
Haber Global'den Mert İnan'ın haberine göre; Suriye’de Şam yönetimi ile terör örgütü SDG arasında yürürlükte olan ateşkes, DEAŞ’lı teröristlerin tahliyesi gerekçesiyle 15 gün süreyle uzatılırken, sahadaki gelişmeler yeni bir kırılganlık dönemine işaret ediyor. Suriye Savunma Bakanlığı, ateşkesin uzatılmasına ilişkin açıklamasında kararın, ABD destekli olarak yürütülen ve DEAŞ’lı teröristlerin Suriye’deki cezaevlerinden Irak’a nakledilmesini kapsayan operasyonlara lojistik ve güvenlik desteği sağlamak amacıyla alındığını duyurdu. Ancak ateşkes kararına eş zamanlı olarak sahadan gelen bilgiler, terör örgütü PKK’nın Kandil yapılanmasından Haseke’ye takviye güç gönderdiğini ve bölgede askeri hareketliliğin belirgin biçimde arttığını ortaya koydu.
TÜRKMENLERE BASKI
Güvenlik ve yerel kaynaklar, SDG ve bileşenlerinin kendisine muhalif sivillere yönelik tutuklamaları artırdığını, zorla yerinden etme ve işkence uygulamalarının yeniden yaygınlaştığını aktarıyor. Özellikle Arap ve Türkmen nüfusun yoğun olduğu yerleşimlerde baskının arttığına dikkat çekilirken, bu tablo kamuoyuna “entegrasyon” söylemiyle sunulan sürecin sahada karşılık bulmadığı şeklinde yorumlanıyor. Şam kaynakları ise PKK’nın Kandil yapılanmasından Haseke’ye yeni takviye unsurlar sevk edildiğini ve bu unsurların SDG kontrolündeki alanlarda konuşlandırıldığını aktarıyor.
TUGAYLAR OLMAYACAK
Şam yönetiminin sürece bakışını ise Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan gelen açıklamalar netleştirmiş durumda. Bakanlığın Arap İşleri Müdürü Muhammed Ahmed, SDG ile yürütülen askeri pazarlıkların sona erdiğini vurgulayarak, Suriye topraklarında bağımsız ya da yarı bağımsız hiçbir silahlı yapıya izin verilmeyeceğini açıkladı. Ahmed, daha önce SDG’ye Haseke, Deyrizor ve Rakka’da ortak komuta altında üç tugay kurulması yönünde iletilen teklifin tamamen gündemden kalktığını, yeni çerçevede SDG bünyesindeki silahlı unsurların birlik ya da tümen düzeyinde değil, yalnızca bireysel olarak Suriye Arap Ordusu ve güvenlik kurumlarına katılabileceğini ifade etti.
ABD'NİN ÖNERİSİ
ABD cephesinden gelen mesajlar da sahadaki güç dengesinin değiştiğine işaret ediyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Erbil’de SDG elebaşı Mazlum Abdi ile yaptığı görüşmenin ardından Washington’un desteğinin, 18 Ocak’ta Şam ile SDG arasında varılan mutabakat kapsamında “Suriye ordusuna entegrasyon süreci” ile sınırlı olacağını açıkladı. Bu açıklama, ABD’nin sahadaki askeri angajmanını kademeli biçimde azaltma eğilimini ortaya koyan önemli bir mesaj olarak değerlendiriliyor.
İRAN HEDEFTE
Güvenlik kaynakları ise ABD desteğinin tamamen çekilmesi ihtimaline karşı terör örgütü PKK/Kandil yapılanmasının yeni bir strateji arayışına girebileceği değerlendirmesinde bulunuyor. Analizlerde öne çıkan bir diğer başlık ise İran. Diplomatik ve güvenlik kulislerine yansıyan değerlendirmeler, ABD’nin İran’a yönelik olası askeri ve siyasi hamleleri öncesinde Suriye ve Irak sahasını yeniden “dizayn etmeye” çalıştığına işaret ediyor.
IRAK'TA ENDİŞE
Yapılan son stratejik analizlerde, Suriye hükümeti ile SDG arasında kamuoyuna “ateşkes” ve “entegrasyon” başlıklarıyla yansıyan mutabakatın, Irak’ın iç güvenlik dengeleri açısından da yeni bir kırılganlık alanı oluşturduğu vurgulanıyor. Türkmen nüfusun yoğun olduğu bölgelerde, söz konusu mutabakatın doğurabileceği güvenlik risklerine özellikle dikkat çekiliyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni, PKK unsurlarının Suriye’den Irak'a yollanması durumunda özellikle Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Telafer, Musul, Kerkük, Tuzhurmatu ve Kifri gibi bölgelerin yeni dönemde daha kırılgan hale gelme riski taşıdığına işaret ediliyor.
HAYALLERİ ÇÖKTÜ
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Ünal ise, "Terör örgütü PKK/YPG'nin hayali imparatorluğu çok kutupluluğun rüzgarlarına dayanamayıp çöktü" derken, "Şimdilerde Avrupa'da kendisini destekleyen Avrupalı devletlere 'bizi sattınız' hikayeleri anlatıyor ama pek dinleyen yok. Orta Doğu gibi bir coğrafyada Türkiye'yi, Arap devletlerini ve İran'ı kendisine düşman ederek sırf Amerikan desteğiyle bütün bölgeyi altüst edeceğini zanneden narko-terör örgütünün stratejik planlaması bu kadar olur" diyor.
SDG KAYBETTİ
Suriye sahasındaki son askeri ve diplomatik tabloyu değerlendiren eski diplomat Ömer Önhon ise gelinen noktayı bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendiren tarihsel bir kırılma olarak okuyor. SDG’nin Halep, Deyrizor ve Rakka’dan sürülerek kuzeydoğuda Haseke’nin sınırlı bir bölümüne sıkıştığını hatırlatan Önhon, petrol sahaları, barajlar ve sınır kapıları gibi stratejik noktaların neredeyse tamamının kaybedilmesinin örgüt açısından geri dönülmez bir tablo yarattığını vurguluyor.