Emeğin, Vicdanın ve Direnişin Adı: Kadın

Yazının Giriş Tarihi: 08.03.2026 10:37
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.03.2026 10:39

Dünya büyüyor.

Şehirler yükseliyor, teknoloji gelişiyor, insanlık ilerlediğini söylüyor.

Ama bütün bu ilerlemenin ortasında eksilen bir şey var: vicdan.

Her gün yeni bir haber düşüyor hayatımıza.

Bir kadın öldürülüyor.

Bir çocuk istismar ediliyor.

Bir haksızlık görmezden geliniyor.

Sonra hayat kaldığı yerden devam ediyor.

Akıl yerinde.

Hesaplar yapılıyor, planlar kuruluyor, sistemler işliyor.

Ama vicdan…

Vicdan artık bu çağın en eksik tarafı.

İşte tam da böyle bir dünyada kadın olmak yalnızca bir kimlik değildir.

Çoğu zaman başlı başına bir direniştir.

Çünkü kadın, hayatın en ağır yüklerini çoğu zaman sessizce taşır.

Bir evin düzenini kurar, bir çocuğun karakterini yoğurur, bir toplumun geleceğine dokunur.

Ama bütün bunların ortasında çoğu zaman görünmez kalır.

Oysa tarihe dikkatle bakıldığında başka bir gerçek daha ortaya çıkar:

Bir toplumun vicdanı, kadına verdiği değerde saklıdır.

Kadının değersiz görüldüğü toplumlarda merhamet küçülür.

Kadının susturulduğu yerlerde adalet zayıflar.

Kadının emeği yok sayıldığında ise insanlık kabalaşır.

Ama tarihin başka bir tarafı daha vardır.

Kadın yalnızca ezilen değildir.

Aynı zamanda ayağa kalkan, yeniden kuran ve insanlığı ayakta tutan güçtür.

Bir anne çocuğuna merhameti öğretirken,

bir öğretmen sınıfında adaleti anlatırken,

bir kadın haksızlığa karşı sesini yükseltirken…

Dünya biraz daha insan kalır.

Yarın takvim 8 Mart’ı gösterecek.

Bugün dünyanın birçok yerinde kadınlar yine işlerine gidecek.

Sınıflarda ders anlatacak, hastanelerde nöbet tutacak, fabrikalarda çalışacak, evlerinde görünmeyen emeği sürdürecek.

Aslında her gün yaptıkları şeyi yapmaya devam edecekler.

Ama 8 Mart’ın arkasında yalnızca bir takvim günü yoktur.

Sanayi çağının sert fabrikalarında, uzun çalışma saatleri altında ezilen kadın işçilerin mücadelesi vardır.

1857 yılında New York’ta bir tekstil fabrikasında çalışan kadın işçiler daha insanca çalışma koşulları için greve çıktıklarında kapılar üzerlerine kilitlendi.

Çıkan yangında 129 kadın işçi hayatını kaybetti.

Bu tarih yalnızca bir trajedi değildir.

Aynı zamanda emeğin, eşitliğin ve insan onurunun hatırlatılmasıdır.

Çünkü kadınların mücadelesi yalnızca cinsiyet meselesi değildir.

Aynı zamanda emek meselesidir, adalet meselesidir, sınıf meselesidir.

Bugün hâlâ dünyanın birçok yerinde kadınlar aynı gerçeği dile getiriyor:

Eşitlik bir lütuf değildir.

Adalet bir ayrıcalık değildir.

İnsan olmak pazarlık konusu değildir.

Vicdanın eksildiği bir dünyada kadın olmak bu yüzden yalnızca bir hayat biçimi değildir.

Bazen susmamak,

bazen yeniden ayağa kalkmak,

bazen de herkesin unuttuğu insanlığı hatırlatmaktır.

Çünkü vicdanın azaldığı bir çağda kadın olmak,

insan kalmanın en güçlü direnişlerinden biridir.

Ve belki de bu yüzden 8 Mart yalnızca kadınların günü değildir.

8 Mart; emeğin, vicdanın ve direnişin hafızasıdır.

Emeğin değer ve saygı gördüğü, eşit ve adil bir bir dünya özlemiyle

Dünya Emekçi Kadınlar Gününüz kutlu olsu!

Emeği ve direnciyle var olan tüm kadınlara selam olsun…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.