SON DAKİKA
Hava Durumu

Büyüme tahminleri düştü, ekonomide zorlu denge

OECD ve EBRD’nin Türkiye’ye ilişkin büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etmesi, ekonomide temkinli havayı güçlendirdi. Bir yanda sıkı para politikası, rezerv baskısı ve yabancı çıkışı izlenirken, diğer yanda kamu alacaklarında 72 aya varan taksitlendirme ve vergi avantajlarıyla piyasaya nefes aldıracak adımlar devreye alındı. Hane bütçesinde ise barınma, ulaşım ve gıdanın payı yüzde 67’yi aşarak geçim maliyetindeki baskının sürdüğünü gösterdi.

Haber Giriş Tarihi: 05.06.2026 11:45
Haber Güncellenme Tarihi: 05.06.2026 11:46
Kaynak: Haber Global
Büyüme tahminleri düştü, ekonomide zorlu denge

Türk ekonomisine ilişkin büyüme beklentileri, haziran ayının ilk günlerinde iki uluslararası kurum tarafından aşağı yönlü revize edilince piyasalarda moral bozan bir tablo ortaya çıktı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Türkiye için 2026 büyüme beklentisini yüzde 3,3’ten yüzde 3,1’e indirirken, 2027 tahminini yüzde 3,8 seviyesinde korudu. OECD değerlendirmesinde, yüksek enerji ve emtia fiyatlarının, sıkı finansal koşullarla birlikte iç talep üzerinde baskı oluşturduğu, enflasyondaki düşüşün 2027’nin ilk yarısında yıllık manşet enflasyonu yüzde 20’nin altına taşıyabileceği belirtildi. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD)'de Türkiye için 2026 büyüme beklentisini şubat ayında açıkladığı yüzde 4,0 seviyesinden yüzde 3,5’e, 2027 beklentisini ise yüzde 4,5’ten yüzde 4,0’a çekti.

Hane tarafında ise enflasyon yavaşlasa bile kira, ulaşım ve gıda ağırlığı nedeniyle günlük hayatın maliyeti yüksek kalıyor. TAKSİTLENDİRME UZATILDI

Büyüme beklentilerindeki aşağı yönlü revizyonun yarattığı temkinli havanın yanında, ekonomi yönetiminin gündeminde kamu alacakları, vergi düzenlemeleri ve yurtdışı kaynak girişini teşvik etmeye dönük yeni adımlar da öne çıkıyor. Resmi Gazete’de yayımlanan torba düzenleme ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında tecil ve taksitlendirme süresi 36 aydan 72 aya çıkarıldı. Aynı düzenlemeyle teminatsız tecil sınırının 1 milyon liraya yükseltilmesi, özellikle nakit akışı bozulan işletmeler ve borç yükü artan mükellefler açısından daha uzun vadeli bir ödeme imkanı anlamına geliyor.

VERGİ AVANTAJI

TBMM sürecinde yer alan düzenlemeye göre, Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, belirli şartları taşımaları halinde yurt dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna edilecek. Düzenleme ayrıca sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumlar için kurumlar vergisi oranını yüzde 12,5 seviyesine çeken hükümler içeriyor. Kamu borçlarında 72 aya kadar taksit imkanı ve teminatsız tecil sınırının 1 milyon liraya yükseltilmesi, özellikle nakit akışı bozulan işletmeler açısından kısa vadede ödeme baskısını azaltabilecek bir adım olarak görülüyor.

ENFLASYON ZORLUYOR

Diğer yandan finans piyasalarında yabancı yatırımcı çıkışı ve Merkez Bankası rezervlerindeki düşüş aynı anda izlenirken, enflasyon tarafındaki resmi veriler ise hane bütçesi üzerinde belirgin baskıya işaret ediyor. TÜİK’in 2025 Hanehalkı Bütçe Araştırması da dikkat çeken veriler arasında. Son verilere göre Türkiye genelinde hane halkının tüketim amaçlı harcamaları içinde en yüksek payı yüzde 29,3 ile konut ve kira alırken, ikinci sırada yüzde 20,5 ile ulaştırma, üçüncü sırada yüzde 17,3 ile gıda ve alkolsüz içecekler yer aldı. Bu üç kalemin toplam harcamalar içindeki payı yüzde 67,1’e ulaştı. Başka bir ifadeyle, ortalama bir hanenin yaptığı her 100 liralık harcamanın yaklaşık 67 lirası barınma, ulaşım ve gıdaya gidiyor.

OECD ve EBRD’nin raporlarına da değinen Duran, "Enerji fiyatları, Orta Doğu’daki gerilim, turizm gelirleri, sermaye hareketleri ve finansal koşullar büyümenin yönünü belirleyen temel başlıklar arasında yer alıyor. Türkiye’nin 2026’da yüzde 3 civarında büyümesi beklenirken, bu büyümenin ne kadarının üretim, yatırım ve ihracat kaynaklı olacağı önem kazanıyor" bilgisini verdi. EKONOMİDEKİ BASKI UNSURLARI

Son tabloyu yorumlayan Kurumsal İktisat Uzmanı Gülsev Duran ise "Mevcut veriler, ekonomide aynı anda birden fazla dengenin yönetilmeye çalışıldığını gösteriyor" derken, şunları söyledi: "Bir tarafta enflasyonu düşürmek için sıkı para politikası sürerken, diğer tarafta yüksek faiz, firmaların krediye erişimini, yatırım kararlarını ve nakit akışını zorluyor. Sanayi üretiminde daralma, elektrik tüketimindeki yatay seyir ve büyüme tahminlerindeki aşağı revizyon bu sıkılaşmanın reel ekonomi üzerindeki etkisini görünür kılıyor. Döviz talebi arttığında rezervler üzerinde baskı oluşuyor. Kur kontrollü seyrettiğinde ihracatçı ve üretici için rekabet gücü tartışması gündeme geliyor. Hane tarafında ise enflasyon yavaşlasa bile kira, ulaşım ve gıda ağırlığı nedeniyle günlük hayatın maliyeti yüksek kalıyor."

Kaynak: Haber Global

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.