
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan 15'inci duruşmaya, tutukluluk incelemesi için verilen 1,5 saatlik aranın ardından devam edildi.
Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Kasapoğlu'nun şoförü Sabri Caner Kırca, Ağaç AŞ Satın Alma Şefi Fatih Yağcı, İBB Anadolu Yakası Zabıta Müdürü Nazan Başelli, taşımacılık işiyle uğraşan Ebubekir Akın, CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük, İSPER AŞ personeli Davut Bildik, eski İstanbul Planlama Ajansı çalışanı Esra Huri Bulduk, sosyal medya hesap yöneticisi Mahir Gün, şoför Kadir Öztürk, bir firmanın çalışanı Başak Tatlı, İmamoğlu İnşaat AŞ çalışanı Baran Gönül, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in şoförü Hüseyin Yurttaş, Mustafa Bostancı, Şehide Zehra Keleş, iş insanları Altan Ertürk, Ali Üner ile Evren Şirolu'nun tahliyesine karar verdi.
Tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ile eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 89 sanığın tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi.
Duruşma, 6 Nisan Pazartesi'ye ertelendi.
MURAT ONGUN TAHLİYE TALEBİNDE BULUNMAK İSTEMEDİ
İBB Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un avukatı Rahşan Sertkaya Daniş, 'Ekrem İmamoğlu'nun 'iftiraname' olarak nitelendirdiği iddianameye ilişkin, "Ben de bu benzetme konusunda kendisiyle tamamen hemfikirim. İddianame hukuki bir belge vasfı dahi taşımamaktadır. Bu metinde Ongun neredeyse her olayla, her iddiayla ilişkilendirilmiştir. İddianamenin pek çok yerinde adı da geçmektedir. Öyle ki, 3 bin sayfalık metnin 2 bin sayfalık kısmında Ongun'un doğrudan sorumlu tutulduğu olay ve iddialardan bahsedilmiştir. Savcılık makamının bu şehvetli tutkusu esasen daha soruşturma safhasının başında ortaya çıkmış; pek çok kişi Ongun'a bağlı 'örgüt üyesi' olarak gözaltına alınmıştır. İddianamenin anlatı odaklı olduğu, bir kurgu hikâye üzerine inşa edildiği ve hakikate aykırı iddialar içerdiği hususunda pek çok örnek mevcut. Onlarca insan müvekkilime atıfla nasıl hukuka aykırı bir şekilde gözaltına alındıysa, aynı aşırılığı Murat Ongun'a yönelik suç isnatlarında da görmek mümkündür. Müvekkilim Ongun'un tahliye olmak konusundaki arzusunu burada bulunanlara iletmek isterim. Murat Ongun, haksız yere çocuklarından, annelerinden ve babalarından koparılan Medya A.Ş.'nin kadın çalışanları tahliye olana dek, şahsi bir tahliye talebinde bulunmak istemediğini bana açıkça beyan etti. Hal böyleyken, bugün sadece müvekkilim Murat Ongun açısından bir tahliye talebinde bulunmam artık mümkün değildir" dedi.
İMAMOĞLU: ARKADAŞLARIMI SERBEST BIRAKIN, BEN BURADAYIM
Duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu, "106 kişinin avukatlarının anlattıkları ile bugün soruşturma öncesini, sonrasını, tutukluluk sürecini, savcılığın en üst seviyede şaibeli halini tek tek dinledik. Burada üç hafta içerisinde yapılan savunmalar çok değerliydi. Evrakla, belgeyle nasıl bir savcılığın bütün Türk milletini aldattığını tek tek yaşadık. Ahlak dışı tavır ve tutumlarla, bu insanların gördükleri ızdırabı, işkenceyi ve ne yazık ki çok kötü bir sürecin yönetilmesini tekrar dinlemekten çok büyük bir üzüntü duydum. Bir insan nefret ve önyargı taşımıyorsa, benim yaşadıklarımı, hissettiklerimi onlar da hissetmiştir. Bu duruşma canlı yayınlansaydı ne olurdu? Onu düşündüm bugün. Ne olurdu biliyor musunuz? Kötülükler tek tek ifşa olurdu. İddia makamı rezil rüsva olurdu. Siyasi bir operasyonun nasıl berbat bir yolda olduğu ortaya çıkardı. Millet aydınlanırdı. Canlı yayını istemeyen Sayın Erdoğan'ın kulakları çınlasın. İstediğini çok kez dile getiren Sayın Devlet Bahçeli'nin de kulakları çınlasın. Sayın Erdoğan istemedi çünkü şeffaflığı arzu etmedi. Gizlilik ne yazık ki işlerine geliyor. Bu konuyu biz milletimize anlatacağız. Nasıl 4 bin sayfa uydurulabilir? Nasıl insanların canına, malına, sağlığına, namusuna, iffetine kastedilir? Bunlar insan değil mi? Bu millete nasıl reva görülür? Bu mesele kişi kendinden bilir işi meselesidir. Onun için eğer öyle bir zihniyete, kötülükte bunun tanınan bir şahsiyete sahipse, her şey mümkündür, her şey yapılır. Sayın hakim, değerli heyet, ben sizin için nefret, öfke, önyargı taşıdığınıza inanmıyorum. Milletimizin adalete inancı yüzde yirminin altına indi. Onun için siz kıymetli yargıçların sorumluluğu çok büyük. Çöküşte miyiz? Evet, siz yargıçlar ya bir çöküşü derinleştirmeye devam edecek ya da bir çöküşü başlatacaksınız. Çok tarihi bir günün gecesindeyiz. Kırk yıllık ödüllü emniyet müdürü mü delil karartacak? Yolsuzlukla mücadele eden milletvekili mi? Özellikle kadınlara yapılan bu zulmü kabul etmek mümkün değil. Ailelere çok büyük tarihi işkence yapılıyor. Engelli çocuğu olan kişiye nasıl engelli çocuğu üzerinden tehdit yapıldığını biliyorum. Eşi üzerinden nasıl tehdit yapıldığını biliyorum. Gelini üzerinden, damadı üzerinden nasıl tehdit yapıldığını biliyorum. Kıymetli heyet, tarihin çok önemli bir konumundasınız. Özgürlüğü çalınan bir insanın bir saati, bir gününün hesabını kim verebilir? Masum olduğu halde özgürlükleri kısıtlanıp itibar suikastına uğrayanların; aile, çocuk, kadın, erkek demeden haysiyetine saldırılanların tutukluluk halleri, bütün acımasız adli tedbirleri sürecek ama buna karşılık yalancı, işbirlikçi, iftiracı, çaresiz zavallılar özgürce dolaşacak. Böyle bir şey olabilir mi? Yakın tarihimizde Menderes'e adaletsiz bir kararla asılmaya mahkum eden hakim ve savcılar halk nezdinde ömür boyu mahkum edilmiş, lanetlenmiştir. Ama Menderes hâlâ hatırlandıkça milletimizin vicdanını sızlatır. Size de sesleniyorum, bu dava tarihidir. Bugün itibariyle hukukun ve adaletin namusunu korumakla ilgili büyük bir sorumluluk sürecinin adımını Sayın Başkan siz ve değerli üyeler atacaksınız. Buradaki yol arkadaşları serbest bırakılmalıdır. Bütün tutuklu arkadaşları serbest bırakın. Ben buradayım" dedi.