İran'ın gücü yetecek mi? ABD'nin askeri baskı doktrini
İran'ın gücü yetecek mi? ABD'nin askeri baskı doktrini
ABD ve İsrail’in başlattığı hava saldırıları, İran’ı askeri kapasitesi ve savunma derinliği üzerinden uzun soluklu bir dayanıklılık sınavına zorluyor. Körfez’de kurulan yoğun ABD askeri mimarisi, baskının kısa süreli değil zamana yayılan bir stratejiye dayandığını gösteriyor. Denklemdeki temel soru ise Tahran’ın savunma altyapısı ve bölgesel nüfuz ağının bu yıpratma sürecine ne kadar direnebileceği.
Haber Giriş Tarihi: 01.03.2026 23:38
Haber Güncellenme Tarihi: 01.03.2026 23:45
Kaynak:
Haber Global
ABD ve İsrail’in başlattığı hava saldırıları, İran’ı askeri kapasitesi ve savunma derinliği üzerinden uzun soluklu bir dayanıklılık sınavına zorluyor. Körfez’de kurulan yoğun ABD askeri mimarisi, baskının kısa süreli değil zamana yayılan bir stratejiye dayandığını gösteriyor. Denklemdeki temel soru ise Tahran’ın savunma altyapısı ve bölgesel nüfuz ağının bu yıpratma sürecine ne kadar direnebileceği.
ABD ve İsrail’in “Kükreyen Aslan” adı verilen operasyon kapsamında İran’a başlattıkları saldırı, tüm bölgeyi sarsabilecek yeni bir sürecin kapısını araladı. ABD ve İsrail’in “Kükreyen Aslan” adı verilen operasyon kapsamında İran’a başlattıkları saldırı, tüm bölgeyi sarsabilecek yeni bir sürecin kapısını araladı. Savaşın ana sıklet merkezini bir yanda Tahran’ın vereceği askeri ve siyasi karşılık, diğer yanda Hürmüz Boğazı denklemi oluşturuyor. Günlük ortalama 20,3 milyon varil petrol ve petrol ürününün taşındığı Hürmüz Boğazı, küresel deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 30’una, LNG ticaretinin ise yüzde 20’sine ev sahipliği yapıyor. Hürmüz’den geçen LNG’nin yaklaşık yüzde 80’i Asya pazarına ulaşırken, güvenlik krizinin en büyük ekonomik etkisinin Çin ve Hindistan üzerinde hissedileceği belirtiliyor.
İran’a yönelik operasyon, yalnızca askeri değil aynı zamanda jeo-ekonomik bir baskı unsuru niteliği taşıyor.
DEVASA YIĞINAK
ABD’nin bölgedeki askeri yığınağı da bu nedenle sadece caydırıcılık olarak değil, savaşın zamana yayılabileceği ve farklı cephelere genişleyebileceği bir hazırlık olarak yorumlanıyor. Arap Denizi’nde konuşlanan USS Abraham Lincoln görev grubuna eşlik eden destroyer ve kruvazörler, yüzlerce Tomahawk seyir füzesi taşıma kapasitesine sahip. Buna paralel şekilde USS Gerald R. Ford görev grubu da operasyon sahasında aktif olarak kullanılıyor. Her iki uçak gemisinin toplamda yaklaşık 140 ila 160 savaş uçağı taşıdığı tahmin ediliyor. ABD'nin deniz unsurlarına ek olarak bir adet Ohio sınıfı denizaltı da bölgede bulunuyor.
KÖRFEZDEKİ ÜSLER
Deniz gücünün yanında hava unsurlarındaki yoğunluk da dikkat çekici. Shadan yansıyan bilgilere göre Ürdün’deki Muwaffaq Salti Hava Üssü’ne konuşlandırılan 30 adet F-35A savaş uçağına ilave olarak 24 F-15E Strike Eagle uçağı de bölgede bombardımanlara katılıyor. Yapılan değerlendirmelerde elektronik harp kapasitesini artırmak için EA-18G Growler uçaklarının devreye alındığının altı çiziliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki üslerde ise 200 ila 250 arasında Amerikan savaş uçağı bulunduğu tahmin ediliyor.
AYLARCA SÜREBİLİR
Operasyonun sürdürülebilirliği açısından tanker ve lojistik akış ayrı bir önem taşıyor. 20’den fazla KC-135 ve KC-46 yakıt ikmal uçağının aktif olarak sahada bulunması, hava operasyonlarının kesintisiz biçimde sürdürülebilmesi için kritik bir altyapı şeklinde değerlendiriliyor. Analizlerde bu lojistik düzeneğin, yalnızca tek seferlik saldırıya değil, aylar sürebilecek bir askeri baskı modelinin kurgulandığına işaret ettiği vurgulanıyor. ABD yığınağında dikkat çeken bir diğer unsur ise hava savunma mimarisinin güçlendirilmesi. Körfez hattında Patriot bataryalarının artırıldığı, en az bir ek THAAD sisteminin konuşlandırıldığı da gelen bilgiler arasında. Bununla birlikte AWACS erken uyarı uçakları, RC-135 sinyal istihbarat platformları ve WC-135R “nükleer iz” tespit uçağı gibi özel görevli hava unsurlarının da bölgede aktif olduğu ifade ediliyor.
ABD ve İsrail Tahran'a yoğun hava saldırıları düzenliyor.
"TEK ŞANS ONURLU BARIŞ"
Küresel çatışma riski taşıyan saldırının kodlarını haberglobal.com.tr'ye anlatan STRASAM Direktörü Emekli Hava Tuğgeneral Hüseyin Fazla ise şu açıklamalarda bulundu: "İran’ın uzun vadede bu sürece dayanacak gücü olmayacaktır. Aslında İran hava saldırılarına cevap vermeseydi daha iyi olabilirdi. Çünkü İran’ın verdiği karşılık, savaşı kızıştırma ve daha büyük bir bombardımanın önünü açma riskini barındırıyor. Bu tablo, İsrail’in çıkarlarına hizmet eden ve Tel Aviv’in arzuladığı geniş çaplı bir çatışma senaryosuna kapı aralar. Eğer Pezeşkiyan’ın daha rasyonel ve temkinli çizgisi esas alınırsa, süreç kontrollü ilerleyebilir ve onurlu bir barışa imza atılması mümkün olabilir."
"SINIRSIZ STOKLARI YOK"
"Washington’un asıl hedefi Devrim Muhafızları içinde klikler ve iç ayrışmalar yaratmak olabilir. İran’ın elinde 5 bin balistik füze olduğu söyleniyor; ancak burada asıl belirleyici olan sayıdan ziyade bu füzelerin etkinliği ve sürdürülebilir kapasitesi. Rusya ve Çin’den de beklenen ölçüde güçlü bir destek gelmiş değil. Öte yandan ABD’nin elindeki önleyici füze stoklarında da sınırlılık olduğu, İsrail’in savunma ve taarruz kapasitesinin de mutlak anlamda sınırsız olmadığı görülüyor. Dolayısıyla İran’ın kolayca diz çökecek bir pozisyonda olduğu söylenemez. Ancak karadan bir askeri müdahale olmadığı sürece, savaşın yalnızca hava saldırıları üzerinden ne kadar sürdürülebileceği ve bunun stratejik sonucu nereye kadar götürebileceği de ayrı bir soru işareti."
"HÜRMÜZ'Ü KAPATAZMALAR"
"Hürmüz Boğazı’nı kapatma seçeneği ise teoride güçlü bir koz gibi görünse de pratikte son derece zor bir hamle. Böyle bir adım yalnızca ABD’yi değil, küresel enerji piyasalarını ve İran’ın sınırlı kalan ticari damarlarını da doğrudan etkiler. Ayrıca boğazı kapatmak, sürdürülebilir askeri kontrol gerektirir. İran’ın bunu uzun süreli ve tam kontrolle yapabilmesi oldukça güç görünüyor. Mayınlama kapasitesi Tahran’ın asimetrik deniz harp doktrininin önemli bir parçası ancak etkili bir mayınlama operasyonu için hem yüksek hazırlık hem de sürpriz unsuru gerekir. ABD donanması bu ihtimali uzun süredir çalışıyor ve mayın temizleme ile deniz güvenliği konusunda ciddi tedbirler almış durumda."
Hüseyin Fazla: "İran’ın klasik anlamda bir hava harekatı kapasitesi yok."
"İÇ KARGAŞA OLUR MU?"
Umur Tugay Yücel (Siyaset Bilimci-Stratejist)
"İlk ve en hızlı etki İran’ın iç siyasetinde görülecek. Dış saldırı, kısa vadede rejimin etrafında bir kenetlenme yaratabilir ve 'dış tehdit' söylemini güçlendirebilir. Ancak askeri baskının uzaması, ekonomik altyapının zarar görmesi ve güvenlik kaygılarının artması orta vadede toplumsal huzursuzluğu daha da derinleştirir."
EKONOMİK KRİZ RİSKİ
"İran’ın hava savunma ve füze altyapısına yönelik baskı, Tahran’ı doğrudan konvansiyonel karşılıktan çok asimetrik yöntemlere yöneltecektir. Bu da Irak, Suriye ve Lübnan hattında vekil aktörler üzerinden tansiyonun yükselmesi anlamına gelir. Hürmüz Boğazı çevresinde artan askeri hareketlilik, petrol ve doğal gaz fiyatlarında sert dalgalanmalara yol açabilir. Müdahalenin sınırlı kalıp kalmayacağı, bölgesel aktörlerin nasıl pozisyon alacağı ve İran’ın misilleme kapasitesini hangi ölçekte devreye sokacağı önümüzdeki sürecin belirleyici unsuru olacak."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İran'ın gücü yetecek mi? ABD'nin askeri baskı doktrini
ABD ve İsrail’in başlattığı hava saldırıları, İran’ı askeri kapasitesi ve savunma derinliği üzerinden uzun soluklu bir dayanıklılık sınavına zorluyor. Körfez’de kurulan yoğun ABD askeri mimarisi, baskının kısa süreli değil zamana yayılan bir stratejiye dayandığını gösteriyor. Denklemdeki temel soru ise Tahran’ın savunma altyapısı ve bölgesel nüfuz ağının bu yıpratma sürecine ne kadar direnebileceği.
ABD ve İsrail’in başlattığı hava saldırıları, İran’ı askeri kapasitesi ve savunma derinliği üzerinden uzun soluklu bir dayanıklılık sınavına zorluyor. Körfez’de kurulan yoğun ABD askeri mimarisi, baskının kısa süreli değil zamana yayılan bir stratejiye dayandığını gösteriyor. Denklemdeki temel soru ise Tahran’ın savunma altyapısı ve bölgesel nüfuz ağının bu yıpratma sürecine ne kadar direnebileceği.
ABD ve İsrail’in “Kükreyen Aslan” adı verilen operasyon kapsamında İran’a başlattıkları saldırı, tüm bölgeyi sarsabilecek yeni bir sürecin kapısını araladı. ABD ve İsrail’in “Kükreyen Aslan” adı verilen operasyon kapsamında İran’a başlattıkları saldırı, tüm bölgeyi sarsabilecek yeni bir sürecin kapısını araladı. Savaşın ana sıklet merkezini bir yanda Tahran’ın vereceği askeri ve siyasi karşılık, diğer yanda Hürmüz Boğazı denklemi oluşturuyor. Günlük ortalama 20,3 milyon varil petrol ve petrol ürününün taşındığı Hürmüz Boğazı, küresel deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 30’una, LNG ticaretinin ise yüzde 20’sine ev sahipliği yapıyor. Hürmüz’den geçen LNG’nin yaklaşık yüzde 80’i Asya pazarına ulaşırken, güvenlik krizinin en büyük ekonomik etkisinin Çin ve Hindistan üzerinde hissedileceği belirtiliyor.
İran’a yönelik operasyon, yalnızca askeri değil aynı zamanda jeo-ekonomik bir baskı unsuru niteliği taşıyor.
DEVASA YIĞINAK
ABD’nin bölgedeki askeri yığınağı da bu nedenle sadece caydırıcılık olarak değil, savaşın zamana yayılabileceği ve farklı cephelere genişleyebileceği bir hazırlık olarak yorumlanıyor. Arap Denizi’nde konuşlanan USS Abraham Lincoln görev grubuna eşlik eden destroyer ve kruvazörler, yüzlerce Tomahawk seyir füzesi taşıma kapasitesine sahip. Buna paralel şekilde USS Gerald R. Ford görev grubu da operasyon sahasında aktif olarak kullanılıyor. Her iki uçak gemisinin toplamda yaklaşık 140 ila 160 savaş uçağı taşıdığı tahmin ediliyor. ABD'nin deniz unsurlarına ek olarak bir adet Ohio sınıfı denizaltı da bölgede bulunuyor.
KÖRFEZDEKİ ÜSLER
Deniz gücünün yanında hava unsurlarındaki yoğunluk da dikkat çekici. Shadan yansıyan bilgilere göre Ürdün’deki Muwaffaq Salti Hava Üssü’ne konuşlandırılan 30 adet F-35A savaş uçağına ilave olarak 24 F-15E Strike Eagle uçağı de bölgede bombardımanlara katılıyor. Yapılan değerlendirmelerde elektronik harp kapasitesini artırmak için EA-18G Growler uçaklarının devreye alındığının altı çiziliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki üslerde ise 200 ila 250 arasında Amerikan savaş uçağı bulunduğu tahmin ediliyor.
AYLARCA SÜREBİLİR
Operasyonun sürdürülebilirliği açısından tanker ve lojistik akış ayrı bir önem taşıyor. 20’den fazla KC-135 ve KC-46 yakıt ikmal uçağının aktif olarak sahada bulunması, hava operasyonlarının kesintisiz biçimde sürdürülebilmesi için kritik bir altyapı şeklinde değerlendiriliyor. Analizlerde bu lojistik düzeneğin, yalnızca tek seferlik saldırıya değil, aylar sürebilecek bir askeri baskı modelinin kurgulandığına işaret ettiği vurgulanıyor. ABD yığınağında dikkat çeken bir diğer unsur ise hava savunma mimarisinin güçlendirilmesi. Körfez hattında Patriot bataryalarının artırıldığı, en az bir ek THAAD sisteminin konuşlandırıldığı da gelen bilgiler arasında. Bununla birlikte AWACS erken uyarı uçakları, RC-135 sinyal istihbarat platformları ve WC-135R “nükleer iz” tespit uçağı gibi özel görevli hava unsurlarının da bölgede aktif olduğu ifade ediliyor.
ABD ve İsrail Tahran'a yoğun hava saldırıları düzenliyor.
"TEK ŞANS ONURLU BARIŞ"
Küresel çatışma riski taşıyan saldırının kodlarını haberglobal.com.tr'ye anlatan STRASAM Direktörü Emekli Hava Tuğgeneral Hüseyin Fazla ise şu açıklamalarda bulundu: "İran’ın uzun vadede bu sürece dayanacak gücü olmayacaktır. Aslında İran hava saldırılarına cevap vermeseydi daha iyi olabilirdi. Çünkü İran’ın verdiği karşılık, savaşı kızıştırma ve daha büyük bir bombardımanın önünü açma riskini barındırıyor. Bu tablo, İsrail’in çıkarlarına hizmet eden ve Tel Aviv’in arzuladığı geniş çaplı bir çatışma senaryosuna kapı aralar. Eğer Pezeşkiyan’ın daha rasyonel ve temkinli çizgisi esas alınırsa, süreç kontrollü ilerleyebilir ve onurlu bir barışa imza atılması mümkün olabilir."
"SINIRSIZ STOKLARI YOK"
"Washington’un asıl hedefi Devrim Muhafızları içinde klikler ve iç ayrışmalar yaratmak olabilir. İran’ın elinde 5 bin balistik füze olduğu söyleniyor; ancak burada asıl belirleyici olan sayıdan ziyade bu füzelerin etkinliği ve sürdürülebilir kapasitesi. Rusya ve Çin’den de beklenen ölçüde güçlü bir destek gelmiş değil. Öte yandan ABD’nin elindeki önleyici füze stoklarında da sınırlılık olduğu, İsrail’in savunma ve taarruz kapasitesinin de mutlak anlamda sınırsız olmadığı görülüyor. Dolayısıyla İran’ın kolayca diz çökecek bir pozisyonda olduğu söylenemez. Ancak karadan bir askeri müdahale olmadığı sürece, savaşın yalnızca hava saldırıları üzerinden ne kadar sürdürülebileceği ve bunun stratejik sonucu nereye kadar götürebileceği de ayrı bir soru işareti."
"HÜRMÜZ'Ü KAPATAZMALAR"
"Hürmüz Boğazı’nı kapatma seçeneği ise teoride güçlü bir koz gibi görünse de pratikte son derece zor bir hamle. Böyle bir adım yalnızca ABD’yi değil, küresel enerji piyasalarını ve İran’ın sınırlı kalan ticari damarlarını da doğrudan etkiler. Ayrıca boğazı kapatmak, sürdürülebilir askeri kontrol gerektirir. İran’ın bunu uzun süreli ve tam kontrolle yapabilmesi oldukça güç görünüyor. Mayınlama kapasitesi Tahran’ın asimetrik deniz harp doktrininin önemli bir parçası ancak etkili bir mayınlama operasyonu için hem yüksek hazırlık hem de sürpriz unsuru gerekir. ABD donanması bu ihtimali uzun süredir çalışıyor ve mayın temizleme ile deniz güvenliği konusunda ciddi tedbirler almış durumda."
Hüseyin Fazla: "İran’ın klasik anlamda bir hava harekatı kapasitesi yok."
"İÇ KARGAŞA OLUR MU?"
Umur Tugay Yücel (Siyaset Bilimci-Stratejist)
"İlk ve en hızlı etki İran’ın iç siyasetinde görülecek. Dış saldırı, kısa vadede rejimin etrafında bir kenetlenme yaratabilir ve 'dış tehdit' söylemini güçlendirebilir. Ancak askeri baskının uzaması, ekonomik altyapının zarar görmesi ve güvenlik kaygılarının artması orta vadede toplumsal huzursuzluğu daha da derinleştirir."
EKONOMİK KRİZ RİSKİ
"İran’ın hava savunma ve füze altyapısına yönelik baskı, Tahran’ı doğrudan konvansiyonel karşılıktan çok asimetrik yöntemlere yöneltecektir. Bu da Irak, Suriye ve Lübnan hattında vekil aktörler üzerinden tansiyonun yükselmesi anlamına gelir. Hürmüz Boğazı çevresinde artan askeri hareketlilik, petrol ve doğal gaz fiyatlarında sert dalgalanmalara yol açabilir. Müdahalenin sınırlı kalıp kalmayacağı, bölgesel aktörlerin nasıl pozisyon alacağı ve İran’ın misilleme kapasitesini hangi ölçekte devreye sokacağı önümüzdeki sürecin belirleyici unsuru olacak."
Kaynak: Haber Global
New York Times yazdı: Hamaney nasıl öldürüldü
Gram altın 8.100 TL’yi gördü: 10 bin TL kapıda mı? İslam Memiş’ten kritik uyarı
‘Gerçek Pelin’i bu yaşta buldum’
İran'ın gücü yetecek mi? ABD'nin askeri baskı doktrini
Trump: İran'a saldırılar 4 hafta sürebilir
Irak'ta ABD Büyükelçiliği'ne yürüyen protestoculara ateş açıldı
İlker Yağcıoğlu'ndan Fenerbahçe'nin beraberliğinden sonra çarpıcı şampiyonluk tahmini
Bursaspor sevdası sahaya indi! Taraftarlardan ihtiyaç sahiplerine erzak desteği...
Trump: İran donanmasına ait 9 gemi batırıldı ve imha edildi
Batman'da sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri iftarda buluştu
Fenerbahçe, 3. kez 2-0 geriye düştüğü maçta puan aldı
Kante'nin büyük isyanı: Her şeyi yaptık ama olmadı
Kerem Aktürkoğlu ve Mert Müldür kulübede çok sinirlendi
İran, İsrail'i bir kez daha vurdu
Birlik Vakfı iftarda bir araya geldi