SON DAKİKA
Hava Durumu

UYKU ÜZERİNE…

Yazının Giriş Tarihi: 23.01.2026 18:38
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.01.2026 18:42

Hepimiz deneyimlemişizdir. Sevdiğimiz bir şey yaparken, ya da hoşumuza giden bir ortamdayken çabucak geçer gider, tükenir zaman. Saatler saniye gibi gelir bu anlarda. Bazen de saniyeler saatlere dönüşür ve hiç geçmez, boğar, sıkar bizi. O yüzden çocuklar için bir saatlik oyun bir dakika, bir dakikalık ceza bir saat gibidir. Bu durumların bu şekilde farklı algılanmasının nedeni, her daim ve herkes için eşit adımla ilerleyen zaman dediğimiz süreyi, bilincimizin kendi kodlarıyla işlemesidir. Yani zaman, yaşamımıza ayarlı bilincimizin ortaya çıkarttığı bir yanılsama olarak gözükmektedir.

Ne kadar doğru bilmiyorum ama Einstein’a göre zamanı durdurmak mümkünmüş ve bunun birkaç tane formülü varmış. Zamanı durdurmak, yavaşlatmak ve genişletmek üzerine, beni bayağı meraklandıran bu formüllere çok yüzeysel bir şekilde bakalım isterseniz. Sakın başka yerde aramayın bu formüllerin uygulanış örneklerini. Bu formül siz, sizin yaşam alanınız ve algınız içerisinde bulunuyor. Öyleyse bunun farkına varmaya çalışalım.

Tabi ki, zamanı durdurmak demek vücudunuzdaki yaşlanmayla ilgili değil! Vücut kimyasının gereği, biyolojik ömrünün sonucu olarak eskiyecek, bozunuma uğrayacak ve işlevsiz kalacaktır. Yani her canlı hücrede olduğu üzere dönüşüp, ölecek ve fiziki varlık hal değiştirecektir. Durdurabileceğimizi söylediğimiz şey bu olmayıp, ruhumuz, aklımız, irademiz ve genel anlamda fiziki olmayan, metafizik yönümüzden bahsediyorum. Bu kısa açıklamadan sonra formüllere döneyim.

Saymayı bırakmak, deneyimlediğin anın arkasından koşmaktan vazgeçmek bu formüllerin başında geliyor. Yani içinde bulunduğumuz yaşın ve pozisyonun üzerine giydirdiğimiz anlam gömleğinden, bu gömleğin kendi zamanına göre giyilip çıkartılması gerektiğini kanun haline getirmiş ezberci yapımızdan bahsediyorum. Bu yapınızı, yaşamınızı böldüğünüz basamakları gözden geçirin ve bunların hiç de vazgeçilmeyecek şeyler olmadığını, gömlekten vazgeçebilme olgunluğunu ve genişliğini tecrübe edin. En azından bunu bir deneyin. Anı yaşayın.

Anda kalmak ve zamanı durdurmak yeni olana kendinizi açık hale getirerek başarabileceğiniz bir durumdur. Etrafındaki şeyleri detaylı olarak görüp, fark etmek, dokunup, koklayarak hissetmek, duymak ve tatmak. Velhasıl, rutini terk etmek, zamanın dışında var olabilmek.

Zamanı genişletmek meselesine bakalım. Bunu istiyorsanız dikkatinizi yeni olan şeylere kaydırın. Yeni şeyler öğrenip, deneyimlemekten korkmayın. Konfor alanınız size rahatlığı getirmiştir ancak yeni bilginin girmediği beyin ölür. Alışkanlıklarınız beyni otomatikleştirir ve beyin yeni anıları kaydetmez. Oto motor şeklinde çalışmaya devam eden beyin karşılaştığı yeni bilgiyi işlerken zamanı yavaşlatmak zorunda kalır. O yüzden güzel anların başlangıcı bir ömür kadar uzun gelirken, bitişi yıldırım hızıyla gerçekleşir.

Tüm günlerinizin aynı olması, beynin otomatik şeyleri sizin iradeniz ve farkındalığınız dışında tekrar etmesi zamanın sıkışmasına neden olur. Zamanın sıkışması ise bir yılınızın bir gün gibi vasat geçmesi, yıllarınızın siz yaşayamadan elinizden çıkıp gitmesi demektir. Bunu hissetmeyen var mı? Neden bazen oturur, şimdiki aklım olsaydı! diyerek hayıflanırız ki? Geç kalmadınız bence. Bunu kısır döngüyü değiştirip, kırın. Beyninizi rahatsız, zamanınızı “uzun” edin. Yeni hobi, yeni müzik, yeni deneyimlerle…

Einstein’ in sözü müdür bilemiyorum ama; “Ben acele etmem. Bu yüzden her şeye yetişirim” sözü tam da bu durumla alakalı bir motto olmuş. Hızlı yaşamak bizi yaşlandırıyorsa çok da acele etmeye gerek yoktur diye düşünüyorum. Hızlı yaşamaktan kast edilen şeyi, hayatımızda bulunan insan ve her türlü nesneye gösterdiğimiz dikkatin bir ölçüsü olarak düşünüyorum. Dikkatimizin yüzeysel olması yaşamımızda bizim için önemli olan kişi ya da nesnelere gerekli ilgi ve alakayı göstermediğimiz anlamına geliyor. Böylece ortaya çıkan paradoks, bizi sahte yaşanmış veya gerçekten yaşanamamış bir kopya hayatla baş başa bırakıyor. Aceleyle geçtiğimiz duraklara tekrar geri dönüp eskiyi arama, değiştirme, dönüştürme gayretiyle gösterdiğimiz çaba, ortaya çıkan bu sonucun pişmanlığını ve endişesini ortadan kaldırmaya yetmiyor. Ve hatta önünüzde size ait olan, geriye kalmış kısıtlı sürenizi de geriye sararak boşa geçirmenize ve fuzuli gayretlerle doldurmanıza sebep olacaktır.

Hayatı bir kez yaşayabiliyoruz sevgili dostlar. Yaşantımızın hangi döneminde olursa olsun almış olduğumuz kararların iyi ya da kötü olduğunu bilemeyiz. Çünkü sadece bir tane seçim hakkımız vardır. Çok seçim hakkımızın olduğu üçüncü, beşinci hayata sahip olabilseydik karşılaştırabilir, doğruyu kendimizce tespit edebilirdik. Bu şansımızın olmadığını bilen Kierkegaard’ın da dediği üzere; “Hayat ancak geriye bakarak anlaşılabilir; ama ileriye doğru yaşanmalıdır.”

Bütün bunların yazının başlığıyla ne alakası var diye aklınıza bir soru geldi mi? Sanırım gelmiştir. Beyni soğutmadan, yavaşlatmadan ve boşaltmadan uyuyamazsınız. Pişmanlık ve endişe deryasında yüzen beyninizi uyutabilmek, yaşanmamış geçmişinize tekrar uzanabilmek ve hatta zamanı durdurup geriye sarabilmek mümkündür. Bunun formülü herkese göre değişebilir. Ancak, kendim için olan formülü biliyorum. Hayatın çözülmesi gereken bir problem değil, yaşanması gereken bir gerçeklik olduğunu bilerek yaşıyor, yaşamaya devam ediyorum. Gerisi misafir…

Huzurun eşlik ettiği derin uykular, keşkelerin olmadığı zamanlar ve afetsiz günler dileğiyle…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.