SON DAKİKA
Hava Durumu

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan net mesaj: Bir Tayyip Erdoğan gider, bin Tayyip Erdoğan gelir

AK Parti Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi hayatı boyunca türlü türlü ihanet girişimlerinden geçtiklerini söyledi. Bu hareketinin bir ümmet hareketi olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Bir Tayyip Erdoğan gider ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir" dedi.

Haber Giriş Tarihi: 20.05.2026 13:10
Haber Güncellenme Tarihi: 20.05.2026 13:12
Kaynak: Ensonhaber
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan net mesaj: Bir Tayyip Erdoğan gider, bin Tayyip Erdoğan gelir

Ankara'da tüm gözlerin çevrildiği konuşma...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'na katılmak üzere TBMM'ye geldi.

ZORLU MÜCADELELERİ ANLATTI

Partililer tarafından büyük bir coşkuyla karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Açıklamalarında siyasi geçmişe ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşanan mücadeleleri tek tek anlattı.

"BİR TAYYİP ERDOĞAN GİDER, BİN TAYYİP ERDOĞAN GELİR"

Siyasi hayatları boyunca pek çok zorluktan geçtiklerini söyleyen Erdoğan, "Bu yola çıktığımızda kimse bize kolay olacak demedi" ifadelerini kullandı.

Bu davanın bir ümmet hareketi olduğunu söyleyen Erdoğan, "Bir Tayyip Erdoğan gider ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir" diye konuştu.

"KİMSE BİZE ‘KOLAY OLACAK’ DEMEDİ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:

"Aziz dava arkadaşlarım; bugün sizlerle biraz dertleşmek, kalbimle kelamım arasına perde koymadan açık yüreklilikle konuşmak istiyorum. Bugün özellikle gözlerinin ışıltısı her zaman yüreğimizi ısıtan gençlerimizle hasbihal etmek, gönlümden geçenleri onlarla paylaşmak arzusundayım. Yunus Emre'nin bizim için de çok anlamlı bir beyti var. Diyor ki: "Bu yol uzaktır, menzili çoktur. Geçidi yoktur, derin sular var." Evet, biz bu yola çıkarken uzun bir yola çıktığımızın; menzili çok, geçidi yok bir yola çıktığımızın; derin sulardan geçeceğimiz bir yola çıktığımızın idrakiyle, şuuruyla, bilinciyle çıktık. Kimse bize "kolay olacak" demedi.

"KİMİMİZ İŞKENCELERDEN GEÇTİ, KİMİMİZ HAPİS YATTI"

En başta karşımızda merhum Menderes'in, merhum Polatkan'ın, merhum Zorlu'nun talihsiz hatıraları duruyordu. 27 Mayıs'ın, 12 Mart'ın, 12 Eylül'ün, 28 Şubat'ın tehditleri üzerimizde bir ağırlık olarak kendilerini hissettiriyordu. Kimilerimiz işkencelerden geçti, kimilerimiz hapislerde yattı. Partilerimiz kapatıldı, siyasi yürüyüşlerimiz engellendi. Yok sayıldık, ötelendik, dışlandık, kendi öz yurdumuzda örselendik. Hiçbir zaman korkmadık, hiçbir zaman vazgeçmedik. Çünkü bu hareket bir kişiye, bir gruba çıkar sağlama hareketi değildi. Bu hareket kişisel rant peşinde koşan bir hareket değildi. Bu hareket köksüz bir hareket değildi; saman alevi gibi parlayıp sönecek bir hareket hiç değildir. Bu hareket ta en başından itibaren millet davasıdır, memleket davasıdır, büyük Türkiye davasıdır. Bu hareket ümmet davasıdır.

"GÖRÜNMEYEN NİCE SALDIRIYI, NİCE BADİREYİ ATLATTIK"

Daha kurulduğumuz andan itibaren partimizi saf dışı bırakmak, hükümetimizi yıkmak için darbe senaryoları yazıldı. İktidarımızın henüz beşinci yılında partimize kapatma davası açıldı. Muhtıralar gördük, sokak hareketleri gördük. Yargı darbelerine, silahlı darbe girişimlerine, terör saldırılarına maruz kaldık. Huzur ortamını, güven ortamını, istikrarı, ekonomiyi, demokrasiyi hedef alan nice saldırıların, suikast girişimlerinin hedefi olduk. Bunlar sizin gördükleriniz, halkımızın gördükleri; görünmeyen nice saldırıyı, görünmeyen nice badireyi atlattık.

"AZİZ MEMLEKETİMİZE BİR BORCUMUZ VAR"

Neydi derdimiz? Boyun eğebilirdik, teslim olabilirdik, uyum sağlayabilirdik, suyuna gidebilirdik. "Ağamsın, paşamsın" diyebilirdik. Rahat yataklarımızda, sıcacık koltuklarımızda etliye sütlüye karışmadan günümüzü gün edebilirdik. Bizden önceki pek çok hükümetin yaptığı gibi biz de rahatımızı bozmaz, riske girmez, idare-i maslahatla işi götürebilirdik. Ama biz bunu yapmadık. Biz yollara düştük, biz bir hayalin peşinde koştuk. Biz aşk ile millet davasına boynumuzu uzattık. Çünkü biz şunu biliyorduk: Tarihe bir borcumuz var. Ecdada, şehitlerimize bir borcumuz var. Ümmete bir borcumuz var. Mazlumlara, yolda kalmışlara, yoksullara, aziz milletimize, aziz memleketimize bir borcumuz var.

Bir Tayyip Erdoğan gider ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir. Biz bu hareketin içinde doğduk, büyüdük, vakti zamanı gelince dava taşını omuzladık. Allah'ın yardımıyla o dava taşını gücümüz yettiğince taşımaya devam ediyoruz. Biz üzerimizde milletin mesuliyetini taşıyoruz. Kimilerine bu kolay gelebilir. Mesuliyet makamında olmadan ahkam kesmek kolay. Hayallerle yaşamak kolay. Biz kolayı değil, zoru seçtik.

"ÇOK İHANET, NANKÖRLÜK GÖRDÜM"

- Biz çileyi, mücadeleyi seçtik. Kendi siyasi tarihim boyunca çok ihanet, çok nankörlük gördüm. Kusursuz değiliz. Elbette bizim de hatamız, eksiğimiz, yapmak isteyip de yapamadıklarımız vardır ve olmuştur. Şu bilinsin ki bir engeli aşmak için bin engelle mücadele etmek zorunda kaldık. Şimdi klavye kahramanları, AK Parti'nin açtığı yolda tesis ettiği iklimde refah ortamında ahkam kesiyor olabilirler. Siz hiç hayatınızda risk aldınız mı?

Kaynak: Ensonhaber

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.