Antik Roma mitolojisinde geçmişle gelecek arasındaki mecazi kapıları veya geçitleri, yani bir zaman diliminden çıkıp yeni bir şeye geçişin eşik alanını elinde tutan özel bir tanrı vardır: Janus. Yeni bir yılın başlangıcı olan ilk aya (January) ismi verilen ama diğer mitolojik tanrılara göre az bilinen Janus yaşam/ölüm, başlangıç/son, gençlik/yetişkinlik, kırsal/kentsel, savaş/barış ve barbarlık/medeniyet gibi hem somut hem de soyut ikilikler arasındaki geçitlerden sorumludur. Bu nedenle biri geçmişe, diğeri geleceğe bakan iki yüz ile sıradışı bir görüntüsü vardır: Tanrısı olduğu kapıların da iki tarafı olduğu gibi…
Kapı bir alanı diğerinden ayıran ama aynı zamanda bu iki alanı birbirine bağlayan bir eşiktir. İçeriden dışarıya, dışarıdan içeriye geçiş ya da engel, sıcak-soğuk gibi doğa olaylarına veya yabancılara karşı koruma gibi birçok işlevi sessiz sedasız yerine getirir. Bunlarla da kalmaz. Bulunduğu yapı ve sahibi hakkında da bilgi verir: Saraya, dergaha, hana, hamama, camiye ya da kiliseye mi gideceğinizi; kralla ya da dervişle, imam ya da papazla karşılaşacağınızı bildirir. Kullanılan materyali, üzerindeki işlemeleri, tokmağı ya da zili içerisi ve içerdekiler hakkında özet bilgi geçer: Yaşam bir sinema filmi olsa, en usta ellerden çıkmış bir fragman olurdu kapılar... Ancak açıldığında bir hikayeyi değil hafızayı başlatan kapılar vardır.
Geçitlerin tanrısı Janus zamanın kapılarına hükmederken 2019 yılı aynı adlı filmdeki "Kapı" unutulmuş bir topluluğun hafızasının bekçisidir ve Berlin'de kapanırken Mardin'de açılır. Görev tanrılardan alınıp tarihin tozlu ellerine bırakılmıştır. Buradaki kapı içerdekini koruyan, dışardakini engelleyen değil, unutulan geçmişi gözlerimizin önüne hatta vicdanımızın terazisine bırakandır.
"İki kapılı han" denilen hayatta her daim eşikler ve kapılarla sürer yolculuğumuz. Bir kapıdan geçerek geldiğin hayatta attığın her adımda yeni bir kapıyla karşılaşırsın: çalışıp didinip bir ekmek kapısı ararsın; elin ekmek tutunca ancak içerden açılabilen gönül kapın aralanır ve yeni bir eşikten geçersin el kapısında; bedenin nefesinin sonlanacağını umarsın cennet kapısında...
Ama belki de en sessizi vicdanlarımızın kapısıdır, anahtar değil yüzleşme bekler açılması için. Unutulmuşların ya da unutturulmaya çalışılanların hatırlanması gerekir. Filmdeki aranılan o kapı kolektif bir vicdanın sınırıdır. Eşiğine geldiğin kendi vicdanındır: neyi göreceğin ya da görmezden geleceğin senin terazine kalmıştır ve bu kapının vaadi huzur veya mutluluk değil sadece hakikattir. İnsan Tanrı olmayı arzular ama Janus iki yüzüyle geçmiş ve geleceği kontrol ederken biz insanlar kendi seçtiklerimizi hakikat kabul ederiz. Ancak karanlıkta kalır sırtımızı döndüklerimiz ve ne kadar bastırsak ya da inkar etsek de yok olmazlar. Geleceğimizi şekillendiren bu karanlık tohumlarla birlikte yaşarız ama vicdan kapısı bizleri hep o yüzleşmeye çağırır şekilde aralık kalır.
Geçmişimizi öğrenerek tarihi, oradaki sorumluluklarımızı bilerek vicdanımızı, yüzleşerek bugünümüzü ve geleceğimizi temizlemek ümidiyle...
Sevgi'yle kalın.