SON DAKİKA
Hava Durumu

Enerji krizi sonrası elektrik ve doğalgaza zam var mı? Bakan Bayraktar açıkladı

AA Editör Masası'na konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar "Savaş uzun sürerse dünya büyük sıkıntıyla karşı karşıya. Petrolde talep tarafında bir sorun görünmüyor ancak arz tarafında ciddi bir kriz var" dedi. Bakan Bayraktar Türkiye adına enerji arz güvenliğinde ve tedarikte bir sıkıntı olmadığını vurguladı. Doğalgaz ve elektriğe zam olup olmayacağı sorusuna da yanıt veren Bakan Bayraktar "Nisan ayı içinde hem doğalgazda hem elektrikte değerlendirme yapabiliriz" dedi

Haber Giriş Tarihi: 25.03.2026 23:26
Haber Güncellenme Tarihi: 25.03.2026 23:32
Kaynak: Haber Türk
Enerji krizi sonrası elektrik ve doğalgaza zam var mı? Bakan Bayraktar açıkladı

Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Bayraktar, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Bayraktar, yaşanan jeopolitik gerilim ve savaşın küresel etkileri olan çok büyük bir kriz olduğunu belirterek, "Son döneme baktığımız zaman dünya birçok krizden geçti. Pandemi yaşadık bundan 5-6 sene önce. Onun da çok önemli küresel etkileri olmuştu. Onun devamında yine bölgemizde Rusya-Ukrayna Savaşı'nın çok önemli etkileri oldu. Tedarik zincirinde kırılmalar oldu, lojistik problemler yaşandı. Dünyada enerji fiyatlarının, emtia fiyatlarının yukarı gittiği dönemler, yüksek enflasyonun olduğu dönemler küresel anlamda söz konusu oldu ama sanki bu kriz bir anlamda bunlardan daha da büyük ve eğer uzun sürerse etkileri çok daha yıkıcı olabilecek küresel anlamda. Küresel ekonomi üzerinde etkileri olabilecek bir krizle karşı karşıyayız." diye konuştu.

Savaşın kısa sürede neticelenmesini ve barışın sağlanmasını umduğunu vurgulayan Bayraktar, "Bunun orta ve uzun vadeye yani önümüzdeki birkaç aya, yıl sonuna kadar veya belki daha sonrasına kadar sürmesi bütün küresel ekonomiyi, bütün dünyayı etkileyebilecek bir boyuta dönüşebilir. Dolayısıyla bayağı ciddi bir durumla karşı karşıyayız." ifadelerini kullandı.

Bayraktar, işin merkezinde enerji ve ekonominin olduğuna dikkati çekerek, ulusal güvenliğin en önemli kısım olduğunu söyledi.

Yaşananların ekonomileri ve enerjiyi küresel çapta etkileyecek boyutu olduğunun altını çizen Bayraktar, "Şu anda enerji arz güvenliğinde ülkemiz adına bir sıkıntı gözükmüyor. Enerji altyapımız ve bugüne kadar izlediğimiz çeşitlendirme politikamız bizi şu anda güvenli limanda tutuyor. Şu anda ülkemiz açısından, vatandaşlarımız açısından bir enerji arz güvenliği sorunu yok." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Bayraktar, yaşananların enerjide dışa bağımlı ülkeleri etkileyeceğini ancak dünya genelinde yaşanan bir enerji güvenliği sorunu olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Enerji ve arz güvenliği, talep güvenliği ve iletim güvenliğiyle alakalı bir konu. Bütün bunlar bir araya gelince enerji güvenliğinden bahsedilir. Şu anda henüz talep tarafında bir kriz gözükmüyor ama ciddi bir arz kısıtı var. Petrolün veya enerjinin güzergahta geçişiyle alakalı sıkıntı yaşıyoruz. Hürmüz'den dünya petrolünün yüzde 20'si akıyor, bugün akmıyor. Dünyaya sunulan LNG'nin yüzde 20'si bugün artık buradan geçemiyor. Dolayısıyla ciddi bir arz kriziyle baş başayız. Bizim bu bölgeye bağımlılığımız en düşük seviyede. Biz buradan petrol alıyor muyuz? Suudi Arabistan ve Irak bizim iki tedarikçimiz. Toplam tedarikimizin yaklaşık yüzde 15'i gibi bir miktar bu bölgeden alınıyordu. Irak'tan aldığımız petrolün önemli bir kısmı da bu petrol boru hattıyla geliyor."

Türkiye'nin Hürmüz Boğazı'ndaki enerji akışına bağımlılığının düşük seviyede olduğunu vurgulayan Bayraktar, "Bu bölgeye bağımlılığımız petrolde yüzde 10 ile yönetebileceğimiz bir seviyede. doğalgazda ise herhangi bir doğalgaz alımımız yoktu. LNG'de bizim farklı tedarikçilerimiz var. Özellikle Batı tarafı, ABD ile son yaptığımız anlaşmalar. Şu anda Türkiye'nin arzla, tedarikle alakalı sıkıntısı yok." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin nükleer enerjiyle ilgili çalışmalarının uzun yıllardır devam ettiğine işaret eden Bayraktar, "Bütün gayretimiz, bütün çabamız Akkuyu'dan ilk elektriği bu sene üretmek üzerine. Türkiye'de nükleer konusunun başlangıcının 70. yılı. Dolayısıyla ilk reaktörden elektriği üretmek yakışır. 29 Ekim'e yetiştirebilirsek 29 Ekim'e. Yoğun bir çalışma var." diye konuştu.

Bayraktar, Türkiye'nin nükleer enerji serüvenine çok önceden birçok ülkeyle aynı anda başladığını, ancak devri "ıskaladığını" bildirdi.

Geçen yıllarda hala nükleer konusunda direnç gösteren siyasal yaklaşımlar bulunduğuna işaret eden Bayraktar, "Akkuyu'da inşaat yüzde 99'lara varmış durumda. Ana muhalefetteki bir partinin genel başkan yardımcısı diyor ki 'Akkuyu durdurulmalıdır'. Yani bir işin yüzde 99'u bitmiş. Hangi durdurmadan bahsediyorsun? Sen elektriği nasıl üreteceksin? Elektriksiz bir dünya düşünmek mümkün mü? Elektrikli dönüşüm diyoruz." ifadelerini kullandı.

"AKKUYU NGS BİRÇOK BADİRE ATLATTI"

Bayraktar, Rusya Federasyonu ile 2010'da yapılan anlaşma kapsamında başlanan Akkuyu NGS'nin çok badireler atlatarak bugünlere geldiğini anımsattı.

Nükleer projelerinin uluslararası standartlar açısından yüksek bir alan olduğunu vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:

"Akkuyu ile ilgili ilk anlaşmayı 2010'da yaptık. 24 Kasım 2015'te Rusya ile tarihimizde yaşadığımız en büyük siyasi gerilim yaşandı. Türkiye'de 15 Temmuz 2016 darbe girişimi yaşadı. Ondan sonra 2018'de Sayın Cumhurbaşkanımızla Sayın Putin bir araya geldiler ve ciddi bir irade koydular. Süreç 2016'dan sonra ivme kazandı. Ondan sonraki süreçte, 2018'de ilk inşaat lisansı buraya verildi. 2020'de pandemi ile bütün ekonomilerin etkilendiği, fiyatların arttığı bir dönem yaşandı. 2022'de Ukrayna Savaşı ise Rusya'yı çok etkiledi, bir anlamda bu projeyi çok etkiledi. 2023'te Türkiye'de yaşadığımız deprem, 6 Şubat depremleri, bütün inşaat kabiliyetlerimizi, her şeyimizi artık bu asrın inşaatında kullandık. Bunun kısmen etkileri oldu."

Bayraktar, doğrudan ve dolaylı bir sürü ambargoyla karşılaşıldığını söyledi.

Akkuyu'da görevli Almanya'daki bir tedarikçinin parasını aldığı ve parçaları ürettiği halde Türkiye'ye göndermediği bir durum yaşandığını hatırlatan Bayraktar, "Onu Ruslar Çin'den mecburen ikame etmek durumunda kaldı. Yani epey badireler atlattık ama Allah'ın izniyle inanıyorum ki sonuna geldik ve Türkiye olarak ilk reaktörden enerjimizi üreteceğiz." ifadelerini kullandı.

Bakan Bayraktar, dünyada yeni bir nükleer çağın başlığını aktararak, "Dünyadaki yeni nükleer çağ, küçük modüler reaktörlerle (SMR) ilerleyecek bir alan. Türkiye olarak artık nükleerin bu ikinci çağı, yeni çağı kaçırmayalım. Türkiye olarak burada da teknolojiye sahip olan, teknolojiyi üretebilen böyle bir normali olmuş ülke olarak inşallah bu alanda artık daha söz sahibi hale gelme hedefimiz var." değerlendirmesinde bulundu.

"SMR'LARDA BİR KANUN HAZIRLIĞIMIZ VAR"

SMR'lerin önem arz ettiğini ve dün gerçekleştirilen kabine toplantısında önemli konulardan biri olduğunun altını çizen Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a nükleerde gelinen noktayı aktardığını belirterek, "SMR'lerde bir kanun hazırlığımız var. Bu seneki yasama yılına inşallah yetiştireceğiz ve bu sayede buna bir hukuki çerçeve de kazandırmış olacağız ama SMR teknolojisi şu anda bütün dünyada AR-GE'den üretime doğru evrilme aşamasında. Dolayısıyla ne kadar süre alabilir? 2030'ları bulacağını söyleyebilirim. Nükleer olunca iş tabii çok farklı bir boyuta geliyor. Dolayısıyla standartları, testleri çok yüksek ama bu yola kararlılıkla girmemiz önemli." diye konuştu.

Bayraktar, ülkede siyasi istikrar olmadığında bu gibi projelerin hayata geçmesinin mümkün olmadığını ifade ederek, "Açık söyleyeyim, 15 Temmuz darbe girişimi başarıya ulaşsaydı Akkuyu'nun devam etme şansı yoktu. Onun için hani bu siyasi istikrarın ve güçlü siyasi iradenin devam etmesi bu projelerin de hayata geçmesi için önemli konulardan." değerlendirmesinde bulundu.

"İRAN GAZI İLE İLGİLİ KRİTİK SÜREÇTEN GEÇİLİYOR"

İran gazıyla ilgili çok kritik bir süreçten geçildiğini vurgulayan Bakan Bayraktar, Türkiye'nin elektrik, doğalgaz ve petrolde arz sıkıntısı olmadığını ifade etti.

Bayraktar, şöyle devam etti:

"Esas itibarıyla ne kadar az konuşsak o kadar iyi. Her konuda öyle. Onun için genel olarak şunu söylüyoruz, Türkiye'nin arz güvenliğinde, petrolde, petrol ürünlerinde, doğalgazda, elektrikte herhangi bir sıkıntısı yok. Dolayısıyla aslında vatandaşımızı, 86 milyonu ilgilendiren kısım bu ama biz bunu nasıl yapıyoruz? Bu bizim mutfak çalışmamız. Şu anda içinde bulunduğumuz süreç çok daha hassas, stratejik düşünmeyi ve konuşmayı gerektiren bir süreç. Şunu söyleyeyim, şu anda Türkiye'nin tedarik anlaşması olan ülkelerle herhangi bir gaz kesintisi yok."

Dünyada yaşanan krizin dünya ekonomisini derinden etkileyebilecek boyutta olduğunu ifade eden Bayraktar, "Türkiye'nin bu krizden kendini izole etmesi çok kolay değil ama kimseyi paniğe de sevk etmek istemiyorum. Panik olacak bir şey yok. Cumhurbaşkanımız dün kabine sonrası açıklamalarında 'Biz ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutacağız' gibi çok net bir mesaj verdi. Bunun çok önemli olduğunu söylemek istiyorum. Enerji açısından da gerekli tedbirlerimizi aldık. Hem arz hem de fiyatlar yönüyle, yani vatandaşlarımıza bunu hissettirmemeye gayret ederek bu süreci yönetmeye gayret ediyoruz. Dediğim gibi, bu sürecin ne kadar uzayacağı önem arz ediyor ama şu anda hamdolsun bir endişeye mahal yok. İnşallah kısa sürede bu neticelenir ve yeni bir normal bulunmuş olur." ifadelerini kullandı.

"DEVLET ÖTV'Yİ ŞU ANDA MOTORİNDE SIFIRA İNDİRDİ"

Bakan Bayraktar, Orta Doğu'daki gerginliğin oluşturduğu enerji sıkıntısına ilişkin tedbirlerin alındığını da ifade etti.

Devletin krizden dolayı oluşan finansal yükü vatandaşın üstünden aldığına işaret eden Bayraktar, "Litresi 13 küsur olan ÖTV şu anda sıfır. Dolayısıyla bu şekilde vatandaşlarımızın üzerine gelecek yükü, finansal, ekonomik anlamdaki yükü bir anlamda devlet üstüne almış oldu. Dolayısıyla burada böyle bir finansal tedbir alındı. Ürünümüz var, rafinerilerimiz çalışıyor. Dünyadan tedarikle alakalı da riski yaşamıyoruz, dediğim gibi, bu bölgeye olan bağımlılığımızın düşük olması sebebiyle." değerlendirmesinde bulundu.

Bayraktar, Türkiye'nin enerjide bağımsız olma hedefine emin adımlarla ilerlediğini belirterek, "Karadeniz'de Abdülhamid Han gemisiyle yeni bir sondajın başlamasına 24 saatten az bir zaman kaldı. Yarın sabah saat 04.00'te inşallah matkap denizde dönmeye başlayacak. Nisanda Fatih ile Eflani dediğimiz Eflani-1 kuyusunu kazacağız. Yeni keşiflerle alakalı çalışmalarımız devam ediyor. Çağrı Bey, nisanın sonunda Somali'de faaliyete başlayacak. Diyarbakır'da gerçekleştirilen programda kaya petrolü konusunu da konuşmuştuk. Bütün bunlarla, tüm imkanlarımızı seferber ederek Türkiye'deki üretimi, petrolü ve doğalgazı artırmaya gayret ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Bayraktar, Türkiye'nin 2026 enerji stratejileri arasında yurt dışında da petrol arama faaliyetlerinin sürdürülmesi olduğuna işaret ederek, "Türkiye'nin petrol üretimi ülkenin ihtiyacının yüzde 15'ini karşılayacak seviyede. Ama 2026 stratejimizin odağında artık Türkiye'nin yurt dışında da yoğun faaliyet göstermesi vardı. Dolayısıyla Somali'deki sondaj çalışmaları sürüyor. Libya'da ise biri denizde biri karada olmak üzere iki saha için Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), 17 yıl aradan sonra düzenlenen ihalede hak kazandı. Bu sene başından itibaren Chevron, Exxon Mobil ve yakında TotalEnergies ile de anlaşma imzalamayı planlıyoruz, bp ve Shell ile yaptığımız işbirliği anlaşmaları var." değerlendirmesinde bulundu.

Bu kapsamda 2026'nın Türkiye için önemli bir yıl olacağını belirten Bayraktar, "TPAO'nun artık dışarıda daha yoğun bir şekilde faaliyette olduğu bir yılı inşallah beraber göreceğiz." dedi.

Bayraktar, Türkiye'nin petrol ve doğalgaz üretiminin hız kesmeden devam edeceğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Kendi ülkemizde, denizlerimizde bulabildiğimiz kadar kaynak bulacağız ve üreteceğiz ama geri kalan kısmını belki farklı coğrafyalardan karşılayacağız. Irak'ta bizim 15 bin varil günlük üretimimiz var. Azerbaycan'da günlük yaklaşık 20 bin varile yakın üretimimiz var. Bunlar da bizim kendi petrolümüz gibi, kendi hakkımız. Bu üretim yerli üretim yüzdesine de katkı yapmış olacak. Çünkü siz 20 günde 20 bin varil ürettiğinizde bir ay içerisinde 600 bin varili bir gemiye koyup ülkenizde istediğiniz rafineriye veya dünya piyasalarına satma şansınız var."

Türkiye'nin doğalgaz tedarik rotalarını çeşitlendirerek olası arz kesintilerine karşı hazırlıklı hale geldiğinin altını çizen Bayraktar, "TürkAkım sayesinde Karadeniz'in altından doğalgazı doğrudan temin etmeye başladık. Boru hatlarında yaşanabilecek olası kesintilere karşı önemli bir güvence sağladık. Nitekim kısa süre önce İran'dan gaz akışının kesildiğine yönelik haberler gündeme geldi. Bugün bir sorun yaşanmamış olması, yarın da yaşanmayacağı anlamına gelmiyor. Bu nedenle oluşabilecek risklere karşı kaynak ve tedarik çeşitliliğini önemli ölçüde artırdık." diye konuştu.

Bayraktar, Türkiye'de son 5-6 yıldır elektrik ve doğalgaz faturalarında ciddi bir destek programı uygulandığını belirterek, "Hem doğalgaz hem de elektrik faturalarında vatandaşlarımızı desteklemeye devam edeceğiz." ifadesini kullandı.

Hürmüz Boğazı krizinin vatandaşlara yansımasına ilişkin soruyu yanıtlayan Bayraktar, fiyat düzenlemelerinde küresel gelişmelerin belirleyici olduğunu söyledi.

Bayraktar, "Katar, 'enerji tesislerim vuruldu veya LNG kargolarım Hürmüz'ü geçemiyor' dediği anda doğalgaz fiyatlarının Avrupa'da 600-700 dolara geldiği bir süreci yaşadık. Dolayısıyla bundan Türkiye'yi kurtarma şansımız çok fazla yok. Gelinen durum itibarıyla etkileri ne oldu derseniz, şunu söyleyebilirim; petrolün varilindeki 1 dolarlık artışın Türkiye'ye maliyeti 400 milyon dolar. Sadece 1 dolar varil fiyatı artarsa. Bir anda 60 dolardan 100 küsur dolara geldi. Şimdi 100'ün altına geldi ama 30-40 dolarlık muazzam bir sıçrama yaşadık. Dolayısıyla 1 dolar maliyeti 400 milyon dolar." bilgisini paylaştı.

Mevcut durumda elektrik ve doğalgazda uygulanan destek programına dikkati çeken Bayraktar, "Elektrikte faturaların neredeyse yüzde 55'ini, doğalgazda yüzde 44-45'ini karşıladığımız bir süreçte, 2026 bütçesi için belirlediğimiz KDV hariç yaklaşık 305 milyar liralık bir destek programımız var. Son gelişmeler yıl sonuna kadar devam ederse bu rakam yaklaşık 925 milyar lira oluyor. Yani ilave bir 620 milyar liralık doğalgaz ve elektrik maliyeti var şu anda." diye konuştu.

Bayraktar, bunun vatandaşa yansımasına ilişkin de "Cumhurbaşkanımızın da özellikle üzerinde durduğu konu. Vatandaşlarımıza, hele böyle bir dönemde, bu destekleri tabii ki devam ettireceğiz. Onun bize verdiği talimat, hedef. Şunu söylemem lazım; bu kriz eğer yıl sonuna kadar devam ederse, bizim bütçede 620 milyar lira para bulmamız lazım. Gelişmeleri göz önünde bulundurarak nisan ayı içerisinde hem doğalgazda hem elektrikte bir değerlendirme yapabiliriz." dedi.

"DOĞALGAZDA KADEMELİ UYGULAMAYA NİSANDA GEÇEBİLİRİZ"

Doğalgazda da elektrikte olduğu gibi kademeli tarife modeli çalışmalarına değinen Bayraktar, şunları kaydetti:

"Elektrikte buna 2025'te başladık, 2026'da devam ediyor ama doğalgazda bu yoktu. Yine ayrım olmaksızın hatta başka bir adaletsiz durum oluyor; oransal olarak aynı desteği veriyoruz. Aylık faturanız evinizi ısıtmak için 20 bin lira ise, yüzde 50 verdiğimde aslında size 10 bin lira destek vermiş oluyorum ama 3 bin lira, 4 bin lira fatura ödeyen bir vatandaşa yüzde 50'yi yine verdiğimde ona 2 bin lira vermiş oluyorum. Yani oransal olarak aynı tuttuğunuz zaman daha çok tüketene daha çok destek vermiş oluyoruz. Dolayısıyla burada da şöyle bir hedefimiz var; ortalama tüketimler Ankara için ocak ayında neyse, bunun yüzde 75'ten daha fazlasını tüketen tüketici gruplarını destekten çıkaralım diyoruz. Bu ortalamada yüzde 10 ila 13'lük aboneyi ilgilendiriyor, yani abonelerin yüzde 85'inin, yüzde 87'sinin hayatı değişmeyecek, onlar destekte kalmaya devam edecekler. Çünkü onlar o tüketimin daha altında tüketiyorlar. Böyle bir düzenlemeyi de bu dönemde hayata geçirmeyi planlıyoruz. Nisanda başlayabiliriz. Açıkçası, bunun hazırlıklarını bitirmiştik ama bu kış mevsimini de geçirelim dedik. Aralık, ocak, şubat, mart esas doğalgazın tüketildiği aylar. Bu kışı da aslında destekleyerek geçirmiş olduk. Şimdi nisanda tüketimler düşecek, özellikle doğalgazda. Bu süreci nisan itibarıyla başlatabiliriz."

DOĞALGAZA VE ELEKTRİĞE ZAM GELECEK Mİ?

Bayraktar, ihtiyaç sahiplerinin desteklenmeye devam edeceğini vurgulayarak, "Tüketimim yüksek, ama gelir grubu olarak aslında ihtiyaç sahibi biriyim diyen olursa da, ona Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın desteklerinden istifade etme kapısı açık. Yani, oraya başvurup onların kriterlerini yerine getiriyorsa, o şartları sağlıyorsa, onlar doğalgaz desteği almaya devam edecekler." ifadelerini kullandı.

Doğalgaz ve elektriğe zam olup olmayacağı sorusuna da yanıt veren Bakan Bayraktar "Nisan ayı içinde hem doğalgazda hem elektrikte değerlendirme yapabiliriz" dedi.

"TÜRKİYE'NİN DOĞALGAZ VE PETROL DEPOLARINDA BİR SIKINTI GÖRÜNMÜYOR"

Bayraktar, doğalgazda yer altı kapasitelerini artırmak istediklerini dile getirerek, "Normalde depo kıştan sonra artık bitmeye yaklaşır ondan sonra da yazın tekrar onu doldurup kışa hazır hale getirirsiniz. Bu seneki LNG tedariklerimizle depolarımız, şu anda yüzde 70 civarında dolu ama bu krizin etkilerinin ne kadar süreceğini bilemiyoruz. Onun için depolarımızı şu anda doldurma noktasında bir gayretin içerisindeyiz." dedi.

Türkiye'nin depolama anlamında bir sorunun olmadığına ve 5 milyar dolarlık maliyetle tüm depoların doldurabileceğine dikkati çeken Bayraktar, "Dolayısıyla işin mali boyutunu da yönetmek önem arz ediyor. Gerek yer altı doğal gaz depolarımız gerek petrol açısından depolarımızda şu anda bir sıkıntı gözükmüyor." dedi.

"IRAK'TAN GÜNLÜK 1,5 MİLYON VARİL PETROL TÜRKİYE'YE GELEBİLİR"

Bayraktar, Kerkük'ten Ceyhan'a uzanan Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı'ndaki son duruma değinerek, "Bu hattın kapasitesi 1,5 milyon varil. Günde biz 1,5 milyon varili buradan taşıyabiliriz." dedi.

Irak merkezi hükümetiyle geçen 10 yılda yaşanan tahkim konusu olduğunu anımsatan Bayraktar, şunları kaydetti:

"Bu boru hattının tahsisi ve kullanımıyla alakalı hep şunu söyledik: 'İki dost kardeş ülke bu coğrafyada yüzyıllardır yaşıyoruz. Sorunları dostane bir şekilde çözmemiz lazım.' Bizim onlara önerimiz şuydu. Irak-Türkiye boru hattı, Irak tarafında kuzey bölümü hem DAEŞ zamanı hem de Körfez Savaşı zamanı hasarlanmış. Dolayısıyla o hattı onaralım. Bunu, Kerkük'ten Basra'ya kadar götürelim ve güneyden kuzeye doğru bir akış yapıp 1,5 milyon varil günlük ihracatı farklı bir rotaya koyalım. Yıllardır şunu söyledik. Bu boru hattını gelin uzatalım ve bunu işler hale getirelim. 1,5 milyon varil günde buradan petrol aksın. Bunun Irak'a, dünya petrol piyasalarına, Türkiye'ye faydası var ama maalesef bu söylediklerimiz bugüne kadar karşılık bulmadı. İnşallah bu kriz bizi herkesin biraz daha şapkaya önüne koyup düşüneceği bir sürece götürür ve bu projeleri hayata geçiririz."

Bayraktar, Türkiye'nin enerji planı içinde Ceyhan merkezli büyük bir petrol ve petrol ürünleri depolama merkezi kurma projesi olduğuna işaret ederek, "Ceyhan'ı hakikaten bir petrol hub'ına döndürebiliriz. 1,5 milyon varil ITP'den geçebilecek bir kapasite var. İnşallah bu sürecin sonunda iş oraya gelebilir. Bu kapasiteyi artırabiliriz. Şu an için hiçbir yatırım yapmadan 1,5 milyon varil buraya akabilir. Yaklaşık 600 bin varil günde Bakü-Tiflis-Ceyhan'dan gelen petrol var. O boru hatlarının kapasitesi 1 milyon varil. Dolayısıyla o kapasitenin de tümüyle devreye girdiği, Orta Asya petrollerinin, Kazak petrolünün de belki içerisinde olduğu bir süreçte 2,5 milyon varilin Ceyhan'a geldiğini düşünün. Dünyadan farklı yerlerden gelip, ürünlerin de ticaretinin yapılabileceği bir yer." ifadelerine yer verdi.

"KATAR, SUUDİ ARABİSTAN, TÜRKMENİSTAN İLE ENERJİ PROJELERİ GÜNDEMDE"

Irak dışında Türkiye'nin başka projeleri de gündeme getirdiğini belirten Bayraktar, "Katar gazının boru hattıyla Türkiye'ye gelmesi, Türkiye üzerinden belki Avrupa'ya gitmesi. Düşünün şimdi LNG tesisleriniz vuruldu. LNG ihracatınız yok. Zaten Hürmüz'den hareket edemiyorsunuz. Bir boru hattıyla, bir miktar gazın Türkiye'ye ve Avrupa'ya gittiğini düşünün. Bu önemli bir proje olabilir." ifadelerini kullandı.

Bayraktar, Türkmenistan gazının da Hazar Denizi'ni geçerek Azerbaycan, Gürcistan üzerinden Türkiye'ye gelmesinin gelecek dönemde ciddi şekilde gündemde olması gerektiğini vurgulayarak, "Suriye normalleşiyor. Bir sene, iki sene önce belki bunu konuşamazdık ama şimdi Suriye'deki petrol sahalarının petrolünün ITP'ye bağlantısı proje olarak önümüzde. Bunu da Suriyeli muhataplarımıza ifade ettik. Dolayısıyla o petrolün de ITP üzerinden Ceyhan'a akması mümkün olabilir." değerlendirmesinde bulundu.

Suudi Arabistan'dan Türkiye'ye uzanan bir elektrik entekonneksiyon projesini de gündeme getirdiklerini anlatan Bayraktar, "Sayın Cumhurbaşkanımızla Suudi Arabistan'a gittik. Orada Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye, Türkiye bir elektrik iletim enterkoneksiyon projesini gündemimize aldık." ifadelerini kullandı.

Bayraktar, yaşanan krizin karşılıklı bağımlılık yaratan, karşılıklı kazan-kazan üretebilecek önemli enerji projelerine yönelik karar alma süreçlerine olumlu etki etmesini beklediklerini söyledi.

"ÖNÜMÜZDEKİ SÜRECİ ELEKTRİK ÇAĞI OLARAK GÖRÜYORUZ"

Türkiye'nin her 5 yılda bir enerji alanında uzun dönemli planlarını gözden geçirdiğini belirten Bayraktar, "Her 5 yılda bir o uzun dönemli planı gözden geçirmek ve güncellemekte fayda var. Çünkü her şey değişiyor. 2021'de konuştuğumuz şeyle sadece 5 yılda mesela bir yapay zeka çağından bahsediyoruz. 'Muazzam bir elektrik talebi oradan gelecek' diyoruz. Bizim bu sene üzerinde çalıştığımız konulardan bir tanesi, henüz kamuoyuyla paylaşmadık ama, ana hatlarıyla üzerinde çalıştığımız konuları söyleyebilirim. Türkiye'nin uzun dönemli enerji stratejisinin merkezinde elektrifikasyon var, elektrik var. Biz önümüzdeki süreci elektrik çağı olarak da görüyoruz. Her şeyin elektriklendiği bir dünyaya doğru gidiyoruz." dedi.

Bayraktar, Türkiye'nin 2035 projeksiyonunda 6 milyon elektrikli aracın yollarda olmasını öngördüklerini, "2035'te, belki de daha erken bilemiyorum ama ulaştırmada, evlerimizde kullandığımız her şey elektrikli hale geliyor. Bütün bunlarla beraber elektriğin merkezde olduğu bir strateji var. Dolayısıyla bunun etrafında şekillendirmemiz gereken büyük bir elektrik üretim kapasitesine ihtiyaç var. Türkiye'nin yerli kaynaklarını, yenilenebilir kaynaklarını en üst düzeyde kullanması gerekiyor. 2035 için 120 bin megavatlık rüzgar ve güneş hedefimiz var. Anadolu Ajansı'nın da güneş hedefi var. İnşallah onu en kısa zamanda hayata geçireceğiz." ifadelerini kullandı.

"ELEKTRİK İLETİM ALTYAPISINA ÇOK BÜYÜK YATIRIM YAPACAĞIZ"

Birleşmiş Milletler İklim Konferansı'nın (COP31) Türkiye dönem başkanlığında bu yıl Antalya'da düzenleneceğini anımsatan Bayraktar, şöyle devam etti:

"Belki Cumhurbaşkanımız daha büyük bir hedefi dünyaya ilan edebilir. Onun hazırlıklarını yapıyoruz. Türkiye nükleere büyük yatırım yapıyor. Akkuyu Nükleer Güç Santrali başta olmak üzere Sinop, Trakya santralleri ve küçük modüler reaktörlere Türkiye'deki şirketler de çok büyük ilgi alaka gösteriyorlar. Sanayi Bakanlığımızın çok güzel bir destek teşvik programı var. Dolayısıyla nükleeri kullanan, petrol ve doğalgazda üretimini artırmış bir Türkiye. Bu bahsettiğimiz elektriği, bizim sağlamamız lazım. Bunun için elbette ki önümüzdeki süreçte elektrik iletim altyapısına çok büyük yatırım yapacağız. Bu anlamda arz güvenliğimizi sağlama alıcı tedbirler alıyoruz."

Bayraktar, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının bitmesi ihtimalinde fiyatların normalleşmesinde ihtiyaç duyulan sürenin net olmadığını da değinerek, "Küresel anlamda elbette birden normalleşmesini beklemek doğru değil. Ama süreç uzarsa geri dönüş süresinin de uzayacağını söyleyebiliriz. Önümüzdeki 1-2 hafta içinde bitse bile sistemin normale dönmesi birkaç ayı bulabilir. Bir de tabii belirsizlikler devam ediyor ama dediğim gibi herkes belki bu sürecin sonunda yeni enerji mimarisinin oluşturulmasında biraz daha özellikle bizim önerdiğimiz projelere daha istekli olabilirler diye düşünüyorum." dedi.

Kaynak: Haber Türk

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.