SON DAKİKA
Hava Durumu

Murat Kurum: Artık savaşlarda petrolü değil, suyu konuşacağız

New York’ta Sivil Toplum Kuruluşları ile Sıfır Atık ve COP31 Toplantısı'nda konuşan Murat Kurum, enerji rekabeti nedeniyle su kaynaklarının azaldığını önümüzdeki süreçlerde savaşlarda petrolün değil suyun konuşulacağını söyledi.

Haber Giriş Tarihi: 26.03.2026 19:56
Haber Güncellenme Tarihi: 26.03.2026 19:56
Kaynak: Ensonhaber
Murat Kurum: Artık savaşlarda petrolü değil, suyu konuşacağız

ABD'de sıfır atık diplomasisi...

30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü dolayısıyla New York'ta programlar düzenlenecek.

Dünyanın takip edeceği buluşma öncesi Sıfır Atık Vakfı'nın ABD'deki temasları sürüyor.

Ensonhaber Genel Yayın Yönetmeni İlyas Efe Ünal, Sıfır Atık Vakfı'nın New York'taki çalışmalarını yerinden takip ediyor.

MURAT KURUM DA NEW YORK'DA

Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da ABD'de bulunuyor.

New York’ta Sivil Toplum Kuruluşları ile Sıfır Atık ve COP31 Toplantısı'na katılan Kurum, burada önemli açıklamalarda bulundu.

"BU NOKTADA BİR TERCİH YAPMAK ZORUNDAYIZ"

Burada dünyanın geldiği son noktadan ve sıfır atık konusunda yapılan çalışmalardan bahseden Kurum, şunları kaydetti:

Bugün benzer hikâyeleri dünyanın farklı noktalarında, burada Amerika’da da görüyoruz. Kaliforniya’da arda arda çıkan orman yangınları, New York City’de altyapıyı zorlayan ani sel baskınları, Miami’de yükselen deniz seviyesi…

Coğrafyalarımız farklı, dillerimiz, dinlerimiz, renklerimiz, inançlarımız farklı ama hikâyemiz aynı. Amerikalıların artık çok sık kullandığı bir ifade var: “Doğa tıpkı bir kanarya gibi çığlık atıyor ve bize tehlikeyi haber veriyor.” Yani doğa artık uyarı yapmıyor, sonuç gösteriyor ve bu sonuçlardan hepimiz ciddi şekilde etkileniyoruz.

İşte tam bu noktada tercih yapmak zorundayız. Geleceğimiz için, evlatlarımız, şehirlerimiz için ya bu gidişatı izlemeye devam edeceğiz ya da kötü gidişe hep birlikte yön vereceğiz.

"SIFIR ATIK HAREKETİ İKE KÖTÜ GİDİŞATA YÖN VERMEYİ SEÇTİK"

Biz Türkiye olarak, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, net sıfır emisyon vizyonuyla ve Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde yürüttüğümüz, bugün küresel bir çevre hareketine dönüşen sıfır atık hareketiyle bu kötü gidişe yön vermeyi seçtik.

Bu yüzden sıfır atık yaklaşımını geliştirdik. Ancak bunu yalnızca bir çevre politikası olarak değerlendirmedik. Gücünü medeniyet değerlerimizden alan, Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bir kalkınma ve gelecek modeli olarak ele aldık. Artık her ülkenin kendi kendine yetebilir olması gerektiğini de her fırsatta dile getirdik.

Bugün Türkiye’de 205 binden fazla bina ve yerleşkede sıfır atık sistemi kurulmuş durumda. 25 milyon insanımıza bu konuda eğitim verdik. Geri kazanım oranımız ilk başladığımızda yüzde 13’tü, bugün yüzde 36’nın üzerine çıktı. Hedefimiz 2035’te yüzde 60’a, 2053’te yüzde 70’e ulaşmak. Çünkü ölçemezseniz yönetemezsiniz. Biz ölçtük, izledik ve yönettik.

"COP31 KLASİK BİR ZİRVE DEĞİL KIRILMA ANI"

Bu dönüşümün en kritik ayağı alışkanlıkları değiştirmekti. Kaynakların sonsuz olduğu bilinciyle yaşamamamız gerektiğini doğa bize söylüyor. Depozito yönetim sistemiyle yaklaşık 25 milyar ambalajı izlenebilir hale getirdik. Bu yaklaşım milletimizden de ciddi karşılık gördü.

Şimdi bu tecrübeyi küresel ölçekte büyütme zamanı. COP31’i bu nedenle klasik bir zirve değil, bir kırılma anı olarak görüyoruz. Bu kırılmanın adı ise “uygulama”. Diyalog içinde olacağız, uzlaşıyla hareket edeceğiz ama en önemlisi aksiyon alacağız.

2023’te asrın felaketini yaşadık. 11 ilimizi etkileyen depremde 53 binden fazla canımızı kaybettik. Ancak iki yıl içinde 500 bin konutu sürdürülebilir yaklaşımla inşa ederek milletimizin hizmetine sunduk. Bu da gösteriyor ki istenirse oluyor.

"DÜNYA YENİ KARARLAR YERİNE EYLEM BEKLİYOR"

Bu zirvede finansı da konuşacağız ama somut yatırım mekanizmalarıyla. Politikaları da konuşacağız ama uygulama takvimleriyle. Artık dünya yeni kararlar değil, eylem bekliyor. Bir buçuk derece hedefini yakalamak için aksiyon almak zorundayız.

Tabii bu sürecin en kritik aktörü sizlersiniz; iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları. Çünkü sizler güven inşa ediyorsunuz, toplumun dili oluyorsunuz. Toplumun düşüncesini dile getiren yapılarsınız. Çok net biliyoruz ki sivil toplum yoksa, iş dünyası yoksa dönüşüm de yoktur.

Bu sürecin karşılık bulması ve kalıcı hale gelmesi mümkün değildir. Biz sizinle birlikte hızlı değil, kalıcı çözümler istiyoruz. Bu yüzden sizleri yalnızca destekçi değil, bu sürecin kurucu aktörleri olarak görüyoruz.

"ARTIK SAVAŞLARDA PETROLÜ DEĞİL SUYU KONUŞACAĞIZ"

Değerli dostlar, artık ellerimizi birleştirmeliyiz. Çok geç kaldığımız bir süreç içindeyiz. Dünya yeni bir eşikte. Savaş sesleri yükseliyor, bölgemizde kan dökülüyor. Enerji rekabeti artıyor, gıda güvenliği risk altında, su kaynaklarımız azalıyor. Artık savaşlarda petrolü değil, suyu konuşacağız. Su o kadar kıymetli olacak ki belki enerjisiz yaşayabilirsiniz ama susuz yaşayamazsınız.

İşte bu tablo içinde iklim meselesi artık sadece bir çevre meselesi değildir; ekonomidir, güvenliktir, adalettir. Türkiye olarak biz bu sürece bütüncül bir yaklaşımla bakıyoruz. Bir yandan iklim adaletini savunuyor, bir yandan yeşil dönüşümü hızlandırıyoruz. Kalkınma hakkını korurken sürdürülebilirliği güçlendiriyoruz. Çünkü adil olmayan bir dönüşüm kalıcı olamaz. Uygulanmayan bir kararın ise hiçbir anlamı yoktur.

Artık çok net bir noktadayız. Ya konuşmaya devam edeceğiz ya da hep birlikte harekete geçeceğiz. Ya alışkanlıklarımızı koruyacağız ya da onları değiştirerek geleceğimizi kurtaracağız. Bunun ortası yok. “İdare eder miyiz?” kısmını çoktan geçtik. Sıfır atık bize şunu gösterdi: İrade varsa, sistem kurulursa sonuç alınır.

"SORUMLULUK ALARAK SAHAYA İNELİM"

Bu nedenle sizlere açık bir çağrıda bulunuyorum. Sadece izleyen olmayalım, sadece eleştiren olmayalım. Eleştirmek kolaydır. Eksik aramak yerine sorunu giderecek iradeyi ortaya koyalım. Taraf olalım, sorumluluk alalım, sahaya inelim.

Bugün New York sokaklarında “1,5 derece hedefi nedir?” diye sorsanız 100 kişiden belki 3-5’i bilir. Ama “Eskiden bu kadar su baskını olmuyordu, Kaliforniya’da bu kadar yangın çıkmıyordu” dediğinizde herkes bunun farkında.

Dolayısıyla bu farkındalığı artırmak zorundayız. Gelin, güveni birlikte inşa edelim, uzlaşıyı birlikte kuralım ve dünyaya şu mesajı verelim: Harekete geçersek bu kriz yönetilebilir, gelecek kurtarılabilir.

"TARİH HAREKETE GEÇENLERİ YAZACAK"

Bugün burada vereceğimiz kararlar, yarın çocuklarımızın yaşayacağı dünyayı belirleyecek. Çok önemli bir misyonumuz var. Tarih kararsızları yazmayacak, bekleyenleri yazmayacak. Tarih, harekete geçip sorumluluk alanları yazacak.

Amerikalıların güzel bir sözü var: “Dünü geçtik, yarın belirsiz, elimizde sadece bugün var.” Aziz Mevlana’nın dediği gibi, “Dün dünde kaldı cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lazım.”

Ben de ortak evimiz dünya için yeni şeyler söylemek, yeni şeyler yapmak isteyen herkesi ellerimizi birleştirmeye davet ediyorum. Katılımınız için teşekkür ediyorum.

Kaynak: Ensonhaber

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.