SON DAKİKA
Hava Durumu

İLAÇSIZ OLMAZ!

Yazının Giriş Tarihi: 23.02.2026 17:47
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.02.2026 17:50

Yaklaşık iki bin yıl önce yaşamış Romalı filozof Cicero'nun "Doğmadan önce olanları bilmemek, sonsuza dek çocuk kalmak demektir" sözünü duymuşsunuzdur. Tarihçiler için işlevi çoktur ancak herkesi ilgilendiren çok önemli bir tespittir bence. Çünkü Tolstoy’ un da dediği üzere; insan, bütün hataları kendi yapacak kadar uzun yaşamıyor. Öyleyse bizden önce yaşayanların tecrübelerine kulak verelim biraz.

Size bugün kısaca beş kavramdan bahsedeceğim. Bu kavramlar: dinlemek- dinlememek, düşünmek- düşünmemek ve konfor olacaktır. Bu kavramları bizden önce yaşamış ve düşün dünyasında önemli fikirlere sahip iki ünlü isimle inceleyeceğiz. Bu isimler Carl Gustav Jung ve Erich Fromm.

Jung der ki, insan sadece dışarıdan görünen tarafıyla yaşamaz. İçimizde konuşan bir ses daha vardır. Bazen gece yatağa yattığımızda “Acaba doğru mu yaptım?” diye soran o ses… İşte dinlemek, biraz da o sesi duymaktır. Ama çoğu zaman o sesi duymak istemeyiz. Çünkü gerçeklerle yüzleşmek rahatsız eder. Bu yüzden meşgul oluruz, konforumuza sığınırız, düşünmemeyi seçeriz.

Bu sözü daha da sadeleştirirsek eğer insan, büyümeyi rahatsızlık anında yaşar çünkü konfor alanı güvenli olmasına rağmen insanı geliştirmez. Her insan düşünebilir ama kendine dürüst olmak cesaret ister.

Jung bu olaya kişisel bakarken Fromm ise konuya toplum tarafından bakar. Ona göre modern insanın en büyük sorunu sorumluluktan kaçıp konfor dairesinden çıkmamaktır. Yani insan özgür olmak ister ama özgürlüğün getirdiği sorumluluktan korkar. Bu yüzden çoğu zaman konforu seçerek yeni olanı reddeder.

Örneğin, dinlemez. Birisini dinlerken çoğu zaman cevap vermek için dinler ve anlamaya çalışmaz. Aslında yeni olanla bağ kurmaktan kaçar. Çünkü değişmek riskliyken, konfor alanı güvenli ve bilinen yerdir.

Bir başka kavram olan düşünmek de böyledir. Kendi aklımızla düşünmek bize zor gelir. O yüzden bizden önce bu işi yapmışların düşüncelerine sığınırız. Kalabalık güvenliyken sorumluluk almak da gerekmeyecektir. Ancak bunun bedeli her zaman kişinin kendisi olmaktan uzaklaşması olarak ödenir.

Velhasıl her iki düşünür de şu noktada birleşirler. İnsanın ve dolayısıyla toplumun gelişimi alışılmışın dışına çıkabilmek cesaretini gösterip gösteremeyeceğimizle ilgilidir. Gelişim konforun dışındadır. Dinlemek ve düşünmek konforunuzu bozabilir, düzeninizi tehdit edebilir ancak büyümenizin başka yolu yoktur.

Hepimiz, seçimlerle karşı karşıya kalırız. Ve tercihlerimiz kaderimizi belirler. Gemi limanda güvendedir ama gemi limanda beklemek için yapılmamıştır. Rahatlıktan ziyade cesareti tercih ederek güvenli limanından çıkma cesaretini gösterenlere, yaşamının gereği olan engin denizlere yelken açanlara selam olsun!

Düşünmeyen, dinlemeyen ve konfor alanında yaşayanlar çok çabuk hasta olur. Yaşamak için ve bu hastalıklara yakalanmamak, yakalandığında da kurtulmak için ilaç bellidir.

Prof. Dr. Sinan Canan’ ın bir sözüyle bitireyim. “Bir insanın çocukluğunda inandığı şeylerle gençliğinde, yetişkinliğinde ve yaşlılığında inandığı şeyler arasında büyük farklar olmalı. Yoksa, o kişi yaşamıyor demektir.”

İlaçlar sadece şişede kutuda olmaz sevgili dostlar. Gülmek ilaçtır, yürüyüş ilaçtır, sevdiğin biriyle sohbet etmek, eğlenmek ilaçtır. İyi uyku ilaçtır, Güneş ilaçtır, her yeni gün ilaçtır.

En güzeli de öğrenmek ilaçtır…

İlaçlarınızı almayı unutmayın lütfen…!

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.