
Katar merkezli Barzan Holding ile Türk TAIS Tersaneleri arasında Endonezya için imzalanan 1 milyar dolarlık İstanbul sınıfı fırkateyn anlaşması, Türkiye’nin deniz savunma sanayiindeki küresel konumunu gözler önüne serdi. ABD merkezli The Defense Post, Belçika merkezli Army Recognition ve İngiltere merkezli Jane’s tarafından yapılan analizlerde, TF-100 (İstanbul sınıfı) fırkateynlerin yalnızca teknik kabiliyetleriyle değil; finansman modeli ve çok katmanlı caydırıcılık kapasitesiyle modern deniz savaşlarında “oyun değiştirici” bir rol üstlendiği vurgulandı. Küresel savunma basınına göre Türkiye, bu hamleyle klasik silah ihracatçısı konumundan çıkarak, deniz gücü inşa eden ve sürdüren ülkeler ligine yükseldi.
TF-100 fırkateynler; gelişmiş sonar, AESA radar ve entegre silah sistemleriyle hem deniz üstü hem deniz altı tehditlere karşı yüksek etkinlik sağlayarak çok katmanlı caydırıcılık sunuyor.
TİCARETTE YENİ MODEL
Belçika merkezli Avrupa’nın saygın savunma yayın organlarından Army Recognition, Türk TAIS Tersanesi ile Katar Savunma Sanayii’nin yatırım ve program yönetim kolu Barzan Holding arasında imzalanan mutabakatın, Endonezya için iki adet İstanbul (İSTİF) sınıfı fırkateyn inşasını kapsadığını duyurdu. Analize göre programın toplam değeri yaklaşık 1 milyar dolar seviyesinde. Yayın organı, anlaşmanın klasik ticaret modelinin ötesine geçtiğini vurguladı. Raporda, Barzan Holding’in uluslararası müşteri adına sözleşmeyi üstlenen taraf olarak konumlandırıldığı, Endonezya’nın nihai kullanıcı olduğu ve projenin finansman modeli ve endüstriyel koordinasyon esasına dayalı yeni nesil bir savunma tedarik yapısını temsil ettiği belirtildi. Bu yapı, ülkelerin yüksek maliyetli savaş gemisi projelerinde tek başına tüm finansal ve teknik riski üstlenmeden ileri platformlara erişmesini mümkün kılıyor.
MİLGEM'İN ZİRVE NOKTASI
Army Recognition ve ABD merkezli The Defense Post analizlerinde, İstanbul sınıfı fırkateynlerin (TF-100) teknik kapasitesine geniş yer ayrıldı. MİLGEM programı kapsamında geliştirilen İstanbul sınıfı, Ada sınıfı korvetlerin daha büyük, daha uzun menzilli ve daha ağır silahlandırılmış versiyonu olarak tanımlanıyor. Fırkateynler 113 metre uzunluğa, yaklaşık 3 bin 150 ton deplasmana, CODAG tahrik sistemine, 29 knot üzeri azami hıza ve 14 knot süratte yaklaşık 5 bin 700 deniz mili menzile sahip. Geniş yakıt kapasitesi ve artırılmış görev süresi, Endonezya gibi binlerce adadan oluşan geniş deniz sahalarında uzun süreli devriye ve operasyon görevlerini mümkün kılıyor.
Dünyanın en saygın savunma yayın organı kabul edilen İngiltere merkezli Janes’e göre Türkiye, fırkateyn projeleriyle yalnızca gemi değil; tasarım, yazılım ve operasyonel konsept de ihraç eden küresel bir deniz gücüne dönüştü.
YOĞUNLUKLU CAYDIRICILIK
ABD merkezli The Defense Post, Endonezya Donanması’nın bu sınıftaki gemilere olan ihtiyacını, ülkenin Kuzey Natuna Denizi başta olmak üzere münhasır ekonomik bölgelerinde artan baskılarla ilişkilendirdi. Analize göre bu tedarik, Endonezya’nın yalnızca rutin deniz devriyeleri değil, yüksek yoğunluklu caydırıcılık görevlerine de aynı platformla geçebilmesini sağlayacak.
DENİZ GÜCÜ TÜRKİYE
İngiltere merkezli Jane’s, gelişmeyi ana sayfasından duyurarak anlaşmanın küresel deniz savunma pazarında Türkiye’nin ulaştığı noktayı gösterdiğini vurguladı. Jane’s analizinde, TAIS konsorsiyumunun (Anadolu, Sedef ve Sefine tersaneleri) halihazırda Türk Deniz Kuvvetleri için üç adet daha İstanbul sınıfı fırkateyn inşa ettiği ve ilk gemi TCG İstanbul’un Ocak 2024’te envantere girdiği hatırlatıldı. Ayrıca Endonezya tersanesi PT PAL’ın Arrowhead 140 tabanlı fırkateynlerinde de Türk sensör ve sistemlerinin yaygın biçimde kullanıldığına dikkat çekildi. Yayın organının analizine göre bu anlaşma, Türkiye’yi yalnızca gemi ihraç eden değil; tasarım, silah, yazılım ve finansman modeli ihraç eden küresel bir deniz gücü konumuna da taşıyor.