
Yıl 1990... Tarih yaprakları ocak ayının ilk günlerini gösteriyordu. İstanbul’da ayaz kendini iyiden iyiye hissettiriyordu. Soğuk, sokakları ıssızlaştırmış, rüzgâr çöplük alanlarda uğultu halinde dolaşıyordu. Yenibosna’da, kimsenin dönüp bakmadığı boş bir arsada kaderine terk edilmiş bir çuval, bu sessizliğin ortasında duruyordu. O çuvalın içinde ise genç bir kadının cansız bedeni vardı.
ÇÖPLÜKTE BULUNAN CESET
Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine gelen ekipler, çuvalın içinden çıkarılan genç kadının cansız bedeniyle karşılaştı. İlk incelemede kadının darp edildiği ve boğularak öldürüldüğü belirlendi. Olay yeri inceleme ekipleri bölgede geniş çaplı çalışma yaptı. Olay yerine hemen İstanbul’un en önemli birimi Asayiş Şube Müdürlüğü’nün Cinayet Masası ekipleri gönderildi. Olay yerine gelen cinayet dedektifleri, çevreye göz attı. Dedektifler tarafından cesedin bırakıldığı yerin rastgele seçilmediği değerlendirildi. Katil, gece karanlığını kullanarak iz bırakmadan cesedi buraya getirmişti.
HEDEF KİMLİĞİ BELİRLEMEKTİ
Cinayet masası dedektifleri için ilk hedef genç kadının kimliğini belirlemekti. Üzerinde hiçbir kimlik yoktu. Dedektiflerin dikkatini bir ayrıntı daha çekti. O da genç kadının üzerinde kimlik dışında herhangi bir para veya kolunda ziynet eşyası bile yoktu. Bulunan ceset 25 yaşlarında bir genç kadına aitti. Önce eşkaline göre kayıp şahıslar listeleri incelendi, ailelerle tek tek temasa geçildi. Ancak ilk etapta eşkale uygun herhangi bir eşleşme sağlanamadı.
BİR GÜN SONRA
Olaydan bir gün sonra Bakırköy Emniyet Amirliği’ne gelen bir başvuru, dosyanın seyrini değiştirdi. Musa Bey karakola gelerek eşinin kayıp olduğunu kendisinden hiçbir haber alamadığını söyledi. Bu kayıp başvurusu Cinayet Masası dedektiflerinin dikkatini çekti. Hemen Musa Bey’e ulaşıldı. Adli Tıp morguna götürülen genç adam, cesedi görür görmez “Bu benim karım” diyerek gözyaşlarına boğuldu. Yapılan teşhisle genç kadının kimliği belirlenmişti.
İLK ŞÜPHELİ KOCASIYDI
Genç kadının üzerinde hiçbir şey bulunmaması, cinayeti tanıdık birinin gerçekleştirebileceğini düşündürmüştü. Bu değerlendirmeye göre genç kadının tanınmaması için üzerinde kimlik dahil tüm eşyaları alınmıştı. Dedektifler için bu öncelikli ihtimaldi. Bu yüzden kayıp başvurusunda bulunan Musa Bey de dedektifler içinde şüpheliydi. Hemen şubeye götürülüp sorgulanmaya başlandı.
“SORUNUMUZ VARDI”
Polis tarafından sorgulanan Musa Bey, eşiyle sorunlar yaşadıklarını anlattı. Musa Bey “Karımla uzun zamandır tartışma yaşıyorduk. Bunalıma girmişti.” dedi. Dedektifler için bu şüpheli bir durumdu. Kocası geniş çaplı araştırıldı. Verdiği ifadenin doğru olduğu yönünde bilgiler elde edildi. Cinayet dedektifleri için halen katil tanıdıktı. Çünkü ceset evin çok uzağında da bulunmamıştı.
CİNAYET MASASI İZ SÜRÜYOR
Komşular, akrabalar ve tanıdıklar tek tek sorguya alınmaya başlandı. Cinayet masası dedektifleri, olayın sıradan bir saldırı olmadığını kısa sürede anladı. Ceset üzerindeki bulgular, genç kadının katiliyle bir süre boğuştuğunu gösteriyordu. Bu da olayın ani gelişen ama şiddet içeren bir saldırı olduğunu ortaya koyuyordu. Ekipler, maktulün son görüldüğü yerleri, temas kurduğu kişileri ve günlük yaşamını adım adım incelemeye başladı. Her ifade, her küçük detay yeniden değerlendirildi.
ŞÜPHELER DARALIYOR
Soruşturma derinleştirildi. Ve Musa Bey ile genç kadının çevresi mercek altına alındı. Tüm bu çalışmalar 4 gün içinde yapılmıştı. İnanılmaz bir çalışma vardı. Karı kocanın yasak ilişkileri var mı yok mu o da incelendi. Ancak böyle bir bulgu da yoktu. Dedektifler iki tarafın çevresindeki kişileri sessizce incelemeye başladı. Dedektiflerin dikkatini Musa Bey’in bir arkadaşı çekti. İşsiz olan bu arkadaşında ise son günlerde para ile ilgili bir detay gözlendi. Dikkat çeken nokta, cebinde yüklü miktarda parayla dolaşıyordu. O güne kadar çevresinde kimse onun bu kadar paraya sahip olduğunu görmemişti.
GERÇEĞE GİDEN YOL
Şüphelinin kısa bir süre önce bir kuyumcuya gittiği bilgilerine ulaşıldı. Bu, cinayet dosyasının kırılma anı oldu. Çünkü genç kadının üzerinde kocanın verdiği bilgiye göre bilezik ve yüzükleri vardı. Ve hepsi kayıptı. Saldırgan bu ziynet eşyalarını da almıştı. Kocanın arkadaşı gözaltına alınıp sorgulanmaya başlandı. Şüpheli üç gün boyunca sorgulandı. Dedektifler, sorularını sistemli şekilde yöneltti. Zanlının verdiği cevaplar tek tek analiz edildi. İlk başta suçlamaları reddeden şüpheli, zamanla çelişkili ifadeler vermeye başladı. Elde edilen bulgularla köşeye sıkıştırılan zanlı, sonunda suskunluğunu bozdu.
KAN DONDURAN İTİRAF
Şüpheli çapraz sorguda cinayeti itiraf etti. Kan donduran cinayetin detayları ise tüyler ürpertti. Katil zanlısı ifadesinde sık sık arkadaşının evine gidip geldiğini, uzun süredir işsiz olduğunu ve maddi sıkıntılar içinde olduğunu anlattı. Genç kadının kolundaki bileziklerin aklını çeldiğini söyledi.
“BİLEZİKLERİ İÇİN ÖLDÜRDÜM”
Olay günü genç kadını arabayla götürmeyi teklif ettiğini, yolda borçlarını bahane ederek bilezikleri istediğini belirtti. Genç kadının bu teklife tepki göstermesi üzerine kendini kaybettiğini söyledi. Bir anda saldırıya geçtiğini ve boğazını sıkarak öldürdüğünü anlatan zanlı, daha sonra kadının kolundaki 4 bileziği aldığını ifade etti. Cesedi bir çuvala koyarak gece saatlerinde Yenibosna’daki boş arsaya attığını söyledi. Bilezikleri ise bir kuyumcuya sattığını itiraf etti.
DELİLLER KONUŞTU
Zanlının gösterdiği kuyumcuda yapılan aramada çalınan 4 bilezik bulundu. Bu gelişme, cinayetin tüm detaylarını netleştirdi. Cinayet masası dedektifleri, olayın başından itibaren yürüttükleri titiz çalışmayla dosyayı kısa sürede çözüme kavuşturdu.
YILLARIN DOSTU KATİL ÇIKTI
Sorgusu tamamlanan katil zanlısı adliyeye sevk edildi. Zanlı çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Cinayet haberini alan Musa Bey ise büyük bir yıkım yaşadı. Yıllarca dost bildiği kişinin eşini öldürdüğünü öğrenince şu sözleri söyledi: “Yıllarca dost bilip evimize aldığımız kişi meğerse bir yılanmış. Oysa işsiz ve parasız olduğu günlerde o nanköre soframızda yer vermiştik.”
Soğuk bir ocak sabahında başlayan bu cinayet dosyası, cinayet masası dedektiflerinin adım adım iz sürmesiyle çözüldü. Ancak geride, hiçbir zaman dinmeyecek bir acı kaldı.