Hemen her gün sosyal medyada birçok video gösterime giriyor. Son günlerde bu videoların en çok konuşulanlarından birisi de Alman Yönetmen Werner Herzog’un 2007 yılında çektiği belgeselden alınan görüntüler oldu. Ve bu video modern yaşamın anlamsızlığına dair sembol haline geldi.
Encounters at the End of the World (Dünyanın Sonunda Karşılaşmalar) adlı belgeselde, bir penguenin mensubu olduğu koloni topluluğundan ayrıldığı ve Antartika’nın uçsuz bucaksız buzullarına doğru tek başına yürüdüğü görülüyor. Kısa sürede viral olan bu videoya sosyal medyada farklı ve sembolik anlamlar yüklendi.
Sosyal medya kullanıcıları (Tik Tok, X (eski adıyla Twitter) ve İnstagram) çeşitli müzikler eşliğinde ve alt yazılar eşliğinde duygusal paylaşımlarda bulundular. Bu paylaşımlarda genel olarak şu ifadeler yer aldı. “Her şeyi bırakıp gitmek isterken ben”,” Modern insanın ruh hali”, “Hayattan vazgeçmiş gibi.” Tabi ki bunun sonucunda, bizim yalnız penguen bir internet fenomenine dönüştü ve “Nihilist Penguen” adını aldı.
Peki, 2007 tarihli bu görüntü neden şimdi viral oldu? Ve insanlar sürüsünden ayrılıp tek başına sonsuzluğa doğru yürüyen bu penguenle nasıl bir ortak bağ kurabildi? Uzmanlar kahramanımızın bu davranışının bilinçli bir eylem olmayıp; hastalık, stres, doğal içgüdüsel sapma veya yönünü kaybetme olarak tanımlasalar da sosyal medyanın gölgesinde kalmış durumdalar.
Bireysel yabancılaşma, Yalnızlık ve amaçsızlık, Ait olduğu toplumdan kopma isteği ve Modern yaşamın anlamsızlığı gibi duygulara neden olan bu olay, hayata dair nihilist bir tutumu ortaya çıkarttı.
Nihilizm Nedir?
Latince ‘de 'hiç' anlamına gelen nihil sözcüğünden türetilen Nihilizm, evrenin ve insan yaşamının özünde mutlak bir anlam taşımadığını ileri süren felsefi bir bakış açısıdır. Varlığı yok sayan bu anlayışa göre her şey insan tarafından üretilmiştir ve mutlak doğru yoktur.
Böyle olunca da hayata anlam aramak gereksiz bir uğraş olarak değerlendirilecektir. Bu gereksizlik, tabiatın boşluk kabul etmeyen kanunları gereği insanda boşluk ve yalnızlık hissi ortaya çıkartacaktır. Öyle ki modern insanın tükenmişliğini sembolize eden bu durum, zamanımızın ruh halini yansıtan bir metafor olarak öne çıkmaktadır.
İslam inancı ve genel anlamda din penceresinden baktığımızda; insanın düalist yapısını yani beden ve ruhtan oluşan durumunu reddettiği için nihilizm kabul gören bir düşünce şekli değildir. Ve hatta şiddetle karşı çıkılan bir öğretidir.
Velhasıl dostlar, sosyal bir varlık olan ve toplum içeresinde yaşayan insan, toplumun kendisine sağladığı güvenli ortamdan kolay kolay vazgeçemez. Gerçek ve derin bir kırılma yaşamadan yalnız kalamaz. Kaliteli yalnızlık, seçilmiş olandır. Bu seçim tutkularının peşinden gidecek cesareti ve bu cesarete ev sahipliği yapacak bir yüreği gerektirir.
Bu yürek fark edilmek isteyen, bulunmak için her şeyi göze alabilen yanımızdır. Bulunmak istemeyen sürüde kalırdı. Hani bazen seçim yapmak zorunda kalırız ve bize “ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin” denir ya! Gitmem! Sürüde kalırım ve seçilmiş yalnızlığıma sığınırım. Bilirim ki sürüden olmam gerekmiyor ve ayrı olanı değil, ayrılanı kurt kapıyor.
Dücane Cündioğlu’ nun bir sözüyle bitirmek istiyorum. Der ki; “soylu yalanlara hürmet ederiz, ama inanmayız.” Hayatımızda o kadar çok rol yaptığımız sahne bulunuyor ki! Adeta tiyatro sahnesinde, kendimiz olmayan başka birilerinin başrol oyunculuğunu yapıyoruz. Çoğu zaman sormadan ve sorgulamadan sürdürdüğümüz bu yaşamın, kalabalık ya da sığ olmasının bir önemi var mı?
Nihilist Penguen misali sonsuzluğa yaptığımız yolculukta, kaliteli ve seçilmiş yalnızlıklarda hayatınızın amacını ve mutluluğunu bulabilmenizi diliyor, afetsiz günler temenni ediyorum.