
Yıllardır kamuoyunda yanıt bekleyen dosyayı yeniden gündeme taşıyan Başsavcı Cansu, yürütülen soruşturmaya dair önemli açıklamalarda bulundu. Daha önce “kayıp” olarak sürdürülen soruşturmanın, yeni değerlendirmeler ve elde edilen bulgular doğrultusunda “cinayet” şüphesi kapsamında ele alındığı belirtildi.
Dosyanın yeniden incelenmesiyle birlikte soruşturmanın seyrinin değiştiği ve uzun süredir devam eden sessizliğin bozulduğu ifade edildi. Sürece Jandarma Suç Araştırma Timi ve adliye ekiplerinin de dahil olduğu, tüm ihtimallerin yeniden değerlendirildiği aktarıldı.
Başsavcı Cansu, dosyaya yalnızca mesleki sorumlulukla değil, vicdani bir yaklaşımla da eğildiğini belirterek, “Ben de bir anneyim, benim de bir kızım var. Bu dosyaya baktığımda kaybolan bir genç kızın, yarım kalan bir hayatın ve cevap bekleyen bir ailenin acısını gördüm. Bu nedenle mesleki sorumluluğumun ötesinde vicdani bir yük de hissettim. Bu kızımıza ne olduğunun ortaya çıkarılması gerektiğine inanıyorum.” dedi.
Soruşturma kapsamında tüm detayların titizlikle incelendiğini vurgulayan Cansu, “Eğer bir cinayet söz konusuysa, bunu aydınlatmak adli makamların boynunun borcudur. Günümüzde teknolojik imkânlar oldukça gelişmiş durumda. Bizim görevimiz gerçeği ortaya çıkarmaktır.” ifadelerini kullandı.
Başsavcı Cansu, bundan sonraki süreçte de hangi dosya olursa olsun adaletin sağlanması için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.