Rapor Almanya meclisinde, İsrail'in Türkiye korkusu

Almanya’nın en büyük dış politika araştırma kuruluşu SWP'nin, Alman Parlamentosu Bundestag’a sunduğu yeni rapor, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin ciddi bir rekabet sürecine girdiğini ortaya koydu. Rapora göre bölgesel güç dengelerindeki değişim, Gazze savaşı ve Suriye’deki yeni gelişmeler iki ülke arasındaki gerilimi artırırken Almanya ve Avrupa Birliği’nin gerilimi düşürmek için diplomatik girişim başlatması gerektiği vurgulandı.

Haber Giriş Tarihi: 09.03.2026 09:48
Haber Güncellenme Tarihi: 09.03.2026 09:48

Haber Global'den Emre Öztürk'ün haberine göre;Almanya merkezli Uluslararası ve Güvenlik İlişkileri Alman Enstitüsü (SWP) tarafından hazırlanan ve doğrudan Alman Parlamentosu Bundestag’a sunulan analiz raporunda Türkiye-İsrail ilişkilerinin son yıllarda köklü biçimde değiştiği ifade edildi. SWP’nin değerlendirmesine göre uzun yıllar boyunca iş birliği zemini bulunan iki ülke, özellikle 7 Ekim 2023 sonrasında hızla artan bir siyasi ve stratejik rekabet sürecine girdi. Enstitü raporunda, Orta Doğu'daki yapısal değişimin ve Gazze savaşının ilişkileri yeni bir kırılma noktasına taşıdığı belirtilirken, Almanya ve Avrupa Birliği’nin diplomatik gerilimi düşürmeye yönelik girişimleri hızlandırması gerektiği vurgulandı. Rapordaki vurgular şu şekilde:Almanya merkezli Uluslararası ve Güvenlik İlişkileri Alman Enstitüsü (SWP) tarafından hazırlanan ve doğrudan Alman Parlamentosu Bundestag’a sunulan analiz raporunda Türkiye-İsrail ilişkilerinin son yıllarda köklü biçimde değiştiği ifade edildi. SWP’nin değerlendirmesine göre uzun yıllar boyunca iş birliği zemini bulunan iki ülke, özellikle 7 Ekim 2023 sonrasında hızla artan bir siyasi ve stratejik rekabet sürecine girdi. Enstitü raporunda, Orta Doğu'daki yapısal değişimin ve Gazze savaşının ilişkileri yeni bir kırılma noktasına taşıdığı belirtilirken, Almanya ve Avrupa Birliği’nin diplomatik gerilimi düşürmeye yönelik girişimleri hızlandırması gerektiği vurgulandı. Rapordaki vurgular şu şekilde:

3 KIRILMA ANI

SWP raporunda Türkiye’nin İsrail’i 1949 yılında tanıyan ilk Müslüman ülke olduğuna dikkat çekildi. 1990’lı yıllarda iki ülke arasında askeri ve ticaret iş birliklerini de içeren geniş bir stratejik ortaklık kurulduğu hatırlatılan raporda, ilişkilerin özellikle 2000’li yıllardan itibaren Filistin Savaşı ve İsrail'in yayılmacı politikası dolayısıyla gerilimli bir sürece girdiği ifade edildi. Raporda 2008-2009 Gazze savaşı, 2009 Davos zirvesindeki “One Minute” krizi ve 2010’daki Mavi Marmara gemisi baskını iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerde temel kırılma noktaları olarak gösterildi. SWP analizine göre siyasi gerilimlere rağmen ekonomik ilişkiler ise uzun süre devam etti.

DOĞU AKDENİZ GERİLİMİ

Raporda Türkiye ile İsrail arasındaki ayrışmanın özellikle Suriye ve Doğu Akdeniz başlıklarında belirgin hale geldiği belirtildi. Analize göre Suriye’de ortaya çıkan yeni yapılanmalar ve Esad sonrası merkezi devlet yapısının yeniden kurulması süreci iki ülkenin güvenlik yaklaşımlarını karşı karşıya getirdi. Raporda ayrıca İsrail’in Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile geliştirdiği askeri ve enerji iş birliklerinin Ankara tarafından düşmanlık olarak nitelendirildiğine vurgu yapıldı. SWP’nin değerlendirmesine göre Aralık 2025’te Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail arasında imzalanan üçlü askeri iş birliği planı Doğu Akdeniz’deki rekabeti şiddetlendirmiş durumda. Raporda enerji kaynakları, deniz yetki alanları ve güvenlik iş birliklerinin bölgesel rekabetin ana başlıkları arasında yer aldığı belirtildi.

Alman Parlamentosu'na sunulan raporda Almanya hükümeti ve Avrupa Birliği’ne, Türkiye ile İsrail arasında hızla tırmanan bölgesel rekabeti yumuşatmak için diplomatik girişimleri devreye sokma çağrısı yapıldı.

BATI AFRİKA'DA REKABET

Alman enstitüsünün raporuna göre Türkiye-İsrail rekabetinin yükseldiği son alan ise Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz hattı durumunda. SWP analizine göre Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb Boğazı, küresel ticaret açısından kritik öneme sahip deniz yolu olarak öne çıkıyor. Raporda uluslararası deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 14’ünün ve küresel konteyner taşımacılığının yaklaşık yüzde 30’unun bu güzergah üzerinden gerçekleştiği bilgisine yer verildi. Yemen’deki Husi saldırıları sonrasında bölgedeki ticaret akışının yaklaşık yüzde 60 oranında azaldığı da raporda vurgulandı. SWP değerlendirmesine göre İsrail’in 2025 yılı sonunda Somaliland’ı tanıması, Bab el-Mendeb geçidi üzerindeki stratejik konum nedeniyle dikkat çekici bir gelişme olarak kayda geçti. Türkiye’nin ise 2011’den bu yana Somali’de yürüttüğü altyapı, insani yardım ve askeri eğitim faaliyetleri nedeniyle bölgeyi stratejik bir ortaklık alanı olarak gördüğü ifade edildi.

AB’YE DEVREYE GİRİN ÇAĞRISI

SWP raporunda Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin doğrudan askeri çatışmaya dönüşmediği ancak kriz noktasına yaklaştığı, karşılıklı rekabetin ise giderek daha geniş alanlara yayıldığı belirtiliyor. Rapora göre iki ülke arasındaki rekabet Suriye, Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz hattı gibi birbirine bağlı jeopolitik alanlarda etkisini gösteriyor. Bundestag'a sunulan raporda Almanya ve Avrupa Birliği’nin (AB) bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek için diplomatik girişimleri artırması gerektiği yönünde tavsiyede bulunulması ise dikkat çekmekte. Raporda özellikle Suriye’deki siyasi geçiş sürecinde yaşanan kriz ve bölgesel istikrarın korunmasının Avrupa açısından güvenlik ve göç politikaları bakımından kritik önem taşıdığı da vurgulandı.