SON DAKİKA
Hava Durumu

Nedir Bu 700. Yıl Meselesi ? Geçmişi anmak mı sadece... Yoksa...?

Yazının Giriş Tarihi: 16.01.2026 09:45
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.01.2026 09:54

Bursa’da bazı sabahlar bana şunu hatırlatır:
Bu şehir sadece yaşadığımız kent değil bizleri her daim ayrıcalıklı hissettiren bir hafıza.
Şimdi bir-iki dakikanızı ayırıp bir Bursalı olarak düşünün lütfen;
Uludağ’dan gelen serinlik yüzünüze çarptığında, çarşının taşlarına bastığınızda, hanların avlularında durup etrafınıza baktığınızda hep o muhteşem duyguyu hissetmiyor musunuz?
Bursa'da zaman sanki düz bir çizgi değil, katman katman ve her anı huzurla bütünleşik fevkalade bir tarihi atmosferde...


Misal;

1326 yılı benim için bir rakamın ötesinde, bu şehrin ruhuna atılan ilk imza gibi. O gün Bursa fethedilmedi sadece; bir adalet anlayışı, bir devlet aklı ve bir medeniyet iddiası yerleşti bu topraklara...
Ve bugün biz Bursalılar hâlâ o derin izlerin arasında yürüyoruz adeta ...
Büyükşehir Belediyesi’nin, kentin fethinin 700. yılı için açıkladığı programı izlerken de içimde garip bir heyecanla karışık derinden bir sorumluluk duygusu hissettim ve anlatılanların sadece geçmiş değil geleceğe dair projeler de içermesi açıkçası sevindirdi beni.


Aslında tam olarak şu sebeptendi iyi hissetmem;
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in 2026’yı yalnızca bir anma yılı değil, Bursa’nın yeniden hatırlanacağı ve dünyaya anlatılacağı bir “Fetih Yılı” olarak tanımlaması iyi gelmişti bana ...
Çünkü Mustafa Başkan'ın bu cümlesi, resmi bir söylemden çok, şehre verilmiş çok kıymetli bir söz gibiydi.


En çok da Başkan Bozbey'in tarihin nefes alması gerektiğine dair vurgusu üzerine düşüncelere daldım.
Çünkü tarihin yıllardır kapalı salonlarda anlatılmasına içim sıkılırdı benim hep ...
Sanki koskoca asırların tek bir mekanın içine hapsedildiği duygusuna kapılır ve sırf bu sebepten o muhteşem geçmişin nefes alamadığını düşünürdüm.
Ve fakat uzun süre sonra ilk kez Büyükşehir'in 700. Yıl lansmanında Mustafa Başkan'ın cümlelerinden fetih ruhunun sokağa indiğini hissettim. Dijital gösterilerle konuşan surlar, toprağa dikilen 700 çınar, çocuklar için kurulan zaman yolculuğu alanları… Bunları dinlerken, “işte” dedim, “tarih böyle anlatılmalı....”


Özellikle çocuklara dair bölümlerde durup düşündüm. Eğer bir çocuk bu şehrin geçmişini oyunla, merakla, dokunarak öğrenirse; o hafıza artık kimsenin elinden öyle kolay kolay alınamaz ve de asıl işte o zaman bir şehir gerçekten korunur.
İlaveten;

Başkan Bozbey’in söylediği bir cümle de gün boyu zihnimden çıkmadı:
“Köklerini unutan bir gelecek güçlü olamaz.”
Bu söz, bana yalnızca geçmişi değil; bugünü ve yarını da sorgulattı. Biz köklerimizle ne kadar bağ kurabiliyoruz?Tarihimizin Ne kadarını gerçekten biliyoruz?
Bursa, Osmanlı’nın ilk başkenti olarak devletin ruhunun yoğrulduğu şehir. Ama bu ruhu yaşatmak, sadece restorasyon yapmakla olmaz. Anlatmak gerekir. Paylaşmak gerekir. Bazen bir QR kodla, bazen bir çocuğun sorusuyla, bazen de bir esnafın hikâyesiyle…


Şunu çok net hissediyorum:
Bu 700. yıl meselesi yalnızca bir belediye organizasyonu değil. Bu, benim de, senin de, bu şehirde yaşayan herkesin meselesi. Çünkü Bursa ancak ve ancak sahiplenildiği kadar güçlü.
700 yıl önce bu topraklara düşen bir tohum, bugün koca bir çınar. Ben o çınarın altında durup sadece gölgelenmek istemiyorum. Dallarına bakıp, “daha ne kadar yükselebilir” diye düşünmek ve bu uğurda çalışmak, çabalamak ve de üretmek istiyorum.
Belki de bu yüzden içim rahat.
Çünkü bu kez mesele aynen Mustafa Başkan'ın anlattığı gibi sadece geçmişi anmak değil; geleceğe bir şeyler bırakmak meselesi...
Yolun açık olsun Yeşil Bursa…
Ben de buradayım ve geçmişten geleceğe şehrime sahip çıkıyorum....

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.