SON DAKİKA
Hava Durumu

Bursa'da gençlerde madde bağımlılığı neden artıyor?

Gençlerde uyuşturucu kullanımı neden artıyor? Bağımlılık nasıl başlıyor, nasıl ilerliyor? NEV Esentepe Hastanesi Klinik Psikoloğu Helin Ezgi Deniz, gençleri maddeye sürükleyen psikolojik süreçleri ve ailelerin bu tablodaki kritik rolünü Bursa'da Bugün'e anlattı.

Haber Giriş Tarihi: 29.01.2026 11:23
Haber Güncellenme Tarihi: 29.01.2026 11:24
Kaynak: Bursada Bugün
Bursa'da gençlerde madde bağımlılığı neden artıyor?

BUSE ATEŞ / BURSADA BUGÜN

Gençlerde uyuşturucu bağımlılığı denildiğinde çoğu kişinin aklına ilk olarak "yanlış arkadaş çevresi" geliyor. Ancak uzmanlara göre bu tablo, sanılandan çok daha derin ve çok boyutlu. NEV Esentepe Hastanesi'nden Klinik Psikolog Helin Ezgi Deniz, gençlerde bağımlılığın sadece çevresel değil, güçlü bir psikolojik zemini olduğunu vurguladı.

Deniz, "Uyuşturucu çoğu zaman merakla başlar, rahatlama hissiyle devam eder ve baş edememe noktasında kalıcı hale gelir. Gençler sadece maddeye değil, maddeyle birlikte gelen duyguya bağımlı olur" dedi.

ERGENLİK DÖNEMİ RİSKLERİ ARTIRIYOR

Gençlerin madde kullanımına yönelmesinde ergenlik döneminin biyolojik ve psikolojik özellikleri önemli bir rol oynuyor. Klinik Psikolog Deniz, beynin ödül merkezinin bu dönemde mantık ve muhakemeden sorumlu alanlara göre daha hızlı geliştiğine dikkat çekerek, gençlerin haz ve yenilik arayışına daha açık olduğunu belirtti.
"Kimlik arayışı, ait olma ihtiyacı, beğenilme arzusu ve 'farklı olma' isteği risk alma davranışlarını artırıyor. 'Bir kereden bir şey olmaz' ya da 'herkes deniyor' gibi düşüncelerle ilk temas çoğu zaman masumlaştırılıyor" diyen Deniz, arkadaş grubunda dışlanmama kaygısının da önemli bir etken olduğunun altını çizdi.

MADDE, DUYGULARLA BAŞA ÇIKMA ARACINA DÖNÜŞÜYOR

Bağımlılık sürecinin sadece dış baskılarla değil, gençlerin iç dünyasında yaşadığı duygularla da şekillendiğini ifade eden Deniz, kaygı, depresyon, değersizlik hissi, aile içi çatışmalar ve zorbalık gibi faktörlerin madde kullanımını tetikleyebildiğini söyledi.
"Madde, kısa süreli bir unutma ve uyuşma hali sunuyor. Genç beyin çok hızlı öğreniyor: 'Bunu alınca kendimi daha iyi hissediyorum.' Asıl bağımlılık da burada başlıyor" ifadelerini kullanan Deniz, zamanla maddenin eğlence aracı olmaktan çıkıp duygusal sıkıntılarla baş etmenin tek yolu haline geldiğini belirtti.

AİDİYET ARAYIŞI VE GİZLİ DÜNYA ETKİSİ

Uyuşturucu kullanımının bazı gençler için bir aidiyet duygusu sunduğunu da vurgulayan Deniz, özellikle kendini evde ya da okulda anlaşılmamış hisseden gençlerin, madde kullanan gruplar içinde kabul gördüğünü söyleyerek, "Bu gruplar gençlere bir kimlik, bir 'biz' duygusu sunuyor. Gizlilik, ortak dil ve dış dünyadan farklı olma hissi, kırılgan benlik yapısı için güçlü bir çekim alanı oluşturuyor" ifadelerini kullandı.
Bağımlılıkta ailenin rolünün sıkça yanlış anlaşıldığını belirten Deniz, ailelerin ya kendini tamamen suçladığını ya da sorumluluğu tamamen dış faktörlere yüklediğini ifade etti.
"Sürekli eleştiren, duygusal olarak mesafeli ya da aşırı kontrolcü aile yapıları kadar, sınır koyamayan ve denetimi tamamen bırakan ailelerde de risk artıyor" diyen Deniz, aile ortamının gencin maddeye yönelmesinde belirleyici bir zemin oluşturduğunu söylüyor.
Öte yandan ailelerin, iyileşme sürecinin de en önemli parçası olduğunu vurgulayan Deniz, "Bağımlılıkla mücadele sadece gencin değil, ailenin de değişimini gerektiriyor" ifadelerini kullandı.

ERKEN BELİRTİLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ

Ailelere erken farkındalık çağrısı yapan Deniz, davranış değişiklikleri, uyku düzeninin bozulması, para konusundaki tutarsızlıklar, aşırı içe kapanma ya da saldırganlık gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini belirtti.
Ancak ilk tepkinin suçlama olmaması gerektiğinin altını çizen Deniz, "Utanç ve öfke, genci daha da içine kapatır. En etkili yaklaşım, net sınırlar koyarken 'Bu süreçte yalnız değilsin' mesajını verebilmektir" dedi.

"BU BİR AHLAK MESELESİ DEĞİL"

Gençlerde uyuşturucu bağımlılığının sadece yanlış bir tercih ya da ahlaki zayıflık olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Klinik Psikolog Helin Ezgi Deniz, "Bu, biyolojik yatkınlıkların, psikolojik kırılganlıkların, aile dinamiklerinin ve toplumsal koşulların birleştiği karmaşık bir süreç. Genci 'kötü çocuk' olarak değil, baş etme yolları tıkanmış bir birey olarak görmek, çözümün ilk adımıdır" şeklinde konuştu.

Kaynak: Bursada Bugün

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.