Vali’nin Uyarısını Bile Umursamayan O İlçe Başkanı Kim?
Niçin uyarıldı?
O Uyarıda Kendisine ne dendi?
Bu Yazıda....
Şimdi anlatacaklarım çok değerli okur;
Politik bir ders niteliğindedir; Bir !
İkincisi; Siyasette, devlet kanunlarına uyma gerekliliğinin bir tercihten ziyade, zorunluluk olduğuna bariz bir örnektir!...
Ve fakat;
Yasalara uymayan siyasiler var mıdır?
(Kuşkusuz ki vardır. Ki bu yazının konusu da yasayı bilmezden ve de görmezden gelip, birkaç görev üstlenmekten bir türlü geri durmayan bir siyasetçimizdir...)
Varsa;
Tabir-i caiz ise göz göre göre siyaseten kim, nasıl, neden, ne şekilde devletin yasalarına aykırı bir tutumla, nerelerde siyaset yapmaya çalışmaktadır?
O vakit daha fazla merak uyandırmadan hemen anlatayım;
Siyasetin kendine has bir teorisi, her partinin de kendine göre bir işleyişi kuşkusuz ki vardır...
Ancak mevzu bahis 'Devlet' ve onun temsil makamı olduğunda, orada siyasi kimlikler yerini kanunlara ve devlet adabına bırakır.
Malumunuz 'Vali' , bir ilde devletin kendisini, yasayı ve nizamı temsil eder.
O zaman açıkça soralım;
Bir ilçedeki siyasi bir figürün, Valilik makamından gelen yazılı uyarıyı hiçbir şekilde dikkatte almaması ve sanki şahsına hiçbir tebligat gönderilmemiş gibi kulağının üstüne yatması yerleşik devlet geleneğine de bir meydan okuma değil midir sizce?

Asıl şimdi sıkı durun değerli okur;
Çünkü bu anlattıklarımı çok daha vahim ve düşündürücü kılan o detayı açıklıyorum;
Buraya kadar bahsettiğim bu uygunsuz tavrı sergilemesi hasebiyle yazımıza konu olan siyasimizin asıl mesleği de avukatlık!
Bildiğiniz, adaletin tecelli etmesinde mühim görevler üstlenen çok kıymetli hukukçularımızdan biri yani Kendisi!...
Velhasıl;
Hayatını hukukun üstünlüğüne, kuralların işleyişine ve hiyerarşinin kutsallığına adamış olması gereken bir kimlik...
İşte yazının tam da bu kısmında net ifadeyle bir kez daha soralım o zaman;
Adliye koridorlarında 'Kanun' diyen, mahkeme salonlarında 'Usul' arayan bir hukukçunun; siyaset sahnesine çıktığında koskoca devletin mülki amirini, yani kuralların uygulayıcısını yok sayması tam bir ironi değil midir?

Hikayemiz güzide ilçemiz Yenişehir’de geçiyor...
Tarih 26 Mayıs 2025!...
İYİ Parti’nin bir önceki İlçe Başkanı Ahmet Gürsoy’un istifasından sonra, partinin 'Ağır abileri' harıl harıl yeni bir isim arayışına girerler.
Aranan kanın, hem genç, hem de 'Söz dinleyecek' cinsten olması koşullarıyla tabii ki ...
İşte o arayışlarının sonunda genç Meclis üyesi Avukat Ali Çağrı Sal’a, “Yürü ya kulum, arkanda biz varız” derler. O da abilerinden aldığı bu büyük 'Teveccüh' ile yola çıkar ve hızlı bir yürüyüşe başlar...
Hani derler ya, 'koltuk, önce emanet edildi' diye...Ali Çağrı Sal da önce emaneten atanarak koltuğa oturur ve 5 ay sonra yapılan, rakipsiz ve tek adaylı kongrede de 'seçilmişliğe' terfi eder.
Bir kez daha dikkatinizi çekiyorum sevgili okur; söz konusu kişi meclis üyesi bir hukukçu....Yasayı, nizamı ve devlet hiyerarşisini en çok bildiğini düşündüğümüz kişi.
Amma velakin yaşanacaklar ne yazık ki bu düşüncenin tam tersini gösterecektir ve de
Ali Çağrı Sal, avukatlık cübbesini adliye sarayında bırakıp siyaset sahasına indiğinde 'abilerinin' çizdiği yanlış bir yol haritasında yürümeyi seçecektir.
Aslında siyasilerin hemen hepsi çok iyi bilir;
Parti tüzüklerinde 'meclis üyesi ilçe başkanı olamaz' diye bir ibare belki açıkça yazmıyor olabilir; ancak ortada kapı gibi de bir kanun vardır...Ya ilçe başkanı olarak siyasi kimliğinizi yürütürsünüz ya da meclis üyesi olarak yerel yönetimin bir parçası olursunuz. İkisi bir koltuğa asla ve kat-a sığmaz...Sığdıramazsınız!...
İşte Yenişehir siyasetinde yaşanan bu aykırı durum, bir nevi 'çifte koltuk' merakı ve kanunsuzluk, nihayetinde bir şikayete mevzu olmuş....CİMER üzerinden yürüyen sürecin sonunda da , Yenişehir Kaymakamlığı’na çok kritik bir yazı ulaşmış...
Yazının altındaki imza da tahmin edeceğiniz üzere tanıdıkmış.Vali Yardımcısı Hulusi Doğan'ın imzası...O Hulusi Doğan ki Yenişehir’in eski kaymakamı, ilçenin her sokağını, her dengesini bilen bir devlet adamı...

Edindiğim bilgiye göre; Valilikten gelen yazıda ise özetle şu deniliyormuş:
“5393 Sayılı Belediye Kanunu uyarınca Danıştay’a bildirim yapılmıştır. Adı geçen Belediye Meclis Üyesine (Ali Çağrı Sal) sorulsun: Bu görevlerden hangisini sürdürmek istiyor? Gereği yapılsın ve Valiliğimize bilgi verilsin.”
Tarih 27 Şubat 2026....
Devletin en üst karar vericisi, bir hukukçuya en temel yasayı hatırlatıp şunu söylüyor: "Seçimini yap!"
Bugün gelinen noktada tarihler; 24 Mart 2026'yı gösteriyor.
Ali Çağrı Sal o günden bu güne ne yapıyor peki? Devletin resmi makamından ciddi bir uyarı almasına rağmen tam bir aydır kılını bile kıpırdatmadan her iki göreve de devam etmekte ısrar ediyor...
Bitmedi;
2025 Mayıs'ından bu yana bir yıla yakın süredir de Çağrı Sal Kendisi de bir avukat olmasına ragmen hukuksuzca her iki makamı da üzülerek ifade ediyorum; işgal ediyor!...
Hani 'Ne yardan, ne serden' vazgeçmek olmaz diyor Ali Çağrı Sal!...
Oysa bir avukatın, Danıştay 8. Daire Başkanlığı’ndan gelen yazının ağırlığını, o yazının ekindeki hukuki yaptırımı bizlerden çok daha iyi bilmesi gerekiyor.
Ali Çağrı Sal gayet rahat her iki koltuğa da geniş geniş kuruladursun Yenişehir'de malum vaziyetle ilgili neler konuşuluyor ? Daha doğrusu hangi sual soruluyor sizce peki?
O soru aynen şu;
İlçe Kaymakamlığı Valilik'ten gelen yazının gereğini acaba ne vakit yapacak?
Gelişmeleri takipteyim ...Kanımca bu sorunun yanıtını da çok değil kısa süre sonra aklınızda yeni soru işaretleri bırakmadan bizzat veririm.
Yeni yazıya değin kalın sağlıcakla....