Birden aklıma geliverdi çok değerli okur;
Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayalı daha henüz birkaç gün oldu, olmadı malumunuz…
Ve fakat koskoca ülkemin dört bir yanından, haber ajanslarına, sosyal medyaya ve ekranlara bir bir yansıyan haber içeriklerine baktığımda ister inanın ister inanmayın;
Emekçi kadın ne bekler ve de gerçekten emekçi kadın nasıl olunur? Sorularına cevap niteliğinde tek bir paylaşım ya da yayına rastlayamadım…
İster istemez tam da bu sebepten ötürü ( üstelikte her gün onlarca kadının acımasızca katledildiği gerçeğiyle yine ve yeniden yüzleşerek) fikrimde beliren eşlerinin-ailelerinin ya da birilerinin sırtından geçinmeyi değil de;
‘Emeğiyle varolabilmeyi tercih eden hakikaten emekçi kadınlar ne ister?
Sualinin yanıtına birkaç gündür sahiden kilitlenmiş durumdaydım…
Şu an bu satırları okuyanlar da dahil herkesin verdiği o klasik yanıtları;
Mesela; Özgürlük ister!
Adalet ister!
Eşitlik ister! gibi talepleri koyun bir kenara ( bu yanıtlar zaten cepte);
Emekleriyle ayakta durabilmek için ilk etapta, öncelikle ne ister?
Ne isteriz bizler cidden?
İşte Bendeniz bu minvalde yani ‘Kafamda deli sorular’ modunda düşüncelerdeyken;
Bursa’nın kalbi Osmangazi’nin Kendisine has siyaset tarzı ile bilinen ve ‘Mega projeler yerine ihtiyaca binaen hizmet’ anlayışı ile çalışan tasarrufta öncü Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın iftar yemeğinin devamında düzenlediği Bursa’nın Fethinin 700. Yıldönümüne de çağrışımla gerçekleşen 700. Gün icraat toplantısına katıldım.
Toplantı için seçilen mekan iki yıl önce adaylık açıklamasını da yaptığı Kültürpark içindeki Altınceylan tesisleriydi. Erkan Başkan o vakit sahneye bir koltuk koydurmuş ve o koltuk ile alakalı şu mesajı vermişti;
‘Bu koltukta oturmak için değil, çalışmak için geliyoruz.’
700. gün toplantısına da iki yılın ardından bu mesajla başladı ve detaylara temas etmemeye özen göstererek kısa ve de sıkıcı olmayan bir sunum gerçekleştirirken aynen bir kez daha tekrarladı;
‘Bizler o koltukta oturmak için değil, çalışmak için varız’…

Bu arada;
Yeri gelmişken Erkan Başkan’ın basın ekibini de özellikle masalara bıraktıkları kartlara yerleştirilen kodla 700 günde yapılanlara detaylarıyla ulaşabilmemizi sağladıkları için tebrik ettiğimi bilhassa belirteyim. O kodu telefonunuza okutuyorsunuz ve Osmangazi’de son iki yılda gerçekleşen tüm hizmetler ayrıntılarıyla ekranınıza geliyor.
Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın 700. Gün İcraat Sunumu’nun ana başlıklarına gelince;
*BİR;
İki yıl önce açıklanan 58 projenin 40’ının bugün itibariyle tamamlanabilmiş ve hayata geçirilebilmiş olması…
Bu da aynı zamanda şu demek;
Erkan Aydın vaatlerinin tamı tamına yüzde 70’ini seçime daha üç yıl varken, ilk iki yılda gerçekleştirme başarısını gösterebilmiş. Kalan yüzde 30’luk kısmın da bu üç yılda tamamlanacağının sözünü de verdi Erkan Başkan… Ki Kendisinin iki yıllık karnesine bakarsak kanımca da tamamlar hatta ve hatta daha daha halkın nabzına dokunacak başka hizmetler de üretir ve o hizmetlerle de örnek teşkil eder.
İKİ;
Bursa’nın deprem gerçeği dikkate alınarak planlanan icraatlar
* Çukurca’da kurulma aşamasındaki Afet Koordinasyon Merkezi
*Yaklaşık 50 bin metrekarelik bir alanda afet lojistik merkezi
*Afet anında iletişimin kesilmemesi için planlanan özel kuleler
*Mahallelere yerleştirilecek olan afet konteynerleri
*Termal kameralı dronlar
*Mobil afet kontrol karavanı
* Afet toplanma alanlarının sayısının 459’a çıkarılması.
Açıkçası bir Osmangazili olarak Erkan Başkan’ın deprem gerçeğine karşı planladıkları icraatleri dinleyene kadar oldukça tedirgindim ve böylesine hayati bir mevzuda ilçe olarak yerinde saydığımızı düşünmekteydim. Amma velakin Başkan Aydın’ın herhangi bir deprem felaketi karşısında alacağı ciddi önlemler boyutundaki bu başlıkları işittiğimde itiraf etmem gerekirse derin ve rahat bir nefes aldım.
ÜÇ;
Bir yandan her biri birbirinden elzem ve acilen hayat bulması gereken;
Ve de hiçbiri reklam kokmayan, kamuoyuna duyuruluş şekliyle de şaşalı kelimelerle süslü lansmanlar içermeyen Erkan Aydın Tarzı siyaset ile sıkıntıların çözümüne odaklı çalışırken Başkan;
Diğer taraftan da kültür sanatta Osmangazililerin uzun yıllardır özlediği ve sabırla beklediği mekanlara hayat verip sayısız organizasyon ve etkinliği de yaşama geçirmeyi başarmış.
Son iki yılda:
• 103 tiyatro ve sergi etkinliği
• Etkinliklere katılım 350 bin kişi
• 116 farklı atölye çalışması
Ve de en mühimi bugün toplam 13 kütüphane hayata bulmuş Osmangazi’de…

İlaveten;
Bu verilerle kültür - eğitim ile genç kuşak mevzularında çok hassas olduğunu da bizzat gösterdi Erkan Başkan. Yerel yönetimlerde kültür- sanat kesinlikle bir ekip işidir ve yapılanlardan anladığım şudur; Erkan Başkan bu alanlarda da ekibini çok tecrübeli ve başarılı isimlerden kurmuş ve o ekip geçen iki yılda üstün gayret ve çaba ile çalışmış.
Öyle ki misal vermem gerekirse;
Genç cafe yatırımlarında, Osmangazi belediyesi örnek kazanımlarla dikkat çekmekte ...
Sosyal Belediyecilikte de örneğin Kent lokantalarında 400 bin kişi ağırlanmış
Genç Kafe’lerin ziyaretçi sayısı da bugün itibariyle 555 bin.
Erkan Başkan’ı dikkatle izlediğim o anlarda bir yandan da yazının başında aktardığım üzere kafamdaki emekçi kadınlar odaklı o deli soruları düşünmekteydim ki;
Osmangazi Belediye başkanı Erkan Aydın aynen şöyle dedi;
‘Şu ana kadar gelen talepler doğrultusunda
5 kreşimiz hizmete açılmıştır ve 3’ünün inşaatı da sürmektedir. Yıl sonu hedefimiz 10 kreş’…
Ve ben de akabinde aynen şu cümleleri geçirdim içimden;
Yıllardır hem bir anne, aynı zamanda hem de bir baba misyonu üstlenebilme gayretiyle çabalayarak çekirdek ailemin (Biricik kızım ve Ben) tüm sorumluluklarını taşıyan ve en iyi koşulları sağlayabilmek için yeri geldiğinde gece gündüz çalışan bir kadın olarak ben ilk önce sorunsuz sıkıntısız çalışma koşulları istemiştim. Ve de bu koşulların başında göz bebeğim kızımı çalıştığım saatlerde emanet edebileceğim tek yer çok güvenilir fiyatta da uygun bir ana okulu ya da kreşti. Ancak ne yazık ki o yıllarda ben ve benim gibi emekçi kadınlara böylesine kıymetli imkanlar sunulmamıştı.

Ama şimdi ?
Şimdi Osmangazili emekçi kadınlar çok şanslıydı. Çalıştıkları anlarda evlatlarını güvenle teslim edip bırakabilecekleri yerel yönetimce açılan ve yönetilen modern imkanlar ve sağlıklı koşullarla donatılmış kreşler vardı.
İşte o içinden bir türlü çıkamadığım aslında cevabı çok basit gibi görünen ama yanıtında günlerdir zorlandığım o sorunun;
Emekçi kadınlar ne ister, ne bekler ? sualinin asıl ve gerçekçi cevaplarından biri ve de çok da mühimi aslında buydu.
Gönül rahatlığı ile çocuklarımızı bırakabileceğimiz tam donanımlı ve tecrübeli öğretmenlerin bulunduğu kreşler …
‘Ne kıymetli bir kazanım ’ dedim iç sesimle…
Çünkü emekçi kadın olarak bizler kendimizden önce çocuklarımızı düşünüyor, en başta onlar için çalışıyor, çabalıyor ve onlara aydınlık bir gelecek sağlayabilmenin mücadelesini veriyorduk.
Kreş meselesi de bazılarının sandığı gibi “Küçük bir sosyal hizmet” değil, bir kentin geleceğine atılmış çok sağlam bir temeldi aynı zamanda.

Bir belediye başkanı da kreş açıyorsa aslında şunu söylüyordu:
“Bu şehirde kadın çalışabilir, üretebilir, kendi ayakları üzerinde durabilir. Çocuklarına da güvenilir ve aydınlık bir gelecek sağlayabilir. ”
Ardından aklımda Türkiye’de binlerce emekçi kadınının çalışmak istediği halde sırf çocuğunu bırakacak güvenli bir yer bulamadığı için iş hayatından koptuğu gerçeği düşüncesi belirdi birdenbire.
Ne büyük bir çaresizlikti…
Nasıl da tarifsiz bir imkansızlıktı o içinden çıkılmaz durum…
İşte tam da hal böyleyken emekçi kadınlarda belediyelerin açtığı her kreş, sadece bir bina değil; bir annenin nefesi, bir çocuğun güveni, bir kadının özgürlüğüydü...
Ve de kanımca gerçek sosyal belediyecilik tam da buydu.
Betona değil, insana yatırım yapmak…
Gösterişe değil, emekçi kadının hayatını kolaylaştırmaya bütçe ayırmak…
Bu bütçeyi ayırma tasarrufunda bulunduğun için tebrikler Erkan Başkan…
Sağ ol... Var ol….