Başkan Gülmez’den ‘Ortak Akıl’ çağrısı…!

Teknik öğretmenlikle başladığı çalışma yaşamında şimdi Bursa sanayisine yön verenler arasında. Kent ekonomisine ciddi katma değer sağlayan sektörlerinde öncü, dünyanın önemli firmalarına ev sahipliği yapan bir organize sanayi bölgesinin yönetim kurulu başkanlığı görevini başarıyla yürütüyor ve siyasi kulvardaki tecrübesi ile de dikkat çekiyor.

Haber Giriş Tarihi: 06.12.2022 15:10
Haber Güncellenme Tarihi: 06.12.2022 15:10
https://www.bursa5n1k.com

Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kurulu (OSBÜK) Yönetim Kurulu Üyesi Erol Gülmez’den söz ediyoruz.

Bursa sanayisinin eğitimci patronlarından olan Erol Gülmez’in başkanlığındaki NOSAB da; sanayicisine yönelik hizmetler başta olmak üzere çevreci yatırımları, kadınların aktif olarak iş hayatına katılabilmelerine yönelik çalışmaları, firmalar arası spor organizasyonları, paneller ve kültürel faaliyetleri ile Türkiye’ye örnek projelere imza atıyor.  

5N1K sualleriyle kent ve ülke ekonomisini, NOSAB’ın gündemini, OSB’lerin gelişim süreci, yakın gelecekte Bursa sanayisinin nasıl bir büyüme yansıtması gerektiğini, yerli otomobil TOGG’u, istihdamı ve çok daha fazlasını konuştuk NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez ile… OSB’lerin genişlemesinin önündeki engellere dair önemli tespitlerde bulunan Başkan Gülmez ile sohbetimizin en dikkat çekici kısmı, kentin birçok noktasında her geçen gün  biraz daha da çoğalan denetimsiz kaçak sanayi kuruluşlarına dair tespitlerini içeren  kısmıydı.

Önce kaçak sanayinin doğayı adeta katleder bir biçimde hiçbir denetime tabi olmadan faaliyetlerine devam ettiğine vurgu yaptı Başkan Gülmez ve söz Bursa’nın ‘Tarım- Sanayi’ dengesine geldiğinde ise çok net bir ifade ile dobra dobra konuştu;

    “Bir kentin sanayisi için “Yeter bu kadar ” demek kimsenin haddine değildir.”

Aslında Bursa’daki temel sorunun plansızlık olduğunu belirten ve Bursa’da mevcut konjonktürde sanayinin yüzde 40’tan fazlasının OSB’lerin dışında bulunduğuna işaret eden NOSAB Başkanı Gülmez’in akademik oda yetkililerinden ve kent yöneticilerinden beklentisi ise oldukça mühim ve de manidar;

“Ben Akademik odalardan ya da kent yöneticilerinden denetimsiz, bacası olmayan, atığını doğaya bırakan tesislerle mücadele etmelerini beklerim. Bu kötü fotoğraf ortadayken yeni OSB’lerin açılmasına ya da mevcut OSB’lerin genişlemesine karşı çıkmak bir çelişkidir. Bu yüzden sanayi parselleri rant parselleri haline geldi. Metrekaresi 600-700 dolara satılan parseller var. Bir yatırımcının 40-50 yılda amorti edemeyeceği rakamlar bunlar.”

Kuşkusuz ki Bursa’da daha fazla sanayi istemeyiz diyenlerle sanayinin dinamiklerinin ortak akılda buluşması gerektiğine işaret eden Erol Gülmez’in bu beklenti ve de tespitinin doğruluğu gayet net ortada. Sanayiye ayrılan yüz ölçümü olarak da Bursa’nın binde 8’lik payla birçok ilin gerisinde kaldığı düşünüldüğünde tarım –sanayi dengesindeki asıl sorunun yine kaçak sanayileşmeden kaynaklandığı da çok açık.   

 İşte Pınar Yeniyiğit’in 5N1K sualleriyle Bursa’nın, bu yüz ölçümü içerisindeki sınırlı paya rağmen kent ekonomisine yüzde 46 oranında katma değer sağladığına değinerek oldukça önemli bir vurgu yapan Başkan Gülmez ile gerçekleştirdiği söyleşiden yansıyanlar;   

 MESLEK LİSELERİ İTİBARSIZLAŞTIRILDI

Pınar YENİYİĞİT; Sn Başkan çalışma yaşamınızda öğretmenlikten Bursa’ya ciddi katma değer sağlayan bir organize sanayi bölgesinin yönetim kurulu başkanlığına dek uzanan örnek olacak nitelikte bir öykünüz var… Birkaç cümle ile değerlendirirseniz neler söylersiniz bu süreçle ilgili?

Erol GÜLMEZ;  Aslında Bursa’da birçok marka olmuş firmanın sahipleri ya meslek lisesi mezunu ya da teknik öğretmen kökenlidir. Bugün itibarsızlaştırılan, ötekileştirilen endüstri meslek liseleri yıllar önce bu ülkenin ekonomisi için olmazsa olmazdı. Ben kendimi hem alaylı hem de mektepli olarak görüyorum. Eğitimini aldığımız, dersini verdiğimiz, pratiğini yaptığımız mesleğimizi yapıyoruz. Bence doğrusu da bu.

NOSAB SOSYAL SORUMLULUKTA ÖNCÜ!

NOSAB 320’nin üzerinde kuruluşla ağırlıklı olarak da otomotiv ve makine sanayi firmalarının kümelendiği Bursa ekonomisine ciddi katkı sağlayan ve sosyal sorumluluk projeleriyle de bilinen ve örnek teşkil eden bir sanayi bölgesi. NOSAB’ı bu denli öne çıkaran formül  nedir?

NOSAB bugün bir marka haline geldi. Bu noktada Kurucu Başkanımız Sayın Yalçın Aras’ın büyük emekleri söz konusu. Kendisine bir kez daha teşekkürlerimizi iletiyorum. Bizler de onun çizdiği yolda çalışmalarımıza devam ediyoruz. NOSAB’da ciddi sosyal projelere imza atıyoruz. Bilinirliliğimizin artmasının sebeplerinden biri de işte sosyal sorumluluk alanında yaşama geçirdiğimiz çalışmalardır. Geçtiğimiz günlerde BUİKAD ve BORÇELİK’le erkek egemen olan mesleklerde kadın istihdamının artırılmasıyla ilgili bir protokol imzaladık. Kaynak ve vinç operatörlüğü mesleklerinde yetiştirilmesini sağlayacağız. İlk fazı tamamladığımızda 20 kadına çeşitli fabrikalarda istihdam sağlayacağız.

TOGG BÜYÜK YATIRIMDIR

Yerli otomobilimiz TOGG’u nasıl buldunuz Sn. Başkan?

TOGG zamanlama olarak tarihimizin en büyük yatırımıdır. Artık fosil yakıtlı araçların son dönemine yaklaşıyoruz. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde dizel araçlara kısıtlamalar gelmeye başladı. Benzinli araçlar da bu kapsama alındı. Dünyada elektrikli ve hibrit araçlara doğru bir dönüşüm söz konusu. Eğer biz 10 yıl önce kendi yerli markamızla bir araç üretmeye kalksaydık bu yanlış bir yatırım olabilirdi. Çünkü pazar kapılmıştı. Ama artık dünyada bir dönüşüm var. Şöyle bir örnek verebiliriz. 20 yıl önce otomobil sektöründe TESLA diye bir marka yoktu. Ancak bugün geleceğin en büyük üreticileri arasında olacağı çok açık. Geleneksel markalar da bu yarışta geç kalmamak için bu teknolojiye ciddi kaynaklar ayırıyor. Zaman zaman yerinin tartışıldığını görüyoruz. Bence bu konuda bir sorun yoktur. Bursa, TOGG için gerek altyapısıyla gerekse de lojistik avantajlarıyla en doğru noktadır.

TOGG’la ilgili milli mi değil mi tartışmaları da çokça gündeme geldi. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?

Otomotiv sektöründe faaliyet gösteren arkadaşlarımız bilirler. Otomobilde yüzde yüz yerli diye bir gerçek yoktur. Yüzde yüz yerli diyebileceğimiz markalar kapalı ekonomilerde var. Ancak onlar da hiçbir zaman dünya markası olamadı. Seri üretime geçemedi. Sadece kendi ülkelerinin ihtiyaçları için kurulmuş modellerdir. TOGG’da veya bir başka araçta yüzde yüz yerlilik diye bir şey yoktur. Artık otomotiv sektörü küreselleşmiştir. Hangi parçayı hangi ülke en uygun ekonomik şartlarda üretebiliyorsa oradan temin edilir. Çünkü ürettiğiniz bir ürünü dünya pazarında satışa sunuyorsunuz. Bir rekabet söz konusu. O yüzden en doğru rakamla üretmeniz gerekiyor. Her parçayı kendiniz üretmeye kalkarsanız teknik olarak en doğru rakama ulaşamazsınız. Bu tartışmalar gereksizdir. Markanın milli olması önemlidir ve TOGG milli bir markadır.

NOSAB otomotiv sektörü için çok önemli bir OSB. TOGG’un NOSAB’a yansımasından beklentiniz nedir?

Yerli otomobilin NOSAB’a, Bursa’ya ve de tabii ki ülkemiz ekonomisine yansıması kesinlikle olumlu olacaktır. Şu an NOSAB, TOGG’un en büyük tedarikçilerindendir. Buradaki firmalarımızın kapasitesi ve cirosu TOGG vesilesi ile artacaktır. Daha az araç ithal edileceği için cari açığı da düşürecektir.

2023 DAHA ZOR BİR YIL OLACAK

2022 yılını tamamlamak üzereyiz. Pandeminin hemen ardından gelen Rusya-Ukrayna savaşı çerçevesinde bir iş insanı olarak 2022’yi değerlendirirseniz hangi tespitlerde bulunursunuz?

2022’de bütün firmalar mevcudu koruma hedefiyle çalıştı. Yılı sonlandırdığımızda da birçok firmanın kar edemediğini göreceğiz. Emtia fiyatları başlangıçta çok hızlı yükseldi. Firmalar daha önce yaptıkları satış sözleşmelerinden kaynaklı zararlar ettiler. Bu yükselişten dolayı daha fazla mağdur olmamak için daha fazla hammadde satın alan firmalar envanter zararlarına uğradılar. Zaten ekonomilerde iş dünyasının aradığı istikrardır. Dövizin, emtia fiyatlarının ve ekonomideki girdilerin zikzak çizdiği dönemlerde firmalar kar edemezler. Yol kazaları hep böyle dönemlerde başımıza gelir. O nedenle 2022 çok zor bir yıl. Ama 2023 bizi daha da endişelendiriyor. Rusya-Ukrayna savaşı enerji krizine sebep oldu. Avrupa’da enerji endişesi var. Bu sorun kısa vadede çözülecek bir sorun değil. Avrupa Rusya’nın enerji bağımlılığından kendini kurtarmak için başka senaryolara yönelecektir. Enerji tedariğini Rusya’dan çıkarmak isteyecektir.

ENFLASYONİST ORTAM SUİSTİMAL EDİLİYOR

Türkiye’de yüksek enflasyon hem çalışanları hem de patronları zor duruma sokuyor ve hal böyle olunca da fırsatçılık önü alınamaz bir boyutta artıyor. Nasıl görüyorsunuz mevcut konjonktürden yansıyan tabloyu?

Türkiye’de ne yazık ki bu konu çok suiistimal ediliyor. Gayrimenkulden örnek vereceğim. Altı ay önce 3,5 milyon TL’ye satılan bir konutu ele alalım. Aynı konuta şu an 7,5 milyon isteniyor. Konuttaki en büyük girdi demir ve çimentodur. Fiyatların bu kadar yükselmesinde de başrolü bu iki girdi belirler. Altı ay önceye göre aslında maliyetlerde yüzde 40-45’lik bir düşüş var. Yani inşaat sektöründe fiyatlarda yükseliş değil düşüş olması gerekiyor. Fiyatların gerilemesi doğru olan. Ancak yüzde yüzü geçen artışlar görüyoruz. Tabi bu konudaki suistimali gösteriyor verdiğim örnek.

SANAYİ PARSELLERİ RANT PARSELLERİNE DÖNÜŞTÜ

Son dönemde akademik oda temsilcilerinin açıklamalarında dikkat çeken Bursa’nın yüz ölçümü olarak sanayiye doyduğu ve tarıma yönlenmesi gerektiği yönündeki telkinlerini yorumlarsanız neler söylersiniz?

Tabi bu tartışmalı bir konu. Öncelikle bir kentin sanayisi için “yeter” demek kimsenin haddine değildir. Bunları konjonktür belirliyor. Biz direkt ‘İstemezük’ diye bakarsak yanlış olur.  Aslında objektif bakmak gerekiyor. ‘Bursa, sanayiye doydu’ diyenler ile sanayicileri ortak akılda buluşturmakta fayda var diye düşünüyorum. Şu an sanayi yetti diyenler araba, tekstil ürünü vs. kullanmaya devam ediyor ve edecek. İnsanlar giyindiği, evlerine alışveriş yaptığı, araçlarla seyahat ettiği sürece sanayi hayatımızda olacaktır. Akademik odaların ve kent yöneticilerinin görevi, şehirlerin hangi konuda gelişeceğini öngörüp ona göre planlamalar yapmaktır. Bursa’daki temel sorun ise plansızlık. Şu an kentimizde sanayinin yüzde 40’tan fazlası OSB’lerin dışında. Ben Akademik odalardan ya da kent yöneticilerinden denetimsiz, bacası olmayan, atığını doğaya bırakan tesislerle mücadele etmelerini beklerim. Bu kötü fotoğraf ortadayken yeni OSB’lerin açılmasına ya da mevcut OSB’lerin genişlemesine karşı çıkmak bir çelişkidir. NOSAB olarak biz de genişlemek istedik, fakat izin alamadık. Sanayi alanları genişlemezse, sanayi parselleri rant parselleri haline gelir. Metrekaresi 600-700 dolara satılan parseller var. Bir yatırımcının 40-50 yılda amorti edemeyeceği rakamlar bunlar.

SANAYİYE YENİ PARSELLER ÜRETİLMELİ

Peki, sorunu ortadan kaldırmak için hangi adımlar atılmalı? Kaçak sanayinin önüne geçmek mümkün mü?

Maalesef OSB’lerde yer yok.  Nilüfer sınırları içerisinde Alaaddin Bey Mahallesi örneği var. NOSAB’tan fazla fabrika var burada.  Bursa’da sanayi hep büyüyecek. TOGG’la beraber daha da büyüyecek. Buradan uyarıyorum sanayiye yeni parseller üretilmeli, yoksa kaçak yapıların önüne geçemeyiz.