SON DAKİKA
Hava Durumu

TEKNOLOJİ = SAVAŞ

Yazının Giriş Tarihi: 21.07.2023 16:29
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.07.2023 16:29

Geçen haftaki yazımızda, insan kaynaklı afetin en zararlısı olan savaş konusunu işlemiştik. Ve geliştirdiği teknolojiyle refahını arttıran insanoğlunun aynı zamanda birbirini öldürmek için de bu teknolojiyi kullandığını ve çağımızın silahları olan KBRN silahlarını (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer) ürettiğini söylemiştik. Bugün insanoğlunun neden savaştığını kendi kavlimizce anlatmaya devam edeceğiz. 

Ormanlarda ve mağaralarda kendini korumaya çalışarak yaşayan, bunun için taştan, ağaçtan yaptığı silahlarla nefsini müdafaa eden insanoğlunun, bir düğmeyle dünyanın diğer ucundaki bir hedefi nokta atışı vurabilmesi arasındaki muazzam mesafeye kolay ulaşılmadı. Mağaralardan akıllı binalara, yer altı tünellerinden gökyüzüne doğru sivrilen onlarca metre uzunluğundaki binalara, yaya, at veya diğer binek hayvanlarıyla aylar süren yolculuklardan, binlerce kilometrelik yolu saatlerle alabilen son model hava araçlarına kavuşmak, kıskanılacak bir hamleydi. Refahını arttıran, teknolojiyle yaşamını zirveye taşıyan insan, aynı zamanda kendi ırkına ve doğaya karşı kullandığı silahlarının da gücünü arttırdı. Ok, yay, mancınık, tüfek, top, tank, konvansiyonel silahlar derken, akıllı füzelere evrilen bu süreç sonunda, dünyanın bütün insanları tehlike altına girdi. Görülüyor ki teknoloji arttıkça, savaşların sivil halkı daha çok etkilediği, gelişen silah teknolojisinin ulaştığı nokta itibariyle sınırların ve güvenli yerin kalmadığı bir durum ortaya çıkmıştır. Artık cephe dediğimiz alan, sadece askerlerin savaştığı bölge değil, dünyanın her yeridir. 

     
    İnsanların kendi elleriyle oluşturdukları toplumsal bir afet olan savaş, insanlık tarihi kadar eskidir. Nedenleri çoktur ama birkaç başlık altında şöyle ifade edebiliriz.
-Daha zengin olma, büyük toprak edinme isteği (sömürgecilik),
-Ağır coğrafi koşullar (iklimler, kıtlıklar vb.),
-Kendi inanç ve yaşam tarzını başka toplumlara kabul ettirme isteği (Din, mezhep savaşları, Haçlı Seferleri),
-Bağımsızlığın elde edilme isteği (Ulusal bağımsızlık savaşları, Kurtuluş Savaşı).
    Günümüzde ya da gelecekte çıkacak savaşların en belirgin özelliği: Bu savaşların, topyekün ya da ulusal savaşlar oluşlarıdır.    Bu yeni konsept, devletleri sadece pasif korunma önlemleriyle halkın korunamayacağı anlayışına götürmüş ve sivil savunma kavramı buradan çıkmıştır.

“ Ben Atom’u iyi bir şey için parçaladım, insanlar birbirlerini öldürüyorlar.”                                            A.Einstein
    İkinci Dünya Savaşı’nda, kentlere atılan tüm bombaların tutarı iki milyon tondu. Bugün birçok devletin binlercesine sahip olduğu bir tek termonükleer bombanın salıverdiği enerji tutarı, iki milyon ton bombanınkine eşittir.  Yani 52 milyon insanın öldüğü ikinci dünya savaşının tüm bombaları, sadece bir bombanın içine sığdırılmış durumdadır!  İnsanlar nükleer savaştan korkuyor ancak her teknolojik devlet, bu savaş için hazırlığına son sürat devam ediyor.
    1945 yılında İkinci Dünya Savaşı’nı sona erdiren Amerika’nın Japonya’ ya attığı iki adet nükleer bombadır. Hiroşima’ ya‘‘Enola Gay’’ isimli uçaktan atılan “little boy” (küçük çocuk) kenti yakmış, yıkmış ve binlerce insanın ölümüne neden olurken Japonya kayıtsız şartsız teslim olmak zorunda kalmıştı.
    Bu cinayet fermanını kim, neden ve nasıl vermiştir? İktidar ve kişisel hırsla hareket eden, çok az sayıda kişinin başlatabileceği savaş olan nükleer savaşa, neden onay verilmiştir? Askerlerin kavgasında, sivil halkın öldürülmesini diğer sivil halk neden istemiştir? Amerika kıtasının Washington kentinde yaşayan bir işçi, Japon adasındaki bir çocuğun tepesine inan bir bombayla yanarak ölmesine neden göz yumar ki?  Kitle iletişim araçları genellikle devletin elinde bulunur. Bu cinayete onay vermesi veya tepki göstermemesi için sivil yığınlar, nasıl bir propagandaya maruz bırakılmıştır? Bu ve bunun benzeri birçok sorunun cevabı, yukarıda tarif ettiğimiz savaşın tanımında araya serpiştirilen ve tarafı olduğumuz kelimelerin içinde kendini göstermiyor mu? 
    Ülkeler milyarlarca dolarını bu silahlara ve savunma dedikleri harcamalara yapmaktadır. Savaşa hazırlanan bu devletlerin harcadığı paraların büyüklüğü, birtakım odakların iştahını kabartmıştır. Savaş çıkartarak ürettikleri silah satışlarını arttırmak isteyen bu uluslararası şirketlerin doymak bilmeyen iştahları hiç kapanmamıştır. Bu durum karlı bir sektör haline gelmiş, kazan-kazan tabir edilen karşılıklı çıkar anlaşmaları yapılarak, taşeron örgüt ve savaşçılar yeni dönemin orduları haline getirilmiştir. Artık devletler perde gerisinde kalıp, gruplar vasıtasıyla çatışmakta, terör örgütlerini kullanarak emperyal hedeflerine ulaşmaktadırlar. Silah tüccarları da savaş politikalarını benimseyen liderleri destekleyip, iş başına getirmek için büyük gayret göstermektedirler.
    Mantık çerçevesinden baktığımızda, sivilin korunması için silahlara harcanan paranın, bu savaşların niteliğini anlatmak ve önlemek için harcanacak paradan daha az olması gerekmez mi? Silahlanma için ayrılan para ile silahsızlanma için ayrılan para arasındaki uçurum, insanların birbirine karşı hissettikleri nefretin ve mesafenin büyüklüğünü de göstermiyor mu?

    Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye'yi desen, iki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Ancak hadi gel şunu geri yapalım desen, bir Sinan bir de Süleyman gerek.
M.Akif ERSOY’ un Çanakkale savaşına hitaben yazdığı dizelere bakalım. 
‘Eski dünya, yeni dünya, bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, tufan gibi, mahşer mahşer 
Yedi iklimi cihanın duruyor karşısında, 
Ostralya ile beraber bakıyorsun: Kanada! 
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; 
Sade bir hadise var ortada: vahşetler denk.”

Savaş insanı çirkinleştiren en büyük yıkımlardan birisidir. O kadar yıkar ki; Akif “Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, iki kazma iki kürek, iki de ırgat gerek. Ancak hadi gel şunu geri yapalım desen, bir Sinan bir de Süleyman gerek.” Dizeleriyle yıkmanın ne kadar kolay imar etmenin ise çok zor olduğunu, irade, güç ve bilgelik gerektirdiğini ifade eder. 

İyiyi imar etmek arzusu ve afetsiz günler dileğiyle…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.