Nadir toprak elementleri artık 'yeni petrol' olmaya adım attı
Nadir toprak elementleri artık 'yeni petrol' olmaya adım attı
Petrol ve doğalgaz fiyatlarının yükselmesi, yenilenebilir enerjiye olan ilgiyi artırıyor ve nadir toprak elementlerini "yeni petrol" olarak tanımlıyor. Hürmüz Boğazı'nın kapanması ulusal güvenlik endişelerini alevlendiriyor.
Haber Giriş Tarihi: 15.04.2026 17:10
Haber Güncellenme Tarihi: 15.04.2026 17:11
Kaynak:
Bursada Bugün
Hürmüz Boğazı kaynaklı arz ve tedarik sıkıntılarının petrol ve doğalgaz fiyatlarını yükseltmesi, yenilenebilir kaynaklara yönelimi hızlandırdı.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından fiilen kapanan Hürmüz Boğazı'nın küresel enerji tedarikini sekteye uğratması ve fiyatlarda sert artışlara yol açması, elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji yatırımlarını tercih olmaktan çıkararak ulusal güvenlik meselesi haline getiriyor.
Bu gelişmeler, yenilenebilir enerji teknolojilerinde kullanılan ham maddelerin stratejik önemini artırırken arzın belirli ülkelerde yoğunlaşması nadir toprak elementlerini (NTE) enerji ve ekonomik güvenlik tartışmalarının merkezine yerleştiriyor.
ÇİN'İN HAKİMİYETİ TEDARİK RİSKLERİNİ ARTIRIYOR
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, kalıcı mıknatıs üretiminde kullanılan neodimyum, praseodimyum, disprozyum ve terbiyum gibi NTE'lere olan talebin 2030'a kadar yüzde 30'dan fazla artması bekleniyor.
2024 itibarıyla Çin, mıknatıs tipi NTE'de küresel madencilik üretiminin yaklaşık yüzde 60'ını, rafine üretimin ise yüzde 90'ından fazlasını gerçekleştiriyor. Kalıcı mıknatıs üretiminde Çin'in payı 2005'te yüzde 50 seviyesindeyken 2024'te yüzde 90'ın üzerine çıktı.
Raporda, Çin'in uyguladığı ihracat kontrollerinin tek bir ülkeye bağımlı tedarik zincirlerinin kırılganlığını ortaya koyduğu ve olası kapsamlı kısıtlamaların küresel ekonomide ciddi üretim kayıplarına yol açabileceği vurgulanıyor.
NTE YENİ DÖNEMİN KRİTİK GİRDİSİ HALİNE GELİYOR
Türkiye Kritik Mineral İnisiyatifi Kurucusu Sait Uysal, NTE'nin görece küçük bir pazar olmasına rağmen bu elementlerin kullanıldığı nihai ürünlerin trilyonlarca dolarlık bir ekonomik hacim oluşturduğunu belirtti.
Uysal, "Nadir toprak elementleri, geçmişte petrolün oynadığı role benzer şekilde yeni dönemin kritik girdisi konumuna yükselmiş durumda." dedi.
Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarındaki risklerle birlikte NTE tedarik zincirlerinin Çin'de yoğunlaşmasının küresel kırılganlıkları artırdığına işaret eden Uysal, bu durumun enerji dönüşümü sürecinde yeni bağımlılık alanları oluşturduğunu ifade etti.
TÜRKİYE, DOĞRU STRATEJİLERLE ÇİN'İN NTE TEKELİNE ALTERNATİF OLABİLİR
Uysal, Çin'in NTE hakimiyetinin ticari avantajın ötesinde jeopolitik bir kaldıraç oluşturduğunu vurgulayarak, ülkede geçen yıl devreye alınan ihracat kontrollerinin kısa vadeli aksamalara yol açmasının küresel ekonomi açısından yapısal bir kırılganlığı ortaya koyduğunu belirtti.
Bu kapsamda durumun sadece enerji güvenliği değil, "enerji dönüşümünün güvenliği" meselesi olduğuna da değinen Uysal, şunları kaydetti:
NTE yer kabuğunda sanıldığının aksine oldukça yaygın olup yalnızca Çin'de değil, Türkiye dahil dünyanın birçok bölgesinde önemli kaynaklar bulunmaktadır. Sorun, 'kaynak' eksikliğinden ziyade, bu kaynakları ekonomik olarak işletilebilir rezervlere dönüştürebilecek ve yüksek çevresel maliyet içeren ayrıştırma süreçlerini gerçekleştirebilecek teknolojik altyapının sınırlı olmasıdır. Çin'in bu alandaki hakimiyeti coğrafi bir avantajdan çok, 1980'lerden bu yana uyguladığı ve 'Made in China 2025' stratejisiyle güçlendirdiği uzun vadeli devlet politikalarının sonucudur. Dolayısıyla dünya, insan eliyle yaratılmış bu tekeli yine insan eliyle, doğru stratejiler, yüksek teknoloji yatırımları, uluslararası işbirlikleri ve akılcı politikalarla aşabilir.
Uysal, Türkiye'deki Beylikova sahasının Çin'e alternatif olma potansiyeline işaret ederek, MTA verilerine göre 1,3 milyon tonu aşan rezervin küresel tedarik zincirinde oyun değiştirici rol üstlenebileceğini belirtti.
Beylikova Nadir Toprak Elementleri Pilot Tesisi'nin yalnızca bir maden sahası değil, madencilikten mıknatıs üretimine uzanan entegre bir ekosistem kurulması halinde Türkiye için stratejik bir sıçrama tahtası olabileceğini ifade eden Uysal, bu sayede küresel tedarik zincirinde riskleri azaltan ve yön veren aktörlerden biri olmanın mümkün olduğunu dile getirdi.
"KÜRESEL HAM MADDE TEMİNİ ÇEKİŞMELERİ BAŞLADI"
Türkiye Madenciler Derneği Çevre Koordinatörü Caner Zanbak da Çin'in ham madde ve kalıcı mıknatıs üretimindeki tekele yakın hakimiyeti ile ihracat kısıtlamalarının ülkeleri yeni stratejik işbirliklerine yönelttiğini belirterek, "Çin dışındaki işbirlikleri arasında da görünür rekabetin artması muhtemel. Dünya Ticaret Örgütü'nün 'serbest küresel ticaret' ilkesinin bu alanda uygulanması kolay görünmüyor." değerlendirmesinde bulundu.
Zanbak, son yıllarda hızla artan elektrikli araçlar, rüzgar türbinleri ve elektriğe dayalı ileri teknolojilerdeki gelişmelerin, kalıcı mıknatıslara olan gereksinimde global düzeyde çok büyük artışlara neden olmasının öngörüldüğünü anımsatarak, şunları kaydetti:
2030'a kadar bu elementlere olan talebin yüzde 30'dan fazla artacağı öngörüsü, özellikle elektrikli araç ve diğer yeni teknoloji ürünlerinde ham madde temin pazarında büyük bir küresel rekabet çekişmesinin ortaya çıkacağının habercisidir. Hatta, günümüzdeki jeopolitik gelişmelere baktığımızda, 'küresel ham madde temin çekişmeleri şimdiden başlamıştır' diyebiliriz.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nadir toprak elementleri artık 'yeni petrol' olmaya adım attı
Petrol ve doğalgaz fiyatlarının yükselmesi, yenilenebilir enerjiye olan ilgiyi artırıyor ve nadir toprak elementlerini "yeni petrol" olarak tanımlıyor. Hürmüz Boğazı'nın kapanması ulusal güvenlik endişelerini alevlendiriyor.
Hürmüz Boğazı kaynaklı arz ve tedarik sıkıntılarının petrol ve doğalgaz fiyatlarını yükseltmesi, yenilenebilir kaynaklara yönelimi hızlandırdı.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından fiilen kapanan Hürmüz Boğazı'nın küresel enerji tedarikini sekteye uğratması ve fiyatlarda sert artışlara yol açması, elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji yatırımlarını tercih olmaktan çıkararak ulusal güvenlik meselesi haline getiriyor.
Bu gelişmeler, yenilenebilir enerji teknolojilerinde kullanılan ham maddelerin stratejik önemini artırırken arzın belirli ülkelerde yoğunlaşması nadir toprak elementlerini (NTE) enerji ve ekonomik güvenlik tartışmalarının merkezine yerleştiriyor.
ÇİN'İN HAKİMİYETİ TEDARİK RİSKLERİNİ ARTIRIYOR
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, kalıcı mıknatıs üretiminde kullanılan neodimyum, praseodimyum, disprozyum ve terbiyum gibi NTE'lere olan talebin 2030'a kadar yüzde 30'dan fazla artması bekleniyor.
2024 itibarıyla Çin, mıknatıs tipi NTE'de küresel madencilik üretiminin yaklaşık yüzde 60'ını, rafine üretimin ise yüzde 90'ından fazlasını gerçekleştiriyor. Kalıcı mıknatıs üretiminde Çin'in payı 2005'te yüzde 50 seviyesindeyken 2024'te yüzde 90'ın üzerine çıktı.
Raporda, Çin'in uyguladığı ihracat kontrollerinin tek bir ülkeye bağımlı tedarik zincirlerinin kırılganlığını ortaya koyduğu ve olası kapsamlı kısıtlamaların küresel ekonomide ciddi üretim kayıplarına yol açabileceği vurgulanıyor.
NTE YENİ DÖNEMİN KRİTİK GİRDİSİ HALİNE GELİYOR
Türkiye Kritik Mineral İnisiyatifi Kurucusu Sait Uysal, NTE'nin görece küçük bir pazar olmasına rağmen bu elementlerin kullanıldığı nihai ürünlerin trilyonlarca dolarlık bir ekonomik hacim oluşturduğunu belirtti.
Uysal, "Nadir toprak elementleri, geçmişte petrolün oynadığı role benzer şekilde yeni dönemin kritik girdisi konumuna yükselmiş durumda." dedi.
Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarındaki risklerle birlikte NTE tedarik zincirlerinin Çin'de yoğunlaşmasının küresel kırılganlıkları artırdığına işaret eden Uysal, bu durumun enerji dönüşümü sürecinde yeni bağımlılık alanları oluşturduğunu ifade etti.
TÜRKİYE, DOĞRU STRATEJİLERLE ÇİN'İN NTE TEKELİNE ALTERNATİF OLABİLİR
Uysal, Çin'in NTE hakimiyetinin ticari avantajın ötesinde jeopolitik bir kaldıraç oluşturduğunu vurgulayarak, ülkede geçen yıl devreye alınan ihracat kontrollerinin kısa vadeli aksamalara yol açmasının küresel ekonomi açısından yapısal bir kırılganlığı ortaya koyduğunu belirtti.
Bu kapsamda durumun sadece enerji güvenliği değil, "enerji dönüşümünün güvenliği" meselesi olduğuna da değinen Uysal, şunları kaydetti:
NTE yer kabuğunda sanıldığının aksine oldukça yaygın olup yalnızca Çin'de değil, Türkiye dahil dünyanın birçok bölgesinde önemli kaynaklar bulunmaktadır. Sorun, 'kaynak' eksikliğinden ziyade, bu kaynakları ekonomik olarak işletilebilir rezervlere dönüştürebilecek ve yüksek çevresel maliyet içeren ayrıştırma süreçlerini gerçekleştirebilecek teknolojik altyapının sınırlı olmasıdır. Çin'in bu alandaki hakimiyeti coğrafi bir avantajdan çok, 1980'lerden bu yana uyguladığı ve 'Made in China 2025' stratejisiyle güçlendirdiği uzun vadeli devlet politikalarının sonucudur. Dolayısıyla dünya, insan eliyle yaratılmış bu tekeli yine insan eliyle, doğru stratejiler, yüksek teknoloji yatırımları, uluslararası işbirlikleri ve akılcı politikalarla aşabilir.
Uysal, Türkiye'deki Beylikova sahasının Çin'e alternatif olma potansiyeline işaret ederek, MTA verilerine göre 1,3 milyon tonu aşan rezervin küresel tedarik zincirinde oyun değiştirici rol üstlenebileceğini belirtti.
Beylikova Nadir Toprak Elementleri Pilot Tesisi'nin yalnızca bir maden sahası değil, madencilikten mıknatıs üretimine uzanan entegre bir ekosistem kurulması halinde Türkiye için stratejik bir sıçrama tahtası olabileceğini ifade eden Uysal, bu sayede küresel tedarik zincirinde riskleri azaltan ve yön veren aktörlerden biri olmanın mümkün olduğunu dile getirdi.
"KÜRESEL HAM MADDE TEMİNİ ÇEKİŞMELERİ BAŞLADI"
Türkiye Madenciler Derneği Çevre Koordinatörü Caner Zanbak da Çin'in ham madde ve kalıcı mıknatıs üretimindeki tekele yakın hakimiyeti ile ihracat kısıtlamalarının ülkeleri yeni stratejik işbirliklerine yönelttiğini belirterek, "Çin dışındaki işbirlikleri arasında da görünür rekabetin artması muhtemel. Dünya Ticaret Örgütü'nün 'serbest küresel ticaret' ilkesinin bu alanda uygulanması kolay görünmüyor." değerlendirmesinde bulundu.
Zanbak, son yıllarda hızla artan elektrikli araçlar, rüzgar türbinleri ve elektriğe dayalı ileri teknolojilerdeki gelişmelerin, kalıcı mıknatıslara olan gereksinimde global düzeyde çok büyük artışlara neden olmasının öngörüldüğünü anımsatarak, şunları kaydetti:
2030'a kadar bu elementlere olan talebin yüzde 30'dan fazla artacağı öngörüsü, özellikle elektrikli araç ve diğer yeni teknoloji ürünlerinde ham madde temin pazarında büyük bir küresel rekabet çekişmesinin ortaya çıkacağının habercisidir. Hatta, günümüzdeki jeopolitik gelişmelere baktığımızda, 'küresel ham madde temin çekişmeleri şimdiden başlamıştır' diyebiliriz.
Kaynak: Bursada Bugün
Bursa'da sendikalardan ortak tavır! Öğretmenler iki gün iş bırakıyor...
Maraş'taki saldırıda hayatını kaybeden Ayla öğretmen, öğrencilerine siper olmuş
Yarın okullar tatil mi? 16 Nisan Perşembe günü Kahramanmaraş, Şanlıurfa, İstanbul, Ankara, İzmir’de okul var mı?
Kahramanmaraş'taki okul saldırısında şok eden detay! Arkadaşlarına "Sizi öldüreceğim' demiş...
Bu sefer öğrenciler arasında bıçaklı kavga!
Yusuf Tekin: Eğitim ortamlarımızın sükuneti için gereken her adım atılacaktır
TBMM Başkanı Kurtulmuş: İsrail'in BM üyeliği mutlaka askıya alınmalı
Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı'na ilişkin açıklama
Yusuf Tekin: Eğitim ortamlarımızın sükuneti için gereken her adım atılacaktır
Antalya'da okullara yapılan saldırılar protesto edildi
İtalyanların büyük çoğunluğu, Trump'ın İran savaşını ele alış biçimini olumsuz buluyor
Muş'ta nisan ortasında karla mücadele sürüyor
Yalova'da izinsiz fotoğraf çeken şahsa meydan dayağı
Evi ateşe verdi, babasına telefon açıp söndürmesini istedi!
Egemen Bağış: Ülke olarak, bölge olarak güçlü olma mecburiyetimiz var