Avrupa’da son günlerde art arda tespit edilen hantavirüs vakaları, İsviçre’de doğrulanan yeni enfeksiyonla birlikte kıta genelinde endişeyi artırırken, uzmanlar kemirgen popülasyonundaki artış ve iklim değişikliğinin hastalığın yayılımını hızlandırabileceği uyarısında bulunuyor.
Haber Giriş Tarihi: 07.05.2026 09:59
Haber Güncellenme Tarihi: 07.05.2026 10:02
Kaynak:
Haber Global
Son günlerde Avrupa’da art arda bildirilen yeni hantavirüs vakaları, özellikle İsviçre’de doğrulanan son enfeksiyonla birlikte sağlık otoritelerini yeniden alarma geçirdi. Kırsal bölgelerde kemirgen popülasyonundaki artışa paralel olarak görülen bu vakalar, virüsün kıta genelinde daha geniş bir alana yayılabileceği endişesini güçlendirirken, uluslararası seyahat hareketliliği de bulaş riskine ilişkin tartışmaları yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Hantavirüs ilk kez 1950’li yıllarda Kore Savaşı sırasında, Birleşmiş Milletler askerlerinde görülen ağır solunum ve böbrek yetmezliği vakalarıyla tıp literatürüne girdi.
İLK ADI KORE ATEŞİ
O dönem “Kore hemorajik ateşi” olarak adlandırılan hastalığın kaynağı yıllar sonra Hantavirus Pulmonary Syndrome olarak tanımlandı. Virüsün doğal rezervuarı kemirgenler olarak belirlenirken, enfeksiyonun insanlara genellikle idrar, dışkı veya tükürük yoluyla bulaşan aerosol partikülleri aracılığıyla geçtiği tespit edildi. 1990’lara gelindiğinde ise ABD’nin Güneybatısı’nda ortaya çıkan “Four Corners” salgını, hantavirüsün ölümcül akciğer sendromuna yol açabilen yeni bir varyantını dünya gündemine taşıdı.
HAYVANLARDAN İNSANLARA
Tarihsel olarak hantavirüs ve benzeri zoonotik hastalıklar, insanlık tarihinde zaman zaman ciddi kırılmalara yol açtı. Orta Çağ’da veba, 20. yüzyılda grip pandemileri ve daha yakın dönemde COVID-19 gibi salgınlar, hayvanlardan insanlara geçen patojenlerin küresel etkisini ortaya koydu. Hantavirüs özelinde ise 1993 ABD salgını yüzde 30’a varan ölüm oranıyla dikkat çekerken, 2000’li yıllarda Arjantin ve Şili’de görülen Andes varyantı insandan insana bulaşabilme potansiyeli nedeniyle bilim dünyasında ayrı bir endişe yarattı. Bu özellik, hantavirüsü diğer kemirgen kaynaklı virüslerden ayıran en kritik faktörlerden biri olarak kabul ediliyor.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
Uzmanlara göre günümüzdeki en büyük risk, virüsün yayılım hızından ziyade insan-çevre etkileşiminin değişmesi. İklim değişikliği, kırsal alanların genişlemesi, küresel seyahat yoğunluğu ve kemirgen popülasyonlarındaki artış, hantavirüsün daha geniş coğrafyalara taşınma ihtimalini güçlendiriyor. Özellikle Avrupa’da son dönemde görülen vakalar, tekil enfeksiyonlar olarak kalsa da sağlık otoriteleri “sessiz yayılım” ihtimaline karşı gözetim sistemlerinin artırıldığını bildiriyor.
VAKA ZİNCİRİ
Bilim insanları, hantavirüsün bugün yeniden gündeme gelmesini “yeni bir hastalık ortaya çıkmasından çok, eski bir patojenin değişen ekolojik koşullarda yeniden görünür hale gelmesi” olarak tanımlıyor. Bu nedenle vaka artışları, yalnızca tıbbi değil aynı zamanda çevresel ve küresel sağlık güvenliği açısından da yakından izleniyor. Günümüzde ise Avrupa’da yeniden artan vakalar dikkat çekiyor. Son olarak İsviçre’de doğrulanan yeni bir enfeksiyon, kıtada son haftalarda bildirilen vaka zincirinin devamı niteliğinde değerlendiriliyor.
RİSK YÜKSELİYOR
Sağlık otoriteleri, özellikle Almanya, Fransa ve İsviçre kırsalında kemirgen popülasyonundaki artışın risk faktörlerini yükselttiğini belirtiyor. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), vakaların büyük bölümünün yerel tür olan “Puumala hantavirüsü” ile ilişkili olduğunu, ancak uluslararası seyahat ve liman trafiği nedeniyle daha agresif varyantların taşınma ihtimalinin tamamen dışlanamayacağını vurguluyor.
HAFİF KLİNİK TABLO
Öte yandan uzmanlar, mevcut vakaların çoğunun Avrupa’da yerleşik “Puumala” türüyle ilişkili olduğunu, bu varyantın genellikle böbrek yetmezliğiyle seyreden daha hafif klinik tablolar oluşturduğunu belirtiyor. Ancak iklim değişikliği nedeniyle kemirgenlerin yaşam alanlarının genişlemesi, tarım ve ormanlık bölgelerde insan teması riskini artırırken, bazı araştırmacılar virüsün farklı alt türlerinin taşınma ihtimaline karşı genetik izleme çalışmalarının yoğunlaştırılması gerektiğini vurguluyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Avrupa’da Hantavirüs korkusu!
Avrupa’da son günlerde art arda tespit edilen hantavirüs vakaları, İsviçre’de doğrulanan yeni enfeksiyonla birlikte kıta genelinde endişeyi artırırken, uzmanlar kemirgen popülasyonundaki artış ve iklim değişikliğinin hastalığın yayılımını hızlandırabileceği uyarısında bulunuyor.
Son günlerde Avrupa’da art arda bildirilen yeni hantavirüs vakaları, özellikle İsviçre’de doğrulanan son enfeksiyonla birlikte sağlık otoritelerini yeniden alarma geçirdi. Kırsal bölgelerde kemirgen popülasyonundaki artışa paralel olarak görülen bu vakalar, virüsün kıta genelinde daha geniş bir alana yayılabileceği endişesini güçlendirirken, uluslararası seyahat hareketliliği de bulaş riskine ilişkin tartışmaları yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Hantavirüs ilk kez 1950’li yıllarda Kore Savaşı sırasında, Birleşmiş Milletler askerlerinde görülen ağır solunum ve böbrek yetmezliği vakalarıyla tıp literatürüne girdi.
İLK ADI KORE ATEŞİ
O dönem “Kore hemorajik ateşi” olarak adlandırılan hastalığın kaynağı yıllar sonra Hantavirus Pulmonary Syndrome olarak tanımlandı. Virüsün doğal rezervuarı kemirgenler olarak belirlenirken, enfeksiyonun insanlara genellikle idrar, dışkı veya tükürük yoluyla bulaşan aerosol partikülleri aracılığıyla geçtiği tespit edildi. 1990’lara gelindiğinde ise ABD’nin Güneybatısı’nda ortaya çıkan “Four Corners” salgını, hantavirüsün ölümcül akciğer sendromuna yol açabilen yeni bir varyantını dünya gündemine taşıdı.
HAYVANLARDAN İNSANLARA
Tarihsel olarak hantavirüs ve benzeri zoonotik hastalıklar, insanlık tarihinde zaman zaman ciddi kırılmalara yol açtı. Orta Çağ’da veba, 20. yüzyılda grip pandemileri ve daha yakın dönemde COVID-19 gibi salgınlar, hayvanlardan insanlara geçen patojenlerin küresel etkisini ortaya koydu. Hantavirüs özelinde ise 1993 ABD salgını yüzde 30’a varan ölüm oranıyla dikkat çekerken, 2000’li yıllarda Arjantin ve Şili’de görülen Andes varyantı insandan insana bulaşabilme potansiyeli nedeniyle bilim dünyasında ayrı bir endişe yarattı. Bu özellik, hantavirüsü diğer kemirgen kaynaklı virüslerden ayıran en kritik faktörlerden biri olarak kabul ediliyor.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
Uzmanlara göre günümüzdeki en büyük risk, virüsün yayılım hızından ziyade insan-çevre etkileşiminin değişmesi. İklim değişikliği, kırsal alanların genişlemesi, küresel seyahat yoğunluğu ve kemirgen popülasyonlarındaki artış, hantavirüsün daha geniş coğrafyalara taşınma ihtimalini güçlendiriyor. Özellikle Avrupa’da son dönemde görülen vakalar, tekil enfeksiyonlar olarak kalsa da sağlık otoriteleri “sessiz yayılım” ihtimaline karşı gözetim sistemlerinin artırıldığını bildiriyor.
VAKA ZİNCİRİ
Bilim insanları, hantavirüsün bugün yeniden gündeme gelmesini “yeni bir hastalık ortaya çıkmasından çok, eski bir patojenin değişen ekolojik koşullarda yeniden görünür hale gelmesi” olarak tanımlıyor. Bu nedenle vaka artışları, yalnızca tıbbi değil aynı zamanda çevresel ve küresel sağlık güvenliği açısından da yakından izleniyor. Günümüzde ise Avrupa’da yeniden artan vakalar dikkat çekiyor. Son olarak İsviçre’de doğrulanan yeni bir enfeksiyon, kıtada son haftalarda bildirilen vaka zincirinin devamı niteliğinde değerlendiriliyor.
RİSK YÜKSELİYOR
Sağlık otoriteleri, özellikle Almanya, Fransa ve İsviçre kırsalında kemirgen popülasyonundaki artışın risk faktörlerini yükselttiğini belirtiyor. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), vakaların büyük bölümünün yerel tür olan “Puumala hantavirüsü” ile ilişkili olduğunu, ancak uluslararası seyahat ve liman trafiği nedeniyle daha agresif varyantların taşınma ihtimalinin tamamen dışlanamayacağını vurguluyor.
HAFİF KLİNİK TABLO
Öte yandan uzmanlar, mevcut vakaların çoğunun Avrupa’da yerleşik “Puumala” türüyle ilişkili olduğunu, bu varyantın genellikle böbrek yetmezliğiyle seyreden daha hafif klinik tablolar oluşturduğunu belirtiyor. Ancak iklim değişikliği nedeniyle kemirgenlerin yaşam alanlarının genişlemesi, tarım ve ormanlık bölgelerde insan teması riskini artırırken, bazı araştırmacılar virüsün farklı alt türlerinin taşınma ihtimaline karşı genetik izleme çalışmalarının yoğunlaştırılması gerektiğini vurguluyor.
Kaynak: Haber Global
Eskişehir'de Türk F-16'ları EFES 2026 için görev başında
Trump: İran'ın yanıtı kabul edilemez
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Muğlaspor ve Mardin 1969 Spor'a tebrik mesajı
Muğla'da poşete konulan 3 yavru kedi çöpe atıldı
Netanyahu'dan İran'a saldırıların devam edeceği mesajı...
İran Hark Adası’nda petrol sızıntısı iddialarını yalanladı
Kurban Bayramı emekli ikramiyelerinin yatacağı tarih netleşti
U17 Avrupa Güreş Şampiyonası başlıyor
Emniyet'ten gazeteci Emin Pazarcı'nın kızının kullandığı araçla ilgili açıklama
Freni boşalınca çaya giren minibüsün imdadına traktör yetişti
Dışişleri Bakanı Fidan, Mısırlı mevkidaşı ile görüştü
Destici: Emeklimize Kurban Bayramı'nda 10 bin lira ikramiye verelim
İBB’de yeni operasyon dalgası: 1 kişi daha gözaltına alındı
Bursa'da otomobil ile motosiklet kafa kafaya çarpıştı: 1 yaralı var
Muhittin Böcek etkin pişmanlık başvurusu yaptı: İfadesi alınıyor