüz bir Kıbrıs, Türkiyesiz bir Doğu Akdeniz olsun' şeklinde. Türkiye’nin Mavi Vatan doktrini çerçevesinde attığı adımlar, sadece enerji arayışı değil; aynı zamanda sahada fiili varlık gösterme stratejisidir" uyarılarında bulunuyor.

HEDEF AVRUPA PAZARI

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise, Netanyahu-Modi temasının zamanlamasına dikkat çekerken, "Hindistan’ın küresel tedarik zincirlerinde üstlendiği rol, Körfez ülkeleriyle derinleşen ekonomik ilişkileri ve Avrupa pazarına erişim hedefi, Doğu Akdeniz’i Hint Okyanusu’ndan Avrupa’ya uzanan yeni bir eksenin parçası haline getirmeyi amaçlıyor. Bu eksen, yalnızca enerji değil; lojistik, liman işletmeciliği, demiryolu hatları ve dijital altyapıları da kapsayan geniş bir entegrasyonu içeriyor. Hayfa Limanı’nın özelleştirme süreci ve yabancı yatırımcı ilgisi, bu büyük resmin parçalarından biri" diyor.

KRİTİK HALKA KKTC

Prof. Dr. Köni, enerji hatları ile ticaret yollarının aynı koridorda birleştirilmek istendiğini de dile getirirken, "Bu tablo, Türkiye’nin uzun süredir savunduğu 'en kısa ve en ekonomik rota Türkiye üzerinden geçer' tezine karşı üretme çabası. Zira teknik analizlerde Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanacak bir hattın daha kısa ve daha düşük maliyetli olduğu biliniyor. Enerji jeopolitiğindeki bu tasarımın bir diğer kritik ayağı KKTC."

TAŞLAR YENİDEN DİZİLİYOR

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Umur Tugay Yücel’e göre Türkiye, Batı ile bağları koparmadan; Rusya, Çin, Körfez ve Afrika ülkeleriyle ilişkilerini geliştirerek çok kutuplu bir strateji izlemek zorunda. Yücel'in saptamaları ise şöyle: "Türkiye’ye yönelik enerji kıskacı yalnızca gaz rezervleriyle değil, Suriye sahası, güvenlik riskleri, diplomatik bloklaşma ve küresel güç rekabetiyle de bağlantılı."