SON DAKİKA
Hava Durumu

‘Gerçek Pelin’i bu yaşta buldum’

‘Kavak Yelleri’ dizisiyle başladığı oyunculuk macerasında yeteneği ve güzelliğiyle adını ekrana kazıdı. “Ben aslında isteyerek değil, para kazanmak amaçlı bu işe başladım. Ama şu an olduğum yeri seviyorum, mutluyum” diyor. Pelin Karahan bu sefer ‘Kaç Para Bi Fön’ oyunuyla karşımızda. Buluşuyoruz, geçmişten bugüne hakkında merak edilenleri konuşuyoruz: “Geleceği bilemeyiz, hep birlikte yaşayıp göreceğiz.”

Haber Giriş Tarihi: 01.03.2026 23:50
Haber Güncellenme Tarihi: 01.03.2026 23:52
Kaynak: HÜRRİYET
‘Gerçek Pelin’i bu yaşta buldum’

İlk işinin üzerinden yıllar geçse de o değişmiyor... Yüzünde hep o masum gülümseme ve parlayan masmavi gözleri... İlk bakışta belki biraz mesafeli gibi durduğunu düşünebilirsiniz ama iki sohbetin belini kırmak duvarlarını indirmesi için yeterli. Pelin Karahan’la başlıyoruz muhabbete.

‘Kaç Para Bi Fön’ ikinci tiyatro oyunun. Bir önceki işinde kalabalık bir ekipleydin, bu sefer sahnede iki kişisiniz. Nasıl sahnede olmak?

Tuna Kırlı’yla oynuyoruz. Bu oyunda sahnedeki sorumluluğum çok daha fazla. Dolayısıyla beni daha çok zorlayan ama çok da
keyifli bir proje oldu.

Ekran ve sahnenin en büyük farkları neler?

Arada çok fark var. Mesela sahnede hata yapma gibi bir şansın yok. Kameradaki gibi 5-10 kez tekrar alınmıyor. Tamamen anı yaşamak, seyircinin o an verdiği reaksiyondan devam etmek zorundasın. Senin o gün ruh halin nasılsa, sahnede oynadığın karakter de bambaşka oluyor. Tiyatro canlı bir organizma gibi. Ama zorluğu ve onun üstesinden gelmeyi seviyorum.

Oyuna seni ikna eden neydi?

Aslında bu sezon daha çok ekranda olmak isterken böyle bir proje gelince, bir de önceden çalıştığım arkadaşım olunca kabul ettim. Karakteri çok sevdim, eğlenceli. Bir de tiyatro çok besleyici, mesleğim açısından da belki beslenmeye daha çok ihtiyacım vardı.

Nasıl bir karakter ve hikâye var bu oyunda?

Can ve Feriha evli bir çift,kısaca Fero diyoruz. Hiç yoktan aralarında ufak bir tartışma alevleniyor. Kadın ve erkek bakış açıları farklı, taleplerini farklı şekillerde dile getiriyorlar. Kadınlar detaycı, daha ince eleyip sık dokuyor. Erkekler hayata daha düz bakıyor. O farklı bakış açılarının içinden evliliğe bakıyoruz. Seyirci de oyuna geldiğinde sanki bir çiftin ilişkisini dikizliyormuş gibi hissediyor. Herkes ‘Aynı benim evdeki halim’, ‘Bu benim eşim, sevgilim’ diye düşünüyor. Çünkü aslında her ilişkinin özünde aynı anlaşmazlıklar var.

Oyunun tanıtımlarında “Kusursuz Instagram ilişkileri çağında o parlak vitrinin ardında birikenler, içimize attıklarımız, sustuklarımız, ertelediklerimiz var” diyor. Instagram’da muhteşem evlilikler, harika hayatlar görüyoruz, herkes güzel, mutlu. Sence o renkli dünyalar ne kadar gerçek?

Bana hiç gerçek gelmiyor. Çünkü özel hayatlarımız her zaman o kadar mükemmel gitmiyor ve oradan yapılan o büyük sevgi selleri bana çok da samimi gelmiyor. Evde birbirinin suratına bakmayanların oradan büyük kalplerle “Seni çok seviyorum” kutlamalarıda sahte geliyor. Esas bire birde yaşadığın ilişkideki samimiyet önemli. Sosyal medyayı ben de biraz vitrin buluyorum.

Instagram’daki Pelin’e baktığımızda senin sustukların, ertelediklerin oldu mu?

Dijital denen bir dünya var artık hayatımızda. Doğru kullanmak lazım, seyirciyle ya da sevenlerle etkileşim kurmak adına güzel bir araç. Ama ben özel hayatım bana kalsın isterim, o yüzden sosyal medyayı benden beklenen kadar aktif kullanmıyorum. Bir akşam, çocuğumla ilgili bir sorun yaşadıysam ya da bir derdim varsa hiçbir şey olmamış gibi “Kahve içiyorum, evimde çok mutluyum” diyemem. Daha çok işlerimle ilgili şeyler paylaşıyorum.

Kaynak: HÜRRİYET

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.