SON DAKİKA
Hava Durumu

İsrail’in sıradaki hedefi Suriye mi?

Lübnan’ın güneyinde işgali derinleştiren İsrail, Litani hattına uzanan tampon bölge planını sahaya taşırken Suriye sınırında da hava saldırıları ve istihbarat baskısını artırdı. Doğu Akdeniz’den iç hatlara uzanan bu yeni strateji, bölgede daha büyük bir kırılmanın işareti olarak görülüyor.

Haber Giriş Tarihi: 08.04.2026 08:49
Haber Güncellenme Tarihi: 08.04.2026 08:51
Kaynak: Haber Global
İsrail’in sıradaki hedefi Suriye mi?

İsrail’in İran’la eşzamanlı biçimde Lübnan’a yönelen saldırı ve işgal hamleleri, Doğu Akdeniz’den Suriye içlerine uzanan yeni bir kriz kuşağı oluşturdu. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz’ın, Litani Nehri’ne kadar uzanacak bir tampon bölge kurulacağını, güney Lübnan’daki köylerin yıkılacağını ve sınır hattının kalıcı biçimde askeri mantıkla yeniden şekillendirileceğini açıkça ilan etmesi, Türkiye açısından da kritik risk başlıklarını öne çıkarıyor. Analistlere göre Lübnan’a yönelik saldırı ve işgal girişimi, İsrail’in güvenlik derinliği üretme doktrinini sahada kalıcı hale getirme arayışının en somut işareti olarak öne çıkıyor. Bu durum ise Türkiye açısından yalnızca Lübnan’ın güneyinde yaşanan bir askeri hareketlilik değil, aynı zamanda Suriye’nin toprak bütünlüğü, yeni göç dalgaları, sınır güvenliği, vekil unsurların hareket alanı ve bölgesel güç dengesi bakımından doğrudan sonuç doğurabilecek çok katmanlı bir tabloya işaret ediyor.

HEDEF ENERJİ KORİDORU

Lübnan sahasındaki analistlere göre İsrail’in stratejik hesabı yalnızca askeri güvenlik hedefleriyle de sınırlı değil. Bu hesabın önemli ayaklarından birini de Levant havzasındaki hidrokarbon yatakları ile bu kaynakların Doğu Akdeniz üzerinden taşınacağı enerji hatları oluşturuyor. Lübnan açıkları, İsrail kıyıları ve Suriye bağlantılı deniz alanları son yıllarda enerji rekabetinin en hassas sahalarından biri haline geldiği özellikle vurgulanıyor.

KALICI KUŞAK HESABI

Öte yandan cephede ortaya çıkan son tablo da savaşın niteliğinin değiştiğine işaret ediyor. Güvenlik uzmanlarına göre Naqoura’dan Al-Bayyada’ya, Beit Lif-Srifa-Rshaf hattından Khiam ve Taybeh eksenine kadar uzanan manevraların temel amacı, belirli alanları parçalamak, ikmal damarlarını kesmek ve bazı bölgeleri yaşanamaz hale getirerek kalıcı bir tampon kuşak oluşturmak.

ÜÇ OLASI SENARYO

STRASAM Direktörü-Emekli Hava Tuğgeneral Hüseyin Fazla ise Türkiye'yi de yakından ilgilendiren son gelişmeleri yorumlarken, önemli uyarılarda bulundu "Önümüzdeki döneme bakıldığında sahada üç ayrı olasılık belirginleşiyor" diyen Dr. Fazla, şunları söyledi: "İlk olasılık, İsrail’in Lübnan’da kalıcılaşırken, Suriye’de şimdilik hava saldırıları, istihbarat operasyonları ve sınırlı özel kuvvet baskısıyla yetinmesi. İkinci olasılık, güney Suriye’de Dera-Kuneytra-Süveyda hattında yeni bir kırılma yaşanması ve İsrail’in bunu demilitarizasyon ya da koruma gerekçesiyle daha doğrudan kara baskısına çevirmesi. Bu, Türkiye açısından daha ağır sonuçlar üretir çünkü Şam güneyde sıkıştıkça kuzey dosyalarında manevra alanı daralır. Üçüncü ve en sert olasılık ise, İsrail iç siyasetindeki aşırı sağ hattın lider hedefleme ve rejimi daha fazla zayıflatma söylemini ileri taşıması, bunun da Suriye’yi yeniden çok merkezli bir iç kırılma sürecine sürüklemesidir."

YENİ CEPHE MİMARİSİ

"Bugün için en güçlü ihtimal, düşük yoğunluklu ama kalıcı baskının zamanla daha sert bir genişlemeye kapı aralaması gibi görünüyor. Bu ihtimalin en dikkat çekici yanı, Lübnan’daki tampon bölge planı ile Suriye’deki kırılgan tarafsızlık söyleminin aynı dönemde belirginleşmiş olmasıdır. Esas mesele, İsrail’in Lübnan’da kurmaya başladığı kalıcı güvenlik kuşağı modelinin bölgeyi nasıl yeniden şekillendireceğidir. Bölge kısa vadede sakinleşmeye değil, yeni bir cephe mimarisine doğru ilerliyor."

TÜRKİYE İÇİN RİSKLER

"Asıl önemli nokta, İsrail’in savaş sonrasında da kalıcı bir baskı mimarisi oluşturup oluşturamayacağı. Çünkü Tel Aviv, Lübnan’da bu modeli sahada tahkim etmeyi başarırsa, benzer güvenlik kuşağı mantığını Suriye’nin güneyine taşıyabilecek bir emsal üretmiş olacak. Siyonist rejim bunu başaramazsa da bu kez 'tehdidi kaynağında boğma' gerekçesiyle daha geniş bir cephe arayışına girer. Her iki ihtimal de Türkiye açısından risk üretir. İki senaryonun ortak noktası, Suriye-Lübnan hattında istikrarın değil kalıcı kırılganlığın derinleşmesidir."

PLANLAR SURİYE ÜZERİNDEN

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise İsrail’in Lübnan’ın güneyinden Golan çevresine, oradan da Suriye’nin güneyine doğru uzanan kesintisiz bir baskı hattı kurmayı planladığını ifade ederken, "Bu stratejisi Doğu Akdeniz’den Şam’ın güneyine kadar uzanan yeni bir güvenlik mimarisinin inşası anlamına geliyor. İsrail'in amaçlarından biri de Suriye’yi toparlanmaktan uzaklaştırıp, Türkiye’yi baskı altında tutmak" dedi.

Kaynak: Haber Global

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.