SON DAKİKA
Hava Durumu

19 MAYIS: EGEMENLİĞİN SEMBOLİK TEMSİLİ

Yazının Giriş Tarihi: 18.05.2026 18:47
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.05.2026 18:47

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramında "Egemenlik" kavramının geçmişten devredilen bir hak değil geleceğe taşınan bir emanet ve sınırları “geleceğin hakkını gözetmekle” çizilmiş bir yetki olduğunu yazdım. Ama bu emanetin gerçekten devredilmediği, sadece öyle gibi gösterilmeye çalışıldığı ortaya çıkıyor konu gençlere gelince.

Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışı, egemenliğin bedel ödemeyi göze almasıdır. Fakat günümüzde böylesine bir irade; sözcüklere, birkaç saatlik törenlere sıkıştırılmıştır. Bu törenlerde her yıl gençlerin dinlediği ”Gelecek sizsiniz”, “Ülke size emanet” söylemleri; onların ekonomik bağımsızlıktan yoksun oldukları, karar mekanizmalarının dışında kaldıkları ve kendilerini özgürce ifade etme alanlarının daraldığı gerçeklerini değiştirmiyor.

Emanet dediğimiz egemenlik, yetkiyi hala güçlülerin eline bırakırken sorumluluğu da gençlerimizin sırtına yüklemiş olmuyor mu?

Modern siyaset adaleti, yalnızca eşit haklar değil, eşit fırsatlar olarak tanımlar. Ancak gençlerimizi “eğitimde eşitsizliğin, gelir dağılımında uçurumların, fırsatlara erişimde sınırlılıkların olduğu” bir ülkede yaşatıyoruz. Atılan nutuklarda verilen egemenliği, gençlerin kullanabilecekleri bir alan yok!

İnsan faaliyetlerini “İş, emek ve Eylem” olarak tanımlayan Hannah Arendt’e göre eylem; ancak başkalarının önünde, kamusal alanda konuşma ve davranış yoluyla gerçekleşir. İnsanın sadece kendi çıkarları, ihtiyaçları ve tüketimiyle uğraştığı "sosyal" alana hapsolması, kamusal alandaki gerçek politik eylemi yok eder.

Karar süreçlerinin dışında, söz hakkı neredeyse olmayan gençlerimiz için egemenlik, sadece “izleyici” olacakları bir güç haline gelir. Çünkü egemenlik temsil edilmek değil eyleme dökebilmektir. Gençlerimizin bütçe, eğitim plan ve programları, kentleşme politikaları ve medya üzerinde geçerli etkileri ve yetkileri olmadıkça “izleyici” konumları devam edecektir.

Hans Jonas kendini savunamayacak olan gelecek neslin hakkını, bugünün vicdanına emanet eder. Bizler ise gençlerimize derin ekonomik belirsizlikler, çevresel kriz ve toplumsal kutuplaşma gibi çözemediğimiz yığınla sorun bırakıyoruz. Sadece yemek, uyumak gibi ihtiyaçları karşılayarak hayatını sürdürme çabasına mahkum edilen gençlerimizi, düşünmeden hareket eden otomatlara dönüştürdük. Gerçek hayattaki sorunlarına kendilerince çözüm bulamayacak, çoktan seçmeli cevap arayacak hale getirdik. *Dünyayı güzelleştirerek yaşayabilecekleri ortak bir alan olarak görmeyi bilmiyorlar artık.

Eğitime ve ekonomiye dair politikalarda fikirleri alınmayan gençler işsiz; halka değil şirketlere güzellikler yapanlar nedeniyle evsiz; yaşayacakları doğayı sonsuz bir kaynak gibi hor kullandığımızdan havasız; sentetik ve hormonlu gıdalarla büyüttüğümüz için besinsiz haldeler. Hatta yine yaşlıların kararları ile kendilerinin olmayan savaşlarda hayatlarını kaybediyorlar.*

Sonuçlarına onların katlanacağı kararları, onları hiç hesaba katmadan bugün bizler belirlemeye devam ediyoruz.

23 Nisan’ı bir vaad olarak nitelersek eğer, 19 Mayıs bu vaadin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini belirleyen bir sınavdır, eşiktir. Görünen o ki egemenliği anlatıyor, sembolik olarak kutluyor ama yaşamıyor ve yaşatmıyoruz…

Gençlerle ve Sevgi’yle kalın…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.