Savaş sofraya nasıl yansıyacak?

Son dört haftada gıda fiyatları yüzde 3-3,5 aralığında artarken, önümüzdeki dönemde bu artışın yüzde 8 bandını aşmasından endişe ediliyor. Savaşın tetiklediği gübre ve enerji maliyetleri üretim zincirini baskılarken, hasat dönemine doğru fiyat artışlarının daha da sertleşmesi bekleniyor.

Haber Giriş Tarihi: 30.03.2026 10:29
Haber Güncellenme Tarihi: 30.03.2026 10:29

Küresel tarım ve gıda zincirinde savaşın yarattığı baskı derinleşirken, Türkiye’de maliyet kaynaklı kırılganlıklar sahaya daha net yansımaya başladı. Özellikle gübre ve enerji fiyatlarındaki sert artış, üretim maliyetlerini yukarı çekerken, bu baskının gecikmeli de olsa gıda fiyatlarına yansıması kaçınılmaz görülüyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar yalnızca petrol ve LNG akışını değil, gübre üretiminde kullanılan kritik hammaddelerin taşınmasını da doğrudan etkiliyor. Üre, amonyak ve doğalgaz gibi temel girdilerin önemli bir kısmının bu hat üzerinden taşınması, küresel arzın yaklaşık üçte birini ilgilendiren bir risk yaratıyor.

GÜBRE FİYATI UÇTU!

Türkiye’nin gübre hammaddelerinde yüzde 90’ın üzerinde dışa bağımlı olması ise küresel şokların iç piyasaya doğrudan taşınması riski taşıyor. Başta Umman, Mısır ve Rusya olmak üzere sınırlı tedarikçi yapısı da bu kırılganlığı daha da artırıyor. Savaş öncesinde ton başına 430-490 dolar seviyesinde olan üre gübresinin kısa sürede 700 doların üzerine çıkması, Türkiye’de de fiyatları sert biçimde yukarı çekmiş durumda. Son bir ayda 21-25 bin lira bandından 34-35 bin liraya yükselen üre gübresi, çiftçi açısından erişilmesi zor bir maliyet kalemine dönüştü. Aynı dönemde mazot fiyatının 54 liradan 70 liranın üzerine çıkması ve birçok şehirde 80 liraya yaklaşması, tarımsal üretimin iki temel girdisinde eş zamanlı bir maliyet şoku yarattı.

GIDA ZAMLANIYOR

Bu maliyet dalgasının fiyatlara yansıması ise artık daha görünür. Son bir aylık verilere bakıldığında Türkiye’de gıda fiyatlarında yeniden hızlanan bir artış eğilimi olduğuna dikkat çekiliyor. Şubat ortasından Mart sonuna uzanan yaklaşık dört haftalık dönemde, özellikle işlenmemiş gıda grubunda belirgin bir yukarı yönlü hareket gözleniyor. Son dört haftalık döneme ilişkin hesaplamalar, gıda fiyatlarında genel olarak yüzde 3,5 ile 4,2 arasında bir artışa işaret ederken; sebzede yüzde 8-12, meyvede yüzde 6-9, et ve tavuk ürünlerinde yüzde 3-5, süt ürünlerinde yüzde 2-3 ve ekmek-tahıl grubunda yüzde 1,5-2,5 bandında yükselişler yaşandığı görülüyor.

GIDA KRİZİ RİSKİ

Uzmanlar ise savaşın yarattığı maliyet şokunun henüz tam anlamıyla fiyatlara yansımadığını belirtiyorlar. İktisat Uzmanı-Ekonomist Barlas Yurtsever; mevcut tabloyu yorumlarken, "Küresel cephede riskler büyümeye devam ediyor. Hürmüz hattında yaşanan aksaklıklar yalnızca enerji piyasalarını değil, gübre tedarik zincirini de etkileyerek tarımsal üretim üzerinde zincirleme bir baskı oluşturuyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Başekonomisti Máximo Torero’nun da dikkat çektiği gibi, bu hatta yaşanabilecek uzun süreli bir kesinti küresel gıda sisteminde yıllardır görülmemiş sistematik bir şok yaratma potansiyeli taşıyor. Mevcut stokların kısa vadede yeterli olduğu belirtilse de, kesintilerin üç ayı aşması halinde tablonun hızla ağırlaşabileceği ifade ediliyor" ifadelerini kullandı.

HASAT DÖNEMİ ARTAR

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eski Müsteşarlarından Prof. Dr. Mustafa Öztürk ise gübre ve mazot fiyatlarındaki artışın üretime etkisinin zaman içinde ortaya çıkacağının altını çizerek şöyle konuştu: "Fiyatlardaki artış özellikle hasat dönemlerinde çok daha belirgin hissedilir. Bu nedenle mevcut fiyat hareketleri, asıl dalganın henüz başlangıç aşamasında olunduğunun işareti. Bu tablo karşısında üre ithalatında gümrük vergisinin sıfırlanması, ihracatın yasaklanması ve amonyum nitrat gübresinin kontrollü şekilde yeniden kullanıma açılması, piyasada arz sıkıntısını önlemeyi hedefleyen doğru yaklaşımlar."

YÜZDE 12 İHTİMALİ

Kamuoyu Araştırmacısı Volkan Tebrizcik de savaşın tetiklediği maliyet artışlarının önümüzdeki aylarda daha belirgin bir baskı yaratacağını belirtirken, "Yapılan ölçümlemelere bakıldığında, gıda fiyatlarında ikinci çeyrek itibarıyla ek bir hızlanma riski öne çıkıyor. Son bir ayda gıda fiyatlarında görülen yaklaşık yüzde 3,5’lük artışın önümüzdeki iki-üç aylık dönemde kümülatif olarak yüzde 8-12 bandına ulaşması ihtimal dahilinde. Özellikle sebze ve taze ürün grubunda bu artışın daha sert hissedilebileceği, bazı kalemlerde sezon etkisiyle birlikte yüzde 15’e varan fiyat hareketlerinin görülebileceği değerlendiriliyor" dedi.

"SINIRLI DÜŞÜŞ GEÇİCİ"

Tebrizcik ayrıca, şunları da söyledi: "Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın Gıda Fiyat Endeksi verileri fiyat cephesinde sınırlı bir yavaşlama işareti verse de, alt kalemlerdeki oynaklığın sürdüğünü ortaya koyuyor. 1-25 Mart verilerine göre aylık gıda enflasyonu yüzde 2,90 olarak hesaplanırken, yıllık gıda enflasyonu yüzde 33,4 seviyesinde gerçekleşti. İki aylık yüksek seyrin ardından görülen bu sınırlı düşüş, geçici bir duraklama olarak yorumlanıyor."