SON DAKİKA
Hava Durumu

Afete Hazır mıyız?

Yazının Giriş Tarihi: 29.11.2022 11:28
Yazının Güncellenme Tarihi: 29.11.2022 11:30

Yaşadığımız Türkiye coğrafyasında afet diye bildiğimiz maddi ve manevi kayıpları olan birçok hadise vuku buluyor. Aslında bu hadiseler dünyanın bir çok ülke ve bölgesinde meydana geliyor. Bugün bu coğrafyada afetler meydana geldiği üzere geçmişte de değişik bölgelerde türlü afetler yaşanmıştır. Bundan sonra da yaşanmaya devam edecektir.
İçinde bulunduğumuz ve misafiri olduğumuz doğa bizi sürekli test eder. Yer sarsılır evler yıkılır, sel gelir her yeri su basar, kar yağar yol kapanır, toprak kayar, yeraltı suyu yükselir, fırtına vurur, dolu yağar, kar fırtınası meydana gelir, salgın hastalıklar yaşamımızı esir alır. Velhasıl anmadığımız bir sürü değişik doğal, teknolojik ve insan kaynaklı afetler hayatımızın merkezindedir.  
Kişisel olarak, kamu ve özel sektör olarak, aile olarak, toplum olarak ve genel anlamda insanlık olarak bu olaylara hazır mıyız!? Tarih maddi ve manevi kayıpların artarak yaşanması anlamında tekerrür etmemeli midir? Görülüyor ki hazırlıksız toplumların kaybı, afet temelli yaşayan toplumlara göre çok daha fazladır. Öyleyse kriz yönetimi anlayışından vazgeçip risk yönetimi anlayışını hayatımıza katıp, içselleştirerek yaşam biçimimiz haline getirmemiz gerekmiyor mu? Afet dediğimiz bu olaylara öncesinden hazırlanmak akıllı bir canlı türü olan insanın yapması gereken en uygun yaşam biçimi değil midir?
Bu konuyla ilgili çok şey yazılabilir ama ben sadece şunu işaret etmek istiyorum. Bu olaylara müdahale anlamında kimin, neyi, nasıl ve ne şekilde yapacağını bilmesi gerekiyor. Devlet hazırlığını yaparken vatandaşın da buna paralel olarak bu hazırlıkların içinde bulunması şarttır diye düşünüyorum. Çünkü filmin baş aktörü vatandaştır! Her şey vatandaşların oluşturduğu toplum için yapılıyor ise vatandaş afet ve acil durumlarla ilgili eğitimli ve bilgili olmalıdır. Bu eğitimi ve bilinçlendirmeyi de tabi ki devletin yapması gerekmektedir. Ancak vatandaşın da bu anlamda talepkar davranması devletin siyasetini etkileyecek en önemli unsur olarak gözükmektedir. Biz biliyoruz ki vatandaşın gündeminde olmayan bir konu, siyasetçilerimizin gündemine hiç gelmez...
Mesela bırakın vatandaşı mahallemizde seçtiğimiz MUHTARLARIMIZ, (afet ve acil durumlarda) vatandaşla devlet arasındaki köprü vazifesini layıkıyla yapmak adına gerekli eğitimleri almışlar mıdır? Bu anlamda acil durum eylem planları bulunmakta mıdır? Hangi olayda vatandaşı nasıl organize edeceklerine çalışmışlar mıdır? Biliyoruz ki şu anda muhtarların üzerinde çok fazla kanuni görev ve kaldırabileceklerinden çok fazla iş yükü vardır. Tek başına yüzlerce insanın sorunuyla karşı karşıya bulunmaktadırlar. Ve maalesef bir çok muhtarımız afet ve acil durumlarında planlama, hazırlık ve müdahale süreçlerine hazır değillerdir. Bu durum tabi ki vatandaşa olay sırası ve sonrasında olumsuz olarak yansıyacaktır.   
Afet ve acil durumlar siyaset üstü konulardır. Şimdi biz şu soruyu kendimize bir daha soralım. Siyasi hiçbir amaç gütmeden ve taraf olmadan sizce toplum olarak ve toplumu oluşturan taraflar olarak afet ve acil durumlara hazır mıyız?
Afetsiz günler dileğiyle…

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.