SON DAKİKA
Hava Durumu

HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR…

Yazının Giriş Tarihi: 11.03.2026 12:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.03.2026 12:01

Yazının başlığındaki ölümün kaçınılmaz bir gerçek olduğunu vurgulayan ifade, Kur'an-ı Kerim'de Ankebut Suresi 57. ayet ve Âl-i İmrân Suresi 185. ayet ile Enbiyâ Suresi 35. ayette geçmektedir.

Bu ayetler, bu dünyanın fani olduğunu ve sonunda herkesin Allah'a döndürüleceğini belirtir. Ölüm, kaçınılmaz gerçektir ve bu dünya imtihan dünyasıdır.

Bugünkü yazımızın konusunu, yaşam serüvenimizin doğumla-ölüm arasındaki yaşam süremize yüklediğimiz anlam bütünlüğüne ayırdım. İnsan bir şeyin yokluğunda onun değerini daha iyi anlıyor. O yüzden hastanede sağlığın, cezaevinde özgürlüğün ve mezarlıkta yaşamın farkını daha yakından hissediyoruz.

Sevdiğim, değer verdiğim bir arkadaşımı, Levent ATAKOL’ u dün toprağa verdik. 45 yaşında sevgi, saygı dolu bir insandı. Kalbine yenik düştü ve aramızdan ayrıldı. Memleketim Kahramanmaraş’ da depremde olağanüstü çalışmalarına şahit oldum. Irk, dil, din, cins ayırmadan, herkese ve her şartta koşulsuz yardıma koşardı. Fedakâr ve iyilikseverdi. Sevilen, sayılan, dürüst ve çalışkan bir iş insanıydı. Bursa müzik camiasında beyefendi kişiliği, güzel icrası, çevresiyle kurduğu sevgi-saygı eksenli ilişkileriyle, sevilen bir karakter olarak öne çıkardı. Velhasıl İYİ BİR İNSAN’ dı Levent ATAKOL.

Ölüm, doğumla birlikte başlıyor canlı olan her şeyde. Dünya hayatı boyunca bedenle birlikte hareket eden ruh zamanla kullandığı bedeni terk ediyor. Her geçen dakika, saat, gün, ay ve yıl yeni bedene geçişin şifrelerini taşıyor. Ciğerlerimize çektiğimiz her nefes ve içindeki oksijen gazı, bizi biraz daha bu dünyada tutarken aslında ölüme daha da yakınlaştırıyor.

Biz ölümü; ruhun bedeni terk etmesi, bedeni ise ruhun kafesidir der, öyle biliriz. Yani düalist bir anlayışa sahibiz. Faniler, yani ruhu kafesinde olanlar, ruhu kafesinden aniden çıkan insanların arkasından “öldü” deriz. Beden bir örtü ise ölüme ceset gömleğinin çıkartılması olarak da bakabiliriz. Ölüm örtünün kalkması, ruhun özgürleşmesi ve fanilikten çıkarak kendine ait ebedi gömleğini giymesi, ölümsüzlüğe geçişi, intikalidir.

İnsanlık tarihi boyunca ölüme farklı anlamlar yüklenmiştir. Kimi toplumlarda ölen kişi yaşadığı evin tabanına, altına gömülmüş, kimi zaman kaya mezarlarında açıkta bırakılmış, bir dönem de büyük anıt mezarlar yapılmış topraktan, taştan. Kimi zaman yakılarak külleri saklanmış ya da doğaya serpilmiş. Şu an da bizim kültürümüzde olduğu üzere toprağa gömülmüştür. Hepsi inancın hayat bulmuş ritüelleridir. Doğru, yanlış bilemem. Her dönemin kendine göre bir inancı olmuş ve bu inanç ekseninde hayata ve onu anlamlı kılan tek şeye, yani ölüme anlam yüklemişiz.

13,7 milyar yıldır genişleyen bir evrenin içerisinde, 4,5 milyar yıldır var olan küçük bir gezegen üzerinde yaşıyoruz. Kimi kaynaklar homo sapiens olarak yaşam süremizin 300 bin yıl, kimi kaynaklar 50-60 bin yıl gibi sürelerle sınırlandırmaktadır. Milyarlarca yıllık evren ve dünya zamanını düşündüğümüzde; insanoğlunun dünya üzerindeki yaşam süresi, bir kibritin yanıp sönmesi kadarlık bir zaman dilimini kapsıyor.

Nedir insan hayatının anlamı ve değeri?

Gandi’ye göre diğerleri için hizmet etmektir.

Fransız keşiş Dimnet’e göre kişisel çıkarların ötesini görmektir.

Savaşı protesto ettiği için ömür boyu hapis cezası almış bir mahkûma göre, hayat, onu anlamlı kılmak için çabalamaya istekli olduğum kadar anlamlı.

Viktor Frankl “İnsanın Anlam Arayışı” isimli ünlü eserinde hayatın anlamının bir keşif değil, kişinin gücü doğrultusundaki çabası olarak ifade eder.

Will Durrant ise, “hayatın anlamı, bize kendimizden daha büyük bir şeyi üretmemiz veya ona katkıda bulunmamız için verdiği şansta yatar” diyerek hayatın anlamı üzerine düşüncesini açıklar.

Velhasıl dostlar, hayatta anlam bulmak istiyorsak; değerlerimiz ve yeteneklerimizi doğrultusunda diğer canlıların hayatlarına dokunmak, faydalı eylemlerde bulunmak gerekiyor. Kendimizi eksik hissettikçe varoluş sancısına yakalanıyor, hayatın anlamını başka yerlerde arıyoruz. Oysa hayata anlam vermek sadece bizim elimizdedir.

Dünyayı tabi ki değiştiremeyiz, buna gücümüz yetmez ancak kendimiz ve çevremizi olumlu anlamda etkileyebiliriz. Anlam aradığımız hayatımız için ne kadar çabalarsak o kadar anlamlandırmış oluruz.

Ölümüyle, bir kez daha bize hayatı sorgulatan Levent ATAKOL kardeşime Allah’tan rahmet yakınlarına sabr-ı cemil diliyorum. Mekânın cennet olsun güzel insan.

Rahat uyu…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.