
Orta Doğu’daki savaş Türk ekonomisinde zaten hassas olan dengeleri daha kırılgan hale getirdi. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, rezervlerdeki gerileme, ihracattaki zayıflama ve döviz talebindeki artış, ekonomide önümüzdeki döneme ilişkin riskleri artırıyor. Enerji maliyetlerinden dış ticaret açığına uzanan bu tablonun fiyatlar, üretim ve büyüme üzerinde daha fazla baskı yaratmasından endişe ediliyor.
Türk ekonomisindeki göstergeler Orta Doğu'daki savaşın etkisiyle bozulmaya başladı. Özellikle petrol fiyatlarındaki sıçrama, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanma, Körfez pazarındaki daralma ve içeride "kur, faiz, politika" dengesinin giderek daha hassas hale gelmesi, önümüzdeki dönemde hem fiyatlar hem üretim hem de dış denge açısından daha zor bir döneme işaret ediyor. Savaşla birlikte piyasadaki en hassas başlıklardan biri ise döviz dengesi. Tigin Capital Partners analizine göre, kurun uzun süre görece sakin tutulması ve TL faizlerinin döviz faizlerine göre yüksek kalması, şirketleri döviz kredisine yöneltmiş vaziyette. Piyasada ise ortaya çıkan tablo nedeniyle Merkez Bankası’nın dengeyi korumak için 22 Nisan’da 300 baz puanlık faiz artışına gitmek zorunda kalacağı beklentisi gittikçe güçleniyor.
Analistlere göre önümüzdeki dönemde piyasaların odağında petrol fiyatlarının seyri, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, Merkez Bankası’nın faiz kararı, rezervlerdeki hareket, dış ticaret açığındaki gidişat ve yurt içinde dövizleşmenin yeniden hızlanıp hızlanmayacağı yer alacak
KREDİ KANALI DARALIYOR
Analistlere göre yılın ilk yarısı bitene kadar enerji fiyatlarındaki yükseliş doğrudan akaryakıt, taşımacılık, sanayi, gıda ve tüketici fiyatlarına yansımaya devam edecek. Motorin tarafında eşel mobil sisteminde artık alan kalmaması, bundan sonra gelen zamların doğrudan pompaya yansıyacağı anlamına da geliyor. Uzmanlar ise akaryakıt fiyatlarının yalnızca ham petrol fiyatına değil, rafineri marjları ve Avrupa dizel piyasasına da çok sert tepki verdiğinin altını çiziyorlar. Ekonomideki bir diğer riskli gösterge de iç talep cephesinden geliyor. Ortalama kart harcamaları 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 11’e gerilerken Analistlere göre kredi kanalındaki daralma ekonominin üzerindeki baskıyı artırıyor.
İHRACAT DÜŞTÜ
Dış ticaret verileri de dikkat çekiyor. Mart ayında ihracat yüzde 6,4 gerilerken, bu düşüşte en belirgin etkinin Körfez bölgesinden geldiği görüldü. Ocak-Mart 2026 döneminde Türkiye’nin ihracat yaptığı 231 ülke ve bölgeden 112’sine satışlar tutar bazında azalırken; ihracat kaybı yaşanan ülkelerin toplam ihracattaki payı ise yüzde 33 olarak hesaplandı. İhracatçının yükünü artıran bir başka gelişme ise reel kur cephesinde yaşandı. Reel Efektif Döviz Kuru Endeksi martta TÜFE bazında 1,83 puan artarak 104,61’e, ÜFE bazında ise 2,33 puan artarak 102,03’e çıktı.
REZERVLER AZALIYOR
Savaşın ekonomi üzerindeki etkisinin en kritik başlıklarından biri de rezervler. Merkez Bankası’nın brüt rezervi 155,3 milyar dolar seviyesinde görünse de 27 Şubat-27 Mart döneminde 54,9 milyar dolarlık düşüş yaşandı. Swap hariç net rezerv ise 20,2 milyar dolar seviyesine inerken aynı dönemde 58,6 milyar dolarlık kayıp kaydedildi. Uzmanlara göre, savaşın yarattığı dış şok, enerji maliyeti ve döviz talebindeki artış yalnızca cari dengeyi değil, Merkez Bankası’nın savunma kapasitesini de aşındırıyor. Rezervlerdeki bu gerileme, kontrollü kur politikasının maliyetini daha görünür hale getirirken, piyasadaki yeni bir faiz artışı beklentisinin güçlendiğini de açıklıyor.
Mart ayında öncü verilere göre dış ticaret açığının 12 aylık bazda 98,1 milyar dolara çıkarak 26 ayın en yüksek seviyesine ulaşması, cari açık riskinin yeniden büyüdüğünü gösterdi.
FİNANASMANA ERİŞİM
Kurumsal İktisat Uzmanı Gülsev Duran ise İran'a yönelik saldırılar ile sarsılan ekonomik dengelere ilişkin, "Bankalar şirketlere kredi verirken daha temkinli davranıyor, firmalar ise finansmana eskisine göre çok daha zor ulaşıyor. Türkiye ekonomisi bir yandan iç talebi baskılayan sıkı kredi koşullarıyla soğutulmaya çalışılırken, öte yandan savaşın tetiklediği enerji, lojistik ve dış talep şoku nedeniyle yeni bir maliyet dalgasıyla karşı karşıya bulunuyor" diyor.
ZOR DÖNEMİN HABERCİSİ
Savaşın uzaması durumunda enerji fiyatlarının yüksek kalacağının altını çizen Duran, "Bu durumda para politikasının mevcut çerçevesi üzerinde baskı daha da artacaktır. Merkez Bankası’nın olası bir faiz artışı piyasaya geçici bir nefes aldırabilir; ancak tek başına yeterli olmayabilir. Şu an için sakin gibi görünen rakamların önümüzdeki aylarda daha zor bir dönemin habercisi olabileceği anlaşılıyor. Nitekim geçtiğimiz hafta elektrik ve doğalgaza yüzde 25 zam gelmesi, maliyet baskısının yeni bir evreye geçtiğini gösterdi" ifadelerini kullandı.