
Soruşturma dosyasına göre olay, Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde başlayan "dini sohbet" buluşmalarıyla şekillendi. S.S. isimli kadın ile birlikte kızı M.S., oğlu K.S. ve dini nikahlı eşi B.H.'nin yer aldığı yapı, vatandaşlarla kurdukları temaslarda "hacı baba" adını verdikleri sözde bir manevi varlıktan bahsederek güven kazandı.
Şüphelilerin, bu varlığın yüksek derecede veli olduğu, cin musallatı olan kişilere yardım ettiği ve kendilerine bağış yapanların büyük felaketlerden korunacağı yönünde söylemlerle mağdurları etkilediği tespit edildi. Zamanla bu anlatımın daha sistematik hale getirildiği, dini kavramların yoğun şekilde kullanılarak güven ilişkisi oluşturulduğu belirlendi.
Mağdurların hem para hem de altın vermeye yönlendirildiği, bu süreçte "yardım, zekât ve hayır" gibi ifadelerin özellikle tercih edilerek dini hassasiyetlerin hedef alındığı dosyada yer aldı.
Sosyal Çevreye Yayılan Bağış Sistemi ve WhatsApp Grubu Detayı
İddialara göre şüpheliler, yalnızca bireysel temaslarla yetinmedi. Mağdurların çevresindeki akraba ve tanıdıklarının da sürece dahil edilmesi sağlanarak dolandırıcılık ağı genişletildi. Bu kapsamda kurulan WhatsApp gruplarında "hacı baba" adıyla yürütülen yazışmalar üzerinden dini sohbetler yapıldığı, aynı zamanda bağış çağrılarının bu platformlardan organize edildiği ortaya çıktı.
Soruşturma sırasında dikkat çeken bir diğer detay ise "hacı baba" adına kayıtlı telefon hattının S.S.'ye ait olduğunun tespit edilmesi oldu. Ayrıca mağdurlar adına açtırılan banka hesapları üzerinden para akışının kontrol edildiği ve toplanan meblağların önemli bir kısmının aile bireyleri arasında aktarıldığı belirlendi.
Yargılama Süreci ve Verilen Ağır Hapis Cezaları
Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada sanıklar uzun süredir yargılanıyordu. Duruşmalara tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler ve avukatlar katıldı. Cumhuriyet savcısı, sanıkların "nitelikli dolandırıcılık" suçunu zincirleme şekilde işlediklerini belirterek cezalandırılmalarını talep etti.
Mahkeme heyeti, yapılan değerlendirme sonucunda S.S., B.H. ve K.S.'yi 7 ayrı eylem üzerinden ayrı ayrı değerlendirerek toplamda 42'şer yıl hapis ve 1 milyon 50'şer bin lira adli para cezasına hükmetti. M.S. hakkında ise 21 yıl hapis ve 75 bin lira adli para cezası verildi.
Kararda ayrıca, tutuklu sanık S.S.'nin ciddi sağlık sorunları bulunduğu gerekçesiyle tahliyesine karar verildi. Diğer sanıkların tutuksuz yargılanma hallerinin devamına hükmedildi.
Sanıkların Savunmaları ve Duruşma Salonundaki Gerilim
Duruşmada savunma yapan S.S., suçlamaları kabul ederken olayların başlangıcında bazı müştekilerin yönlendirici rol oynadığını ileri sürdü. Hastalıkları olduğunu belirten sanık, sürecin kontrolünden çıktığını ve dini içerikli uygulamaların yanlış yönlendirildiğini savundu. Ayrıca kızının olaylardan haberdar olmadığını iddia etti.
Diğer sanıklar ise üzerlerine atılı suçlamaları reddederek dolandırıcılık kastı ile hareket etmediklerini öne sürdü. Ancak mahkeme, sunulan deliller, banka hareketleri ve dijital yazışmaların bütününü değerlendirerek suçun sabit olduğuna kanaat getirdi.
İddianamede Yer Alan Çarpıcı Ayrıntılar
Hazırlanan iddianamede, şüphelilerin mağdurlarla kurduğu ilişkinin zamanla tamamen kontrol altına alınan bir yapıya dönüştüğü vurgulandı. Sözde "hacı baba" figürü üzerinden manevi baskı kurulduğu, kişilerin korku ve dini hassasiyetleri üzerinden yönlendirildiği ifade edildi.
Dosyada yer alan ifadelerde, bazı mağdurların "manevi hocanın cini tarafından paraların alındığına inandırıldığı" yönündeki beyanları dikkat çekti. Bu süreçte altın ve nakit paraların el değiştirdiği, maddi kayıpların ciddi boyutlara ulaştığı kaydedildi.
Soruşturma kapsamında, sanıkların dijital platformları kullanarak organize bir iletişim ağı kurduğu, bu ağ üzerinden sürekli bağış toplama faaliyetlerinin sürdürüldüğü de ortaya konuldu.